Pazartesi, Mart 31, 2008





Sonuncuya koptum, Rukk yollamış. :D

Yazma Saati
11:07 ÖÖ

Pazar, Mart 30, 2008


Abi şimdi dünyanın 1 numaralı kaşarı yurduma geldi. Aslında kaşar değil ben bu ablanın tüm filmlerini izledim son derece amatör ve başarısız bırisi. :D (benim eski kaşarlarla tanıştırmak gerek :P) Neyse bacı geldi indi havaalanına iner inmez kıyamet koptu. Bu götoş magazinciler çekecez diye mahşer yerine çevirdiler sonuçta kavga çıktı. Çıkabilir, takıldığım kavga değil. Bir sahnede bir kameraman bu kafası açılan arkadaşa kamerayı indiriverdi. :D Ulan top, polis sizi döverken 'Vurmaaaa kamera kırılıyor' diye çığırıyorsun ama sen? Dayak atan olunca indiriveriyorsun kamerayı kafasına. Lan hani değerliydi..? Hani kırılıyordu ha... :p İbneler sizi.

Yazma Saati
6:59 ÖS

Perşembe, Mart 20, 2008




Bi daha kumar oynamayacağım. Götüme giriyor sona...

Yazma Saati
12:08 ÖS

Çarşamba, Mart 19, 2008


Hayatım boyunca hiç kumar oynamadım. Pişti harici kağıt oyunu bilmem, hatta King bile oynamadım hiç. Bir tane bile piyango bileti almadım. Aldığım sayısal loto bile 5i geçmez. Ara ara yılda 5i geçmez , bahis yaparım o da 5 ytl, bu kadar. Ama yarın hayatımın kumarını oynayacağım... İlk kez ve en büyük olacak olan kumarı...

Yazma Saati
8:41 ÖS

Pazar, Mart 16, 2008




Bu arabanın motor sesi çok enteresan geliyor yoıllar sonra bile. Sanki uçak motoru gibi. Fırladı fırlayacak uzaya. Bir dönem bindik, binmedik değil ama aklımda o ses ve o salak kapı kolu kalmış pehhh.

Yazma Saati
4:36 ÖS

Çarşamba, Mart 05, 2008



İran Kedisiymiş, altıma sıçtım ehehehehe

Yazma Saati
11:18 ÖÖ

Salı, Mart 04, 2008


your love is judgement,
you gave me life,
you wait in the rain
you walk through the storm
I give you my blood
I want you to know
in my eyes you are immortal,

in my heart you"ll live forever...

bu sözler aslında Manowar"ın Army of Immortals şarkısının biraz değiştirilmiş hali. Onlar bunu taraftarlarına söylerken ben kendi tek kişilik taraftar orduma söylüyorum. :D O 89T"nin sonsuz huzurlu ortamında kürdolarla kilometreler tepti, Galatasaray Lisesinin önünde yağmur çamur demeden beni bekledi, kamyon motoru gibi horuldamalarıma, tıslamalarıma gık bile demedi (bazen gık gık gık dediği olmuştur), yaptığım türlü manyaklıklara ağzını bile açmadı, ortaköyde denizi izlerken omzumu yasladığım yaztık, uyurken saçımı okşattığım el oldu, sırf yanımda bir kazulet var diye 9 kadah rakı içip buna rağmen pislik çıkarmadı mum gibi oturdu, param yoktu para verdi, huzurum yoktu huzur verdi, sevgim yoktu sevgi verdi. Varlığım varlığına armağan olsun...

Yazma Saati
5:01 ÖS

Pazartesi, Mart 03, 2008



Hafta sonları ne kadar çabuk geçiyor, oysa çok geç geliyor. Hafta içi hiç bu kadar çabuk geçmezken nasıl oluyorda koskoca 48 saat su gibi akıp gidiyor..? Hele o Cumanın telaşı yok mu..? Perşembe gecesinden başlar. "Ohh yarın Cuma, hafta bitti" diye teselli edersin kendini. Ama o aq 2 günü kuş misali uçup gider elinden. Ve Pazar akşamları eziyet olmaya başlar, "Pehh gene geldi Pazartesi" diye kendi kendini yersin. Pazartesi eziyettir, sanki etinden et koparırlar canın yanar, haftasonunu hayal edersin, yaptıkların yaşadıkların, sevgilinin kokusu, memesinin ucu yada göğsünün kılı (tabi bunu bir bayanda hayal ederek yazmadım) ne bilim aklına bir detay gelir, delirirsin, ama geri getiremeyeceğini bilmem daha da çıldırtır seni. Salı olunca acın hafifler ama ızdırap devam eder. Ya çok sakin ya hırgür geçer ama çabuk geçer. Bakarsın Çarşamba olmuş, hafta ortası. Gene depresyona girersin, gene ısdıraba sarmaya başlarsın "offf haftanın ortası yaaa" diye kendini yersin ama akşama doğru "ulan haftanın çoğu bitti azı kaldı" durumları hakim olur. Ya Perşembe..? En ümitli olduğun gündür. "Hadi koçum dersin, ha gayret 1 gün sonra Cuma. Hafta sonu geliyor". Ve planladıkların aklına gelir. Götünü parmaklasalar sesin çıkmaz çünkü sevinçli ve umutlusundur. Ve Cuma kuş misali geçer gider ve gelir o müthiş gün. Eğer planların daha da rezil olmuşsa işte o zaman sıçtın demektir bir 7 gün daha acıyla ve ızdırapla geçer gider. Ve gene yeni bir hafta sonu başlar. İşte arkadaşım bu döngüye biz " Yaşam" deriz. Ya siz..?

Yazma Saati
3:18 ÖS

Pazar, Mart 02, 2008



Geçen gün metroda yürürken bir billboarddaki reklam dikkatimi çekti. Marka vermekten çekinmiyorum fts64, yani feel the street. 64ünü manasını bilmiyorum yani 69 olsa bir mana verecekim ama 64 havada kaldı bende. Neyse, konuya dönersek, bu bana bir çelişki gibi geldi. Sokakta yatan, taşın üzerinde uyuyan adama iğrenerek, acıyarak bakan kişi gidiyor sokak tarzım var benim diye bu markayı alıyor..? Bence çelişki bu ya, değil moda ne bok olursa olsun, bir yandan özgür takılıcam ben diye onlarca lira dök kılığa kıyfete ama adam mendil, kalem satmaya gelirken yanına tersle. Bir kere sokakta yattım, o da taşta değil ha bankta. Hmde yazdı, ama sabaha doğru öyle bir soğuk çıkıyor ki anlatamam. Herbir yerin üşüyor. Ama feel the street babacım, yo yo adamımsın. ;) c"mon feel the street you motherfuckin bastard...

Yazma Saati
5:08 ÖS






Küçükken yaz tatillerine gittiğimiz anlardaki tatlı telaş geldi geçen aklıma. İçimi bir kıpırtı, bir hoşluk, bir heyecan kaplardı. Pır pır ederdim, 2 ay nasılsa yeni yerime gidecektim, denize girecektim, yanacaktım. Hep sinir stres olurdu evde, annem bavul telaşnda babam saçma bir telaş halinde. Babamın tırsak kişiliği yüzünden araba kullanamadığı hesaba katılırsa bu davranışları çok normaldi aslında. Bende hep bir ikilem olurdu, "acaba şunu mu alsam yoksa bunu mu giysem..?" Ve herzaman götürdüğüm ama giymediğim bir kaç parça olurdu.


Bir keresinde kıpkırmızı bir BMX bisiklet götürmüştüm :) Ben indirdim otobüsten bisikleti ve bindim hemen. Daha bavulları almamışız ama ben bindim gidiyorum paldır küldür, annemde "allah kahretsin gel burayaaaa bavulları indiiir" diye bağırıyordu. :) Mecbur geri gelmiştim.
Paldır küldür otobüse yetişme, ve annemin yaptığı 20. 000 parçalık yolluk. Nefret ederdim küçükken otobüste bişey yiyip içmekten (hala da öyleyim). Sonra mola yerinde inmek, ve babamın çişini yapması yüzünden otobüse her zaman geç kalma telaşı. Korkardım arkada kalacak diye, aslında belkide kalsa çok daha iyi olurdu diye düşünmüyor değilim.


Otobüse bindiğimde bakardım bir etrafa "acaba güzel kız var mı" diye. Bi bok yapacağımdan değil, sadece bakardım, eğer var ise bakışırdım gizli gizli ve inip giderdim yazlık evimize. Ha bu huyumu daha sonra geliştirebileceğim hiç aklıma gelmezdi. :D (konu ile alakalı çok uç bir maceram var ama burda yazıp yazmama konusunda kararsız kaldığım için yazmaktan vazgeçtim) Belki sırf küçüklüğümdeki bu küçük anılar yüzünden otobüs yolculuklarını hala severek yaparım, gecenin bir yarısı o moma yerinde inmem, sıcak bir çay, o sabah serinliğinin ürpertisi ve temiz havanın genzimi yakması. Eski zamanlar demek istiyorum.

Yazma Saati
4:53 ÖS

Cumartesi, Mart 01, 2008



"İş görüşmesi yaparken, dikkat etmeniz gereken 10 soru var. 'Tuzak' soru olarak tanımlanabilecek bu soruları nasıl yanıtlamanız gerektiğini öğrenmek için bu yazıyı mutlaka okuyun." demeyeceğim, ben sadece o tuzakları o İK uzmanın götüne nasıl sokulur onu açıklayacağım.

1.En güçsüz olduğun nokta neresi? 'Güçsüz olduğum bir nokta yok' en güzel cevap ama illa kaşınıan uzmana erkeksek "bazen erken geliyorum, onun dışında bir sıkıntım yok" kadın iset "orgasm olurken çok ses çıkarıyorum" yada "kırmızı gördüm mü dayanamıyorum, ne olursa satın alıyorum" verilebilecek en güzel cevaplar.

2.En güçlü olduğun noktalar hangileri? "İyi sevişirim, iyi içerim, muhabbetim süperdir, şahane adam döverim, 10 numara kübistim, aslan marka yemek yaparım"

3.Seni işe almam için, 2 dakika içinde beni ikna edecek ne söyleyebilirsin? "Peki sen bana kaşını gözünü açmamam için 3 dk içinde ne söyleyebilirsin..?"

4.Ne kadar rekabetçisin? Rakibimin götünü kesecek kadar. (ellede kıtır kıtır kesme haraketini yaparsak istediğimiz mesajı vermiş oluruz.)

5.İş hayatında bugüne kadar ki en büyük başarısızlığın neydi? "Yönetmenim olacak karı vermek istemişti ama beceremedim" yada "yöneticim çok yakışıklıydı, vermek istedim ama olmadı."

6.Son işinde seni hayal kırıklığına uğratan neydi? "O kadar atıp tuttular yok şunu yaparız yok bunu yaparız ama bi bok para veremedi şerefsizler"

7.Hiç işten atıldınız mı? "Çooook..." (el ile de süpürme haraketini yaparak daha bir anlam katılmalıdır.)

8.İş hayatınızdaki başarılarınızdan size en çok gurur veren hangisi? "Valla işe girdiğimin ertesi günü bir hatun düşürmüştüm, 10 numara gacıydı hala unutamam, ben 30 yaşındayım böyle cok cok yapan görmedim"

9.İş hayatınızda çözemediğiniz bir sorun oldu mu? "Zoru hemen yaparım, imkansız biraz vaktimi alır" (iddalı olun, karşınızdakini heyecanlandırın)

10.Son yöneticini arasam, bana senin hakkında ne söyler? "Sağımın biraz zayıf olduğunu ama solumun çok ters geldiğini hatta çok hırslı olduğumu ve bizi ayırmasalar kafasınıda kıracağımı söyler." diyerek hem kendimize olan güveni göstermiş, hem referans sağlamış hem de karşıya göz dağı vermiş oluruz.

Yazma Saati
12:05 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements