
Hava süperdi Cumartesi günü. Bizde Rukk ile önce Taksimde kahvaltı ettik (aslında her haftasonu aynı yerde kahvaltı ediyoruz, Tünel karşısında çay evindeyiz.) sohbetti çaydı derken deniz havası alalım istedik ve Karaköye indik. Muhteşem bir koku iyot kokusu. Solumuza Paşabahçe vupurunu (ki bu vapur diğerlerinden daha hızlıymış çünkü daha önce savaş gemisiymiş) sağımıza İstanbulu alıp yayıldık banklara. Açık havayı çok daha fazla seviyoruz yani alışveri merkzleri bizi boğuyor. Ben bir gün önce Gülhane parkına gitmiştim. Tabi uzun zamandır gitmiyordum, “düşüncem harbiden hayvan çok orda” idi. Ama bir gün önce tamamen değiştiğini gördüm. Mükemmel olmuş, kesinlikle tavsiye ederim
Bi arkadaşım evleniyordu (aslında arkadaşım değil götün eki ama buraya “götün teki evleniyordu” diyerek yazmak biraz garip olacağı için böyle yazdım.) ona yardım ederken ben bu banyo takımını ve aşağıdaki yatak odası takımını buldum.
Banyo değilde, bunu kesin yaptıracam kafaya taktım. Ama o yatak örtüsü konusunda kesin birşey söyleyemem insanın derisine batar o be. :D Bu bayağı tuzluyda yanlız onu hatırlıyorum.
Eğlence olurda ben oda olmam mı..? :D Hıdırellez şenliklerinde Ahırkapı”daydık. Ben zaten doğuştan çingene olduğum için hiç zorluk çekmedim adapte olmakta. Güzel bir mekan var, sadece bu şenliklerde açılıyor. Konser alanı gibi bir yer. Bu alanda Seferat vardı, çoştuk eğlendik. Tabi birde angutluk vardı yaptığımız. Bira içtik ama baktık kesmedi lan dedik şarap içelim. Tabi şarap yok piyasada. Arkadaş gitti (zaten orda oturuyor) buldu ama adı yok markası Hakan (Baba sanki bodrumda yapmış şarabı). Tam açacaz baktık şişenin ağzında mantar. Peh aq açacaz ama neyle..? Kavaklıderenin standı vardı gitti açtırmaya bizimkisi ama adamlar fıçıyla getirmişler şarabı eheheh döt oldu geldi bizimki. Tabe devreye hemen ben ve heryere giren güççücük ellerim girdi. Bi parmakladım şarabı gaza geldi içine düştü mantarı. :P Ha tabi o şarap yüzünden azımız dötümüz kaydı ayrı mevzu.
Tabi acayip bir kalabalık var, Burhan Öcal konseri vardı ama giremedik kalabalıktan. Bizde sokak aralarında küçük gruplar olarak eğlenmeye devam ettik. Bir kahvenin önüne geldik. Kahve yani bildiğimiz mahalle kahvesi. Adı muhteşem ama, Sansan Café. :D yani temayı sizi düşünün. Ama içerisi hatun kaynıyor, anam yıkılıyor kalçe (“kalçe”, kalçanın daha küçük ve sert olanı :P) çevirenler göbek atanlar sanırsın MTV de klip oynuyor. Herkesinde kafası bir dünya. Neyse dışarıda bir sahne sahnede çalan söyleyen bi ton insan. Bizde kenarda kıvırdık, gelene geçene baktık, içtik. Bir hatun vardı yanlız nasıl oynuyor anlatamam. :P Zaten arkadaş “hadi bitti dağılın len” diye baırdığında ben “bitmeziiiin noooluuuur” diye zırlanıyordum. Seneye daha hazırlıklı olarak gitcem kesin. Tabi o kadar içtik, tanrıda dualarımızı kabul etsin. Amin.
23 Nisanda Büyükadaya gittik. Aya Yorgiye. :) Dilek diler olduk, şu aq uğursuzluğu gitmedi üzerimden. Yaptık böreğimizi çöreğimizi çıktık yola. Anam ne kalabalık ne kalabalık anlatamam. Tatil ya birde abowww herkeşler doluşmuş iskeleya. Ahanda vapurun hali gayrısını siz dülşününü.
Tam adaya yaklaştık bu amca çıktı ortaya. Yaş 80 ama deli jet ski kullanıyor. Arkadaşım adalı, o söyledi yaz kış binermiş dedem buna. :D
Çok sayıda insan vardı. Biz yürüye yürüye çıktık. Pucca kesildi bazen ama olsun. :P Bide faytonun altında kalma ihtimali var öküz gibi kullanıyorlar.
Herkez makara çzöüyor yolda yürümek bile imkansızdı ya. Artık ne dilediyse, örgü makinesi için olan makaralardan çözen vardı ya. :D Bide bi yengem zengin koca istemiş, yanımızdan geçerken duyduk. Ama teyzem enkaz. :D Görünen köy hesabı. ama inşallah olur. dileği.
Ne dilediğimi söylemicem, Pucca'da diledi bende. Ama söylemedik birbirimize ne dilediğimizi. Bi de bu mumlar o kadar rüzgara rağmen sönmedi. Çok manalı geldi bana. ;)