Cuma, Nisan 25, 2008




Tikkat tikkat..!




Bazı arkadaşlarımdan önceden daha değişik yazmadığım ve farklılıklar arz ettiğim, misal daha az empati yaptığım yada daha az komik olduğum ile ilgili yorumlar aldım. Oki kabul ediyorum, zaman içinde çok hızlı değişimler yaşıyorum. Hayatımda yazdıklarımda değişiyor, bu da doğal olarak yazılara yansıyor. Şimdi ben hiç birşey istemedim buradan hiçkimseden. İlk kez birşey istiyorum. Bana düşüncelerinizi yazar mısınız..? Nasıl olsa daha iyi olur..? Yada önerilerinizi paylaşın. Çok kişinin okuduğunu hiç düşünmedim, en azından 2 tane öneride gelse benim için kafi.








Çok teşekkür şimdiden...



Yazma Saati
11:48 ÖS




Zamanın eli değdi bize
Çoktan değişti her sey
Aynı değiliz ikimiz de
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilufer
Sevgisizliğine bir kalp verdim
Artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını
Artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı
Yokluguma emanet et sen de benden kalanlari
Her şeyi al bana beni geri ver
Bir şansım olsun
Başka yer başka zaman
Sensiz ömrüm olsun
Her şeyi al bir şansım olsun
Başka yer baska zaman
Sensiz ömrüm olsun
Her şeyi al..
Sensiz ömrüm olsun..
Ah şimdi Beerportta olacaktım ki...

Yazma Saati
11:42 ÖS

Perşembe, Nisan 24, 2008


Abi bu ülkede bir uzmanlar furyası var hiç anlamam.

- Uzmanlar gribe dikkat çekti

- Uzmanlar uyardı

- Uzmanlar fazlasının zarar verdiğini bildirdi

- Uzmanlara göre...

- Uzmanlar soktu uzmanlar çıkardı

:D lan olm nerenin uzmanı bunlar..? Uzmanlar kahvesi var misal, orda bütün gün pişpirik uyarıp çay tazelenincede uyarıp müdahale mi ediyorlar bizlere..? Dünyanın neresinde var böyle birşey ya..? :D Lan bizde biçok şeyin uzmanıyız ama kendimize saklıyoruz... :P Efenimmm..?

Yazma Saati
10:18 ÖS



Şimdi ben evdeyim ya. Arada bir huyumu değiştirip tv izliyorum. KAdın programlarına bakıyorum. Ama en çok dest-i izdivaç. Azgın teke tüke tüfe vs hepsi orda. Yıkılıyorum izlerken. Geçen bir açtım anaaaaam. Başlığa bak. İsmini vermek istemeyen izleyici : bir salatalık yüzünden kan davası çıktı 30-40 kişi öldü. Yuuuh, çüüüüş lan hangisi daha hıyar anlamadım ki..? Artı nerden biliyorsunuz ya hıyarı adam ötekinin kıçına sokmaya kalktı..? Ben bunun geyiğindeyim anaaaam altaki ekran.


Abi yazı aynen şu. KArşı taraf barışmak istiyor ama ailemizde bir kaç kişi brışmayı kabul etmiyor.
-Olamaz layynn benim kaynımın götüne hıyar sokanın yaşatmam layyn.
:D
Birşey demiyorum Türk kadını akıllıdır izlemez böyle şeyler... :P

Yazma Saati
9:29 ÖS

Çarşamba, Nisan 23, 2008


Efeeet, Atonica tatilde olurda organizasyona katılmaz mı..? Off Road On Touareg'den sevgiler saygılar. :D Şahane bir Cumartesi ve ben yollardayım. Len evde oturup napcam, torpilliyim yavrular ben.


Şimdi bu aracı kullandım ben. Tahmini 3 ton. Tamamen Wreck giydirilmiş ve altında bile çelik korumalar var. Zaten güzel makineydi daha da bir vahşileşmiş.


Tabi eğitim almadan olmazdı. Ama çok yararlı oldu. mesele ben hep karlı yolda 1 ile giderken 2 ile gitmenin daha iyi olacağını yeni öğrendim. Ayrıca insan bu tarz eğitimler alınca hakikaten hödük gibi araba kullandığını anlıyor. Faydalı olmaması imkansız.

Yedim annem yedim. Ökküzler gibi yedim. Kırmızı et, beyaz et, sarı et, siyah et... Hepsinden yedim. Pişmanda değilim.



Bende kendi açımdan bakıyorum dünyaya ne var alalala. :P


Yenisi çok hoş. Ve bu arabanın kokusuna bitiyorum. Muhteşem gliyor. Sanırım ciddi sorunlarım var ...

Abi ne tepe, ne çamur. Tank gibi şerefsizim. Ben w10 motorunu kullanmıştım. Tork canavarı, hani şu Boeing çeken. Ama arazide bu kadar mahteşem olduğuna ilk kez şahit oldum. Korkunç zevkli bir araç.

Ciddi organizasyon vardı. Ama en zibidileri bendim, kıçta eşofmanlar felan. Kıl kıl baktılar zaten. Pekk çokda tınnn.



Abi ben bi geçtim bu parkurdan, benden sonra bozuldu. Önce bir araç çamura saplandı kaldı, sonra bu aracı kullanan hatun sağ ön lastiği yardı. :D Lan maşallah dediğim 40 gün yaşamıyor be. Genede hoştu, bir de sertifika verdiler, belgeyle konuşuyorum yani. :D Eylemlarim sürecek...


Yazma Saati
8:58 ÖS

Cuma, Nisan 18, 2008



Bazı insanlar vardır, oksijen gibidir. Onlrsız yapamazsın onlarsız yaşayamazsın. Bazı insanlar vardır tuvalet kağıdı gibidirler, kıçını silersin ve atarsın. Arkasından bakmazsın bile. O sessizce delikten ait olduğu yere gider. Üzerindeki bok, kanalizasyondaki ile buluştuğunda hak yerini bulmuştur. Bu tür insanları anlamak çok kolaydır. En önemli özellikleri çok çabuk samimi olmalarıdır. O kadar çabuk, kanka, sevgili, dost, arkadaş konumuna sokarlar ki kendilerini, sen bile şaşırır kalırsın. Bu internette olur, feysbukta olur, blogda olur, evde olur, bokakta olur, işyerinde, metroda, handa, hamamda, nefes alabileceğin heryerde. Eğer canın daha önce bir kere bile yandıysa hemen anlarsın paraziti ve “sie” dersin. Ama anlamıyorsan, anlayamıyorsan işte başın şimdi belada. Bu durumda bir 3. pozisyondan bahsetmek gerek. Daha önce anlamamışsındır, kazık yemişsindir ama tekrar aynı kazığı yemek için koşar adımlarla duruma ilerliyorsundur. Bunun iki sebebi vardır. Ya aptalsındır yada insan evladısındır. Zaten aptallıkla insan olmak arasında çok ince bir çizgi vardır. Vicdanlısındır. 3 kere, 5 kere yada 15 kere kazık yemişsindir ama dersin “yok artık bu da olamaz heralde”. Olur. Bak oldu bile. Bu tarz insanlara “Soğan Zarı” diyorum ben. Bünyeye hiç bir faydası yoktur soğan zarının. Zaten mide bile öğütmez. Aynen kıçından dışarı atarsın. Zaten mideye asıl hazımsızlık veren de budur. O zaman ne yapacaksın, kaç kilometre uzakta olursa olsun, hayatındaki en güzel, en yakışıklı insanda olsa, her ne iş yaparsa yapsın, her ne kadar çok parası olursa olsun, soğanı yerken zarını çıkaracaksın. Ve atacaksın tuvalete.

Bu tip insan müsfetteleri, seni ne kadar çok sevdiklerinden bahsederler, sen onlar için vazgeçilmezsindir. Biricik aşkı, dostu arkadaşısındır. Sensiz bir hayat düşünemezler. Ve istemeye, zehirlemeye başlarlar. Yavaş yavaş, sakince, seni uyandırmayarak. Sanabir lakap takarlar. Kiki, pisi, tiki, ziki, gibi bir şey olur bu. Paralize olursun, gözlerinde açlığı görürsün, ama elini kpırdatamazsın, “aradığım budur” dersin ama aslında boku yersin. “Belki bir gün dürüst olur” dersin. Beklenti içine girersin, o sürede o seni sömürür. Ben diyorum ki, “Yabancıyı vurmaktan korkmayacaksın”. Acımayacaksın, çünkü emin ol o senin kanını emerken hiç acımayacak, sevgini çalarken hiç merhamet etmeyecek, vicdanı hiç sızlamayacak. O davranmadan sen davranacaksın. Tam alnını çatından vuracaksın, yere düşerecek, beyni darmadağın olacak. Kafanı kaldıracaksın ve hiç görmediğin güneş ışığı yüzüne vuracak, gözünü alacak. Tekrar bakacaksın yerde yatan pisliğe ve tükürüp devam edeceksin. Yüzündeki gülümseme..? Işte ben sana onu burada tarif edemem…

Yazma Saati
8:10 ÖÖ

Perşembe, Nisan 17, 2008



I will survive isimli güzide eserde bir söz var, “You are back from outerspace”. Ama ben aslında orada oturuyorum. Kendime ait dünyam var benim, insanlar bu dünyada kendilerine ait adaları, atları katları ve yatları olunca gururlanıyorlar. Ama benim kendime ait dünyam var, ben çok daha şanslıyım sanırım diğerlerinden. Trend manyağı değilim, ayakkabılarda, tshirtlerde yaşamıyorum. Kanlı ve aynı zamanda 8 canlıyım. (1 canımı geçen yaptığım trafik kazasında kaybettiğimi söylemiş miydim..? Ha Sanırım söylemiştim). Buranın hükümdarı benim. Atonica gezegeninde herşey bedavadır , eğlence en sevdiğimiz şey . Zamanı düzgün değerlendiririz biz. Boşa zaman harcamayız, yada harcarız ve o zamanda bile eğleniriz. Hayatımızda en mutlu olduğumuz an, mahşerin 3 atlısı ile görüştüğümüz zamandır. Midye dolma, kokoraç, ve bira. Bu dünyada insan ilişkileri mükemmeldir. Beğendiğimizi içimize alırız beğenmediğimizi siktir ederiz. Kimse kimseye muhtaç değildir ve imparatorumuzun bile bir altırnatif vardır. Kapı hep açıktır bizde, çünkü asıl önemli olan Atonica Gezgeninin varlığının baki kalmasıdır. İsteyen başka gezegene gidebilir serbesttir, zaten bugüne kadar gidene kal denilmemiştir.

Hayat zordur, ama genede zorluktan bile bir eğlence, bir ders çıkarmasını biliriz. Çok büyük beklentiler yoktur, uzun vadeli planlaerda yoktur. İyi yada kötü anı yaşarız. Yarın..? Kimin umrunda, yarının umrunda olmadığımızı da biliriz. Güçlüyüzdür ama kırıldığımızda olur sonuçta çabuk toparlanırız. Etrafımıza güleriz ve devam ederiz. Bu dünyaya kimsenin zarar vermesini istemeyiz ve izin vermeyiz. Deneyende bedelini çok ağır öder. Hayat dediğim gibi eğlenceli ama zordur. Zaten herşeyin bir karşılığı yok mudur hayatta..?. Diğer gezegenlerle ilişkilerimiz iyidir, sık sık ilişkiye gireriz. Zaten bu gezegenin insanları her anlamda ilişki kurmada oldukça başarılıdır. Burda din dil ırk ayrımı yoktur, herkes eşittir. En belirgin özelliğimiz gözlem gücümüzdür. İzleriz izleriz ve izleriz. Ve duruma göre haraket ederiz. Statik değil dinamik bir yapımız var yani. Yağmurlu havada suyun ıslatışını, kurak havada güneşin yakışını bile olgunlukla karşılarız ki evrensel yasa bunu emreder. Ha hepimiz sıcağı çok severiz çünkü hepimizin cehennemde yanıp, dişlerimizi gıcırdatacağını biliriz.

Bu kadar eğlenceli bir yerde yaşamanın düzeni nasıl sağlanır peki..? Çok sert kurallarımız vardır. İnsanları aldatmanın, yalan söylemenin, arkadan konuşup dalavere çevireni çok ağır şekilde cezalandırırız. Bu maddi yada manevi tazminat davalarıyla olur. Nerede oldukları hiç farktmez, ceza er yada geç verilir. Bu fiziksel şiddet kullanılarak değil tamamen manevi güçlerle verilir. Sanırım buna sizin dünyanızda “Negatif Elektrik” deniliyor. Verilen cezadan sdnra hiç suçluluk duyulmaz, hakim ve savcılarımız çok acımasızdır. Gezegende en sevilen spor futboldur. Ama Fenerbahçeli olmak kanunlarla yasaklanmıştır, dediğim gibi gereksiz olaylara gerek yoktur burada. Havkesinlikle Kapuska, Kereviz Pırasa ve Yer Elması bitkilerinin yetiştirilmesine izin verilmez. Bu bitkileri yiyenlerin damaksız olduklarına inanırız. Benim yaşadığım yer böyle bir yer, peki senin yaşadığın yer nasıl bir yer..? J Şimdilik salıcakla…

Yazma Saati
10:57 ÖS

Cuma, Nisan 11, 2008



Bu nasıl bir altyazı ya. :D I am Legend diyorsun yani..? :D

Yazma Saati
3:14 ÖS

Perşembe, Nisan 10, 2008



Eheheh anısı var buranın. Mesela karton jilet duvarlarını unutamıyoruz. Bu kadar ince ve ses geçiren bir duvar ömrü hayatımda görmedim. :D Hoş pek görecek halimde yoktu ya neyse...
Birde lobi diye adı geçen yerde bir pala bıyıklı amca vardı, ağzında sigara yüzünde 'hemmm bu buna gayacak şimdi' bakışı ve süzüşü inanılmazdı. Manzara şahane, uzaktan da olsa deniz görüyor, yani çok garip bir tecrübeydi : P TAbi arkadaşımın yıllarca kullandığı odayı bize vermeleri bir garip ediyor adamı. eheheheh.

Yazma Saati
12:53 ÖS



İlk olarak Ezikbahçeye ne zamandır geçirmediğimi farkettim. Meğer malzese biriktiriyormuşum. :) Şimdi bu konuları ele alalım.

Tranfer Bombaları

Her sene ibne basının götünden uydurduğu bir sürü yalan tranfer haberi çıkar

- Fener Ronaldinhoyu alıyor
- Fener Henry ile prensipte antmaştı
- Eto Feneri bekliyor


Ama sonunda ancak zükümü alırlar 35 yaşında roberta carlos gelir kadar. :D

Ha birde bunların bir huyu, kendilerinden giden futbolcularada yalakalık yapmak

- Anelka, içimizden biri
- Van Hoojdonk (aq adı bile bi zikindirik) evine döndü

Beceriksizlik ile salaklığın birleştiği nokta: FB

Avrupanın Yeni Çokoprensi

Sonra Avrupa Kupalarında Galatasaraya karşı her alanda olan eziklikliklerin en büyüğünü bir nebze geçiştirmek için yeni yeni isimler bulurlar. Mesela en çok güldüğüm

Avrupanın Yeni Prensi

Çoko Prens aq başka bi bok değil. Lan adam mı oldunuz ha, hakemler ligdeki gibi yardım etmeyince zük bile değilsiniz len. Aha götünüze baka baka dönersiniz işte. Artı o çıkabildiğiniz yere 2001 yılında biz Real Madrite elenerek veda etmiştik, ama 1 sene önce 2 kupa almıştık, lan siz ne aldınız ..? Neden peki bu kadar nefret ediyorum bunlardan. Çok basit. Bunlardan kaç tane adam tanıyorum arsenal forması ile maç izleyen. Kendileri o kadar komplaksli ki başka hiçbir takimi sevmezler, kendilerini bi bok sanır üstün görürler ama kaptanlarını dövecek kadar da şerefsizler. İşte o yüzden 70 yaşındaki babam bile Chealse gol atınca bağırdı. Rum takımı ile oynasa Rum takımını desteklerim. Banana Republic forever...

Son olarak bunu daha öncede yazmıştım ama kapak olsun

Bazen ... Nefes almak degildir , yaşamak... O'nunla gülüp, O'nunla ağlamaktır... Sarı - Kırmızı olmaktır , her an O'nu solurcasına... Bazen ... Özgürlük , çimlerde koşmak değildir... Sevdası uğruna prangaya vurulmaktır... Hep O'na tutuklu kalmışcasına... Bazen ... Başarı... Para , Kupa kazanmak değildir... Insanların yüreğine dağlanmaktır ... Damarında , kanında yaşarcasına... Bazen ... Imparatorluk , ülkeleri ele geçirmek değildir... Bir Meşin yuvarlakla , Yürekleri fethetmektir... Sınır tanımadan hüküm kurmaktır , Milyonlarcasına... Bazen... ASLAN , bir hayvan değildir... Bir Simge , bir Semboldür ...Tarfsız güçtür ... Ruhundaki asalete yazılmışcasına... Bazen ... Cehennem...Öbür dünya değildir... Taraftarla cosmuş , SAMIYEN'dir ... Alev alev yanarcasına... Bazen ... Imkansız ...Olmaz degildir... 7 kisi 7 Sıfır yenmek , Ağları delmek , sampiyonluktur Milenyumda ... Hayalleri gerçek yapmaktır...Sahaya her çıktığında... Bazen ... KRAL olmak , Taç giymek degildir... Soyunu sevgiden , Ünvanı halktan almaktir... Her doğan bebenin METİN olmasıdır... Kuşaktan kuşağa akarcasına... Bazen ... VEFA...Semt adı değildir.. 14 yıl kan kusup , ölümüne arkasında durmaktır... Her şartta , yıkılmaz bir duvarcasına... Bazen ... Tarih, tozlu bir sayfa degildir... Gerçektir , yasamdır....1905'te dogup Ciltlere sığmamaktır... Destanların değişmez yazarı olurcasına... Bazen ... GÜÇ , bir sıfat değildir... Evsiz barksız , beş parasız , en zorda , tüm dünyayı ayağa kaldırmaktır... Üstünde sade bir parçalı formayla ; kolaycasına... Bazen ... Cesaret , Korkuyu yenmek degildir... Onbinlerce rakibin arasindan geçip, kalesine Bayragi dikmektir... Tek başına...Kimse yokmuscasına... Bazen ... Sevgi...Anne , Baba , Es , dost değildir... Onlardan ötedir...Tutkudur Renklere , Armaya ... Ayrılmaz parçanmıscasına... Bazen ... Hayat hersey değildir... Ama hersey bana GALATASARAY'dır... Doğumda ...Ölümde ...Yaşamda ... Taparcasına

Yazma Saati
12:30 ÖS

Çarşamba, Nisan 09, 2008


Ankara izlenimlerim

Ben oldum olası buradan nefret ederim, kendilerini bi bok sanırlar, kaba ve ukala insanlardır. Her boku nlar bilir, başkentiz biz ayakları vardır ve geri kalan kişiler özelliklede İstanbullular sığır çobanıdır onlara göre. Ama amaaaa anladım ki hakikaten bizim gibi çobanlara ihtiyaçları var. Arkadaş siz nasıl ehliyet aldınız..? Hiç mi uymaz insan kırmızı ışığa, geçiş kurallarına hiç mi dikkat etmez..? Kadın sıkıştırıyor bizi korna çalıyorum sağa kaçması lazım sola üzerime çıkıyor. Güç bela kaçıp yanına geliyorum, bağırıyorum yüzüme bile bakmıyor. Kırmızıda durmuşuz, arkadaşım kullanıyor Puff dedi eli kornaya çarptı ve "dıt" etti korna. Işık kırmızı ama önümüzdeki öküz dönen arabalalara bakmadan devam etti. Yuuuuhhhh yuuuuh, çüüüüş daha ne diyeyim sana..? Yol soruyorsun, adam işini bırakıp kafayı içeri sokuyor camdan. Lan illa tensel temas mı kuracağız lan..? Pes doğrusu. Aq bu adamların yönetmeleri ile bu ülke hekikaten iyi gidiyor. He birde ev ev ev, her yer ev ne çok metres var koca şehirde anlamadım ki ben, herkes bi garsoniyer tutmuş. :P (tamam bu abartıydı) Ayrıca bu bolu tüneli büyük kolpa bunca yıl kıç içi kadar tünel nasıl bitmedi hayret.


RDS Sanatı yaptım ehehehhe. RDS Radio Data System radyo sinyalleri üzerinden sayısal (dijital) bilgi aktarma sistemidir. 57 kHz frekansına modüle edilmiş sayısal bilgiler analog olarak iletilen radyo sinyalleri ile birleştirilerek vericiden kesintisiz yayınlanır. ( bilgide sınır yok kardeşim :P )

Yazma Saati
11:41 ÖÖ

Salı, Nisan 01, 2008



Matematik sınav sorusu

Soru, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin İşletme Matematiği kitabından gerçek bir alıntıdır. Hiç dokunulmadan ve yorumsuz şekliyle verilmiştir:

Kitap Adı: İşletme Matematiği

Yazar: Prof. Dr. Müh. Yılmaz Tulunay

Sayfa: 173 Soru :

Amerika'ya lisansüstü çalışmalar yapmak üzere giden Mehmet, iki kız arkadaş edinmiştir. Bunlar Mary ve Nancy'dir. Mehmet'e göre;

a-) Mary olgun bir kızdır ve klasiklerden zevk almaktadır. Böyle bir yerde onunla 3 saat birlikte olmak 12 dolara mal olmaktadır. Diğer taraftan Nancy daha çok popüler eğlenceleri yeğlemektedir. Onunla böyle bir yerde 3 saat birlikte olmanın maliyeti de 8 dolardır.

b-) Mehmet'in bütçesi gönül işlerine ancak ayda 48 dolar ayırmasına olanak vermektedir. Ayrıca, derslerinin ve çalışma koşullarının ağır oluşundan dolayı, kız arkadaslarına en fazla ayda 18 saatlik süre ve 40.000 kalorilik enerji ayırabilmektedir.

c-) Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori enerji harcayan Mehmet, Nancy için bunun iki katını harcamaktadır. Eğer Mehmet'in Mary ile buluşmaktan beklediği mutluluğu 6 birim ve Nancy ile buluşmaktan beklediği mutluluğun da 5 birim olduğunu biliyorsak, mutluluğunu maksimize etmek isteyen Mehmet'in sosyal yaşamını nasıl planlaması gerekecektir?
Grafik ve cebirsel yoldan bulunuz.

BIR ÖGRENCININ CEVABI:
Sayın Hocam, Bu Mehmet şerefsizi buradan Amerika'ya lisans üstü çalışma yapmaya gitti de herifin s...nin derdi bize mi düştü? Biz burada tahsili bırakıp karıya, kıza dalsak bizi de böyle ballandıra ballandıra kitaplara yazar mısın? Neyse geçelim sorduğunuz sorunun cevabına;

a-) Bi kere bu Mehmet ibnesinde iki hatuna ayrı ayrı zaman harcayacak g.. de, para da yok, sıkarrrr. Ayrıca dünya piyasalarında saati 100 dolardan açılıp minimum 50 dolara kadar düşen tarifeler göz önüne alındığında, 3 saati 12 dolarlık ya da 3 saati 8 dolarlık karılardan hayır gelmez. Muhtemelen Mary 68, Nancy 79 yaşındadır ve ikisinin de bu güne kadar yattıklarının haddi hesabı yoktur. Bu durumda Mehmet'in hem vakit darlığı, hem kadınların hali, hem de para yokluğu sebepleriyle bu iki orospuyla grup sexi yapması gerekir.

b) Mehmet'in bütçesi (bu gönül işi tabirini ben anlamadım)sevişmek için ayda 48 dolara yetiyorsa zaten bu o.....çocugunun masturbasyon yapması daha uygun olur. Böylelikle iki ay para biriktirip bu çuvalların yerine doğru dürüst bir karıya zıplar ve ayırdığı 40.000 kaloriyi hakkıyla harcar.
Ama siz bu cevabı kabul etmeyeceğiniz için şöyle cevap verelim; Mehmet’in bütçesi 48 dolara yettiği için ancak grup sex yapılacağından pazarlıkla miktar iskontosu alınır ve bütçe rahatlatılır.Böylelikle ayda ayırdığı saati 3 saate bölersek 6 kez yapmış olur ve her sevişmede 40.000/6= 6700 (yaklaşık) kalori harcar. Bu hayvan bir seferde kesintisiz 3 saat zıplayabiliyorsa zaten Amerika’da kalması ve buralara dönmemesi hepimiz için hayırlı olur.

c-) Mehmet Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori harcıyorsa yukarıdaki hesaba göre Nancy'ye sadece 6.700 - 5.000 = 1.700 kalori kalır ki bu da Nancy gibi falafoş bir motoru sadece gıdıklar. Bu durumda birinden 6, diğerinden 5 birim zevk alan Mehmet'in mutluluğunu maksimize etmesi için kendisini de birilerine d..dürmesi gerekir. Sonuç olarak bu işe alışan Mehmet'in bundan sonraki sosyal yaşantısını kaşarlı bir ibne olarak planlaması gerekir. Bu sayede ayda 48 dolar tasarruf sağladığı gibi üste para da kazanarak bütçeyi de düzeltir.

Saygılarımı arz ederim


Eheheh ben bunu biliyordum zaten ama gene okudum geberdim. :D Kafa aynı benim kafa. :P

Yazma Saati
9:18 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements