Günün yorgunluğu ve stresi, omuzlarım düşmüş, kafamda kendimce verdiğim mücadelenin soru işaretleri, uzaklara bakıyorum batıyor güneş, batıyor ben tam Tepebaşındayken. Dalıyorum güneşin rengine, kızıllığında huzur buluyorum, üzülüyorum , kırılıyorum, ömrümden bir gün daha gitti indoor aktivitelerde. Gülümsemiyorum bu sefer bakıyorum sadece. Kulağıma kulaklıktan bir melodi geliyor ve sözler başlıyor.
İstanbulda gördüğüm en güzel gün batımı. Ama bu güzelliğinin yanında bünyesinde bulundurduğu insan kalitesinin düşüklüğü ile dikkat çeken bir şehir İstanbul. Misal Adaya gidiyoruz hemen sarayburnu açıklarında Yunusları gördük yan taraftaki düzgün giyinmiş ama sonradan IQ sunun 25 olduğunu anladığımız kişinin suda dalıp çıkan yunusları işaret ederek yanındaki kızlara verdiği tepkisi.
Şimdi bana 4 tane göt tasvir edin ki bu sırayı kırabilsin. :D Ben gördüm aman siz görmeyin çünkü o götlerden biri benim. :D Aponun teknesi yanlıştı yoksa bizim götlerde bi sorun yoktu pihaha. Ha birde elinde deniz yatağını şişirip gezen dallamaya 2 çift sözüm var. Ulan dingil..? Gittiğin yerde hava yok mu..? Şişirip elinde geziyorsun o su yatağıyla dangoz..? Lan giderek gerizekalı ortalaması arttı bu şehirde ya.
Bakma olm emre bakmaaaaaaaaaaaa. Bozma abdestini yapmaaaaaa :D
Haftasonlarının yanında hafta içi yegane dinlenme olayım bu. Ya çay içiyorum Mecidiyeköyde yada sevdiklerimle Taksimde buluşup bir iki tek atıyorum o kadar. Çalışmak cidden yorucu oluyormuş ama hatırlamam güzel oldu bunuda. Bitti bu seferlik şimdi gidip Pazar günümün keyfini çıkaracağım. :D
Dün akşam br iki devat vardı ama çok yorgundum. Bir arkadaşımı havaalanından alıp başka bir kz arkadaşımın evine bırakacaktım. Telini Cuma gecesinden kankamda unuttuğum için avea ile idare edip bi yandanda uçağa yetişmeye çalışarak koridorlarda ilerliyordum. Tam güvenlik kapısına geldim baktım arıyor. Dedim "geldi nerdesin sen diye fırçalayacak" beni. Açtım
Anam eve gittik ki ordada mevzuu patlamamış mı..? O kızcağızında eski eşi girmiş eve, çocuğu istemiş, tehdit küfür, kavga çıkmış, evi yıkmışlar, cam çerçeve yerlerde, kızı dövmüş, morarmış sırtını, göğsünü, sinirler laçka, tam o sırada benim eski intihar eden deli kız arkadaşım sarmasın mı..? Ulan tam Ex- Manyak gecesi. 3e kadar orda oturduk, sonra uyumuşum ama yorulduk tabi, sabah rapordu, polisti artık allah kerim. 21 Temmuz gününü Manyak Eski Partnerler günü olarak kutlmamaya karar verdik. :D
Oyuda CHPye attık ama oklar girmesin bi yerimize..? O ampüle, yaygara, kelli diyen dilini xxtiğim zihniyetine oy verenin damarındaki kanın asilliğinden şüphe ederim.
Geçen bu Beykozda bilmem ne hazretleri var ona gittik bi arkadaş vasıtasıyla, duamızı ettik ama ben kendi adıma yukarıya ulaştığından pek emin değilim. "aradığınız tanrıya şu an ulaşılamıyor, lütfen kıyamette tekrar deneyin" mesaı çnlıyor kullaklarımda. Hazreti geç. manzara şahane, pis rakı çierim burada. :) sonra ne olur sonum kimse belemez ahahah.
Bir akşam işten çıktım eve gidiyorum bir arkadaşım çağırdı eve, gel dedi şarap içelim sohbet edelim gittim. Anam gittim ki bir sofra hazırlamış, bir hizmet bir hürmet vallaha acayip hoşuma gitti, ne zamandır böyle bir olay yaşamamıştım demek ki kız arkadaşılarım bile beceriksiz, çok açık anlaşıldı. Ha Ruk"un yaptığı mezeleri hiç kıyaslamıyorum o tasnif dışı. ;)
İnsan 1,5 satt burda wireless elinde geçirir mi..? Geçirir, nedir atonica çalışıyor. :D Hade lennn...
Ha burdan Brisaya geçerken bir terledim toplantı iğrençti. Heryerime yapışmış gömlek, bir kadın vardı, kesti durdu yemeğe çıktık ordada. :) hoştu etkilenmedim desem yalan olur.
Dün gece bira içtim partiden sonra, kokoreç yedim Ortaköyde, gezindim durdum. Strez attım ama çok abarttım bu hafta şimdi ağrıyor heryerim pehhh. :P

Sabah saat 9:30 Kabataştayız Ruk ile. Bankamatiği sömürmüşüm, tostumuzu ayranımızı almışız vapura bineceğiz. Bir kalabalık bir kalabalık herkes bronzlaşmaya gidiyor. :)
Böyle güzel göğüs görenininiz varsa açsın telefonu söylesin. :)
Kalkıyor vapur ve biz İstanbulu arkamıda bırakarak devam ediyoruz. Sevmiyorum bu şehri, güzelliklerinin yanında kötülüklerini de görbilecek kadar realistim ben. Yan tarafımda oturan 2 bayan ve muz yiyen abinin dışında, sağ tarafımızdaki pembeler giyinmiş çift dışında sakin bir yolculuk gibi başladı.
Tek sembolüdür bana göre bu vapurla istanbulun Doğunun o arabesk, kokuşmuş iğrenç kültürü, ki tamanı kastetmiyorum içine etti bu şehrin. Yemeğinide yiyor müziğinide ister istemez dinliyorum ama doğup büyüdüğüm ailemin şehrinden nefret ettiren o göç ve kültür yozlaşmasına olan tepkimi asla kaybetmeyeceğim. Faşistlikse bu evet seve seve kabul ederim. ;)
İlk Kınalıadaya geldik, dikkatimizi ilk sahildeki yatan abi çekti. sanki Avea baz istasyonu kurmuş abi, %98 kapasiteyle çalışıyor. Ohh beeee demedim, demem ter bana. :D Amca şezlonglarda görüşlerinize sunulmuştur.
İndik Büyükadada ama bir rüzgar bir yağmur hemen kaçalım dedik, zaten tostlar kesmemiş girdik bi mekana kahvaltı tabağıydı, çaydı, kahveydi güzelce karnımızı doyurduk. Ha benim ilk bomba espirimi patlattığım düşünülürse çok güzel geçeceği belliydi günün.
Sonra halkın arasına karıştık, amelesi az bir yere geçtik. Ben manzaraya dalıp çıktım, ayaklarımızı uzatıp huzura kavuştuk. Anaaa birden o muz yiyen amcayla sürüsü gelmez mi..? :D Lan gül gül tutamıyoruz ki, iyice rahatladık. Tabi garip pozlarla Pendiki arkasına alıp (fon olarak) resim çektiren Türk Milletinin yüce evlatlarını hiç saymıyorum. Kalkarken bir çift geldi yer yok, dedik biz kalkıyoruz böyle gelin kadın mal mal baktı bana ne anladıysa..?
Taş Fırın diye bir pideci var. son zamanlardaki en lezzetli ve hafif, en hızlı servisi gördüm. Kesinlikle +10 gidin görün yiyin. Şubesi yok başka yerde :):))
Adada tura başladık, ben bi faytonun altında kalıyordum az daha, çın çın ulan duyulmuyor ki ne bilim arkamdan geldiğini. İnceden çınçın sesi duyarsanız kaçın beygirler geliyor demektir. Birde at boku kokusu şahaneydi tebrik ediyorum.
Alırım elime biramı gezerim kardeşim o kadar.
Sonra dayanamadık halkın arasına daha fazla karışamadık bir lokale girdik, içtik biramızı güneşlendik ki asıl güneş burda pişirddi ben tam bronz ldum şahaneyim. :)
Burası Mehmet amcanın mekanı. tarlasını gezdim, bira ikram ettim, akşam yemeğe çağırdı oda. :)) Yoo yoo tanımıyorum 2 kere konuştum sadece :D Biliyorum insan ilişkilerinde tez konusuyum. Ama bir dahakine içeriz rakı bu amcayla. Zaten sordu gece burda mısınız diye. Çok iyi bir insan giderseniz en azından oturun bir çayını için.
Sonra bindik geri dönüş yolu başladdı. Bu insanlar cidden geri zekalı, yani aşağılamakta haklıyım bazen. Ya adam koşuyor ya vapura, lan 15 dk var kalkmasına ayakta mı gideceksin..? Ne o açık hava, ya eşşeksiniz lan kadınından erkeğine. Dedim inşallah düşer biri kafasını gözünü patlatır güleriz. Hele bir adam ile yaşlı kadın koşturuyorlar vapur kalkacak, yaşlı kadının elinde dondurma vardı muhtemel annesi olmalı yaşlı bir kadıncağız, adam döndü dondurmayı aldı atladı vapura koşarak, kadın kaldı arkada, koşamıyor zavallım, güvenlikler zor yetiştirdi. Al o eşşeği mezbaya teslim et, adam değil ancak sucuk olur onun gibisinden.
Dönüyoruz, kulaklık kulağımızda, Sagopa Kajmer 24 çalıyor.
Yaşlanan Birgün Bugün, Bavulu Topluyor Ve Son Vedası Tıpkı Dün Gibi, Köşeye Çekilip Ağlıyor, Bense Yarına Penceremden Bakma Gafletindeyim, Gözlerim Dolu Ve Ellerim Tutuklu Yüzüme.
Dudaklarim Kilitli, Hoşçakal Bugün, Sen De Yolcusun Dünlerimde Sorgusun Ve 24lük Yorgunsun Git De Dinlen Gidenlerle Yarınım Kapıda Bekliyor Ve Son Veda Zamanı
Saçlarımda Saklı Kar Beyaz Ve Gözlerimde Hep Telaş, Panik, Silik Resimler Ortasinda Bir Küçük Çocuktum Hep Konuktu Baska Gün Ve Çok Soğuktu Her Geçen Dün. Tıpkı Sen Gibiydi Giden O Eski Dünler, Geçmişin Karanlığında Anılarımdı Onlar, Bense Bulamaz Oldum Onları, Hep Selam Gönderdim Geride Kalana Kanıtım Yoktu Yarına, Yolcularımla Ağladım, Hiç Misafir Olmamıştı Kimse Bunu Ben Anladım, Sonbaharda Katil Oldu Rüzgarlar, Öldü Tüm Yapraklar, Yağmur Aldı Gözyaşı, Ve Rüzgar Oldu Ruhlar Estiler Yavaşça, Sen Misali Ağlamıştı Her Dünüm Usulca.
Dudaklarım Kilitli, Hoşçakal Bugün, Sen De Yolcusun, Dünlerimde Sorgusun Ve 24lük Yorgunsun, Git De Dinlen Gidenlerle Yarınım Kapıda Bekliyor Ve Son Veda Zamanı. (4x)
Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan sadece yanlızlıklarımızdı.
Aynalarda Buğulu Yüzümü Göremez Oldum, Ve Iyimserlik Mateminde Sarı Gül Tuttum, Hayallerim Yok Oldu Koyduğum, Yerde Yoktu Hiçbiri, Tek Yabancı Bendim Evde, Ver Bir Yalancı Mumdu, Doğan Güneş, Solan Gülümdü, Talan Sonuydu, Kalan Resimdi Bir Vesikalik Gülen Çocuktum Yüzüme Bakarak Ağladım, Yüzleşirken Kendimle Hıçkırıklarımla Savaşır Oldum Ertelendim Yarına, Reddedildim, Gideni Yolcu Etti Gözlerim Ve Gelene Meraba Dedi Bu Kimsesiz Dilim, Ortalarda Gezinen Oldu, Dilenci Ellerim, Bu Son Demiydi Sonbaharın Son Yaprağında Son Gülümsemekki Nefesi Son Çekişti Içime Sonbahardı, Güz Ağırdı Gün Üzeri Bir Tebessüm Etti Yüz, Saklı Kaldı Her Düşende Kırılan Onca Göçebe His, Biz Dünden Olma Yarına Varma Garibeyiz.
Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan sadece yanlızlıklarımızdı.
Dudaklarım Kilitli, Hoşçakal Bugün, Sen De Yolcusun, Dünlerimde Sorgusun Ve 24lük Yorgunsun, Git De Dinlen Gidenlerle Yarınım Kapıda Bekliyor Ve Son Veda Zamanı. (4x)
Yalızlık Ömrüm Boyunca Tanımadığım Bir Yabancıydı Onunla Şimdilerde Beraber Yürüyoruz Her Yeni Güne iki Yanlız Şarkılar Yazıyoruz Çok Yalnız.
Tam film gibi bitti gün.
.jpg)
Bün tanga gecesine gittim. Bana göre değil arkadaş resmen daral geldi ya. Yanlız bir kızın kalçaları dehşetti son zamanların en iyisi. En azından yüzünü görüp beğendim, kiminin yüzünü göremeyip beğeniyorsun, kimininde kıçını görüp beğeniyorsun. çok enterasan bir herifim. (tanfga gecesi yazmışım tango olacak hay allah niyeti bozdum mu ben hea..? )
Bu benim yeni işyerimdeki Osman Hayvanını küstüm Çiçeği. Yani bitkiyi küstürcez diye "şerrefsiiiz" diye hırpalayanlar var bi gün boşluğuma gelicek sarsıcam adamları iştende olcaz. Çok tatlı ama bugün o küçük dalcıklar kocaman olmuştu. :))
2 gün önce bir yemeğe katılmaya gidiyorum, taksimi yürüyerek geçemem geç kalırım diye tramvaya bindim. Anam binmez olaydım Japonlar, Persler basmış tramvayyı. Bunlar çok komik sürekli bir zafer işereti hastalığı gelmiş eller havaya modu felan. Birde elde fotoğraf makinesı şıkşık de şık şık. Ulan ya dildoyu icat etseydiniz, heryerde kıçınısa sokardınız artık. :)
Benim patron ciddi arıza, tüm ofiste bu makinelerden var. adamın hastalığı daktilo biriktirmek. Paranın aq ama biriktirdiğine bak. Ben olsam kadın kolleksyonu yapardım. :))
Ve koridorda efişler var. Sırasını ezberlemiş adam sıra şaşınca temizlikte görevliye uçuyor. lan bende kendimi manyah olarak edlediyorum şerrefsizim normalim. (tamam tam olarak değil ama normale yakın ;))
Mesailer çok zor. :D İşi anlayamıyorum. Bİrde parmağıma göre top olsa ellerim çok küçük allahım. Heryere sokuyorum şu eli ama bu top bol geliyor. :P
Ve son olarak 5 dk önce intihar eden eski kız arkadaşım aradı. İstanbula gelmiş yarın görüşelim dedi. he he dedim ama işim olmaz adaya gitcem yarın :)))
sonra görüşelim
geçmez yaram yok hiç rengin
bitmiş çaban zormu geldi
sen insansan
o insansa bende sansam
ne olurki?
volkan gibi sert olsan patlasam içine
rüzgar gibi savursan fırlatsanda yere
kabus gibi rüyaysan uyansan neyine
topraktaki harcanan kursun hep yüzümde
bir ben anlar severim gözleriden öperim
altındaki arabayı sat sonra görüşelim
Hayko Çepkinin söylediği güzide eser son zamanlarda en çok sevdiğim parçadır.
Varsın vursun yüzüme gerçekleri hayat, gerçeğe inanmasam ne olur sanki
Sabah kalkarsın ve ufuğa bakarsın ileriye. Bir umuttur bazen yada bir vedadır. Duruma göre değişir dersin ve beklersin ki, hayat bildiği gibi gelsin.
Odana inersin ve düşünürsün, nasıl neden diye. Kimdedir suç dersin bende mi yoksa yaradılışım mı böyle..? Sunturlu bir küfür sallarsın ve devam edersin.
Oturur yersin karpuz peynir ekmeğini, basitliktedir dersin güzellik herzaman. Ama bazen kelektir karpuz o zaman reddersin ve tükürürsün yediğini.
Güle bakarsın, kendine benzer tutabiline güldür ama tutamayana diken. Ve budadıkça daha çok çıkar anlarsın ki sende bir yediverensindir. Ama senin suyun acılarındır, acıdıkça daha çok açarsın, daha çok kızarırsın daha güzel kokarsın.
Bibersindir bazen, acı yada tatlı. Çeşidine göre değişir hayatın sonuçta biberdir ama acısını sen belirlemezsin cinsin acıdır çünkü. Bazen acı yediğin yemeğe keyif katar ama bezende kıçından solursun. sorman gereken soru şudur, "illa biber yemek zorunda mıyım..?" Evet seve seve yemek zorundsın çünkü bu sofranın sahibi sen değilsin.
Bazende patlıcan gibi gelir olaylar. Ya zeytinyağlı şahane bir ezme yapar rakını yersin yada kıçına sokarsın. Kıçına girdiyse ağlamanın gereği yok, çıkana kadar bekle.saonrada düşün bu neden bana girdi diye. yok düşünmez gene aynı tarladan gidersen bu kez katmerlisi girer, Atonica demedi deme. sonra kıçın sızlarken beni hatırlarsın.
Her gördüğün domates bunun gibi çiğ olmayabilir, ham ile turşuyu birbirinden ayır. Rengine sakın aldanma yaşadığın tomateslerin çünkü zaman ile anlarsın hangi yeşilin ne olduğunu ve aklından sakın çıkarma, zaman herşeyin ilacıdır.
Bir anda büyür salatalık, Şu resimdeki 2 günde acur olur, yiyemezsin acır. Zamanında müdahale edeceksin, zamanında yaşayacaksın yoksa gene patlıcan gibi üzerine oturursun ki bu çok daha acıtır. Zira tırtıkları ve dikenleri vardır üzerinde.
Ha hiçbirini beceremedin mi..? O zaman siktirip gideceksin arkadaşım, aynı mekanda deli dana gibi dönüp dolaşmayacaksın. sen busun, vereceklerin bu kadar "alan alır almayanın götüne koyim" diyip devam edeceksin. Çünkü başka çaren yok, geçmişle yaşanmaz, yaşayanlara bakacaksın, güleceksin ve arkanda bırakacaksın çünkü onlar acı çekmeyi cidden hakeden kişiler.
.jpg)
Geçmişini unutmayacaksın ama geçmiştede yaşamayacaksın. İstediğini geçireceksin derin sularından istediğini boğacaksın. Ama ayrımı iyi yapacaksın. Hak edeni boğarsan aslında kendinide boğarsın. Kendine zarar verirsin. Bırak aksın suyun, o kimi boğup kimi kurtaracağını iyi bilir. Ve tek düsturun olacak. "Ben deniz çocuğuyum batar çıkar yüzer kurtulurum" diyeceksin ama herkesin deniz çocuğu olamadığınıda iyi bileceksin. Çünkü kimin deniz çocuğu kimin orospu çocuğu olacağına deniz karar verir bunu da asla unutma..!
Sabah kalktım güzel bir kahvltı ilk iş denize inmek. Sanki bana nazire yaparcasına çarşaftı şerrfesiz tabi ben onu mahfettim hoplayıp zıplayıp. Deli yatıyorum ben napim anacım eheheh. Bu arada çok berbat çıkmış yaf nasıl çekememişim hayret. Karayolları olacak doğa katili ampullerin yaptıkları beton bariyerlerin sahillerin nasıl ırzına geçtiğini rahatlıkla görebilirsiniz arka planda.
Aköarvum aslası akvaryuuuummm :D
Salıkçıları meşhurdur, hergün taze balık özellikle sardalye bulabilirsiniz. Hatta bu yaz salata, çupra ve bira 7 milyondu lokantalarda dehşete düştüm.
Hiç değişmedi yıllardır ama bu yaz güzel düzenlmeler olmuş beğendim şahsen.
sonra bahçeyle çok uğraştım, yabani çileklerimiz bile var ama yenmiyor acayip ekşi adamın ağzı burnu kayıyor. Tam reçellik valide yapar sanırım.
Gülleri budadım mesela, ben geri dönerken filizler fışkırıyordu meğer bizim güller yediverenmiş deli açmışlar bugün annem söyledi artık ay sonuna giderim :)
Haaa benim olayım buuuu, akşamına kesin rakı balık yapılır, kaçarı yoktur hele elle yedinmi offff lan canım çekti. Birde elden kokusu çıksa şahane olacakta, bi çözüm bulamadılar dana. çok iri sardalyeydiler uzun zamandır böylesini yememiştim.
Hayatın anlamı bu, geresini tanımam. Voleyi denedim, efes takliti şişedende belli ama ben efes sevmem o yüzden bi daha içmem .
Ay doğmaya başladı ufaktan ve ben bahçeden terasa doru yollanmaya başladım. Zeytin aaçları inanılmaz bir görüntü oluşturuyor, Yunanlıları teşekkür, yüzyıllarca dikip uğraştıkları ağaçlar sayesinde böyle. Yoksa bizim insanımız çivi çakmış değil gelip üzerine konmuşlar tüm zeytinliklerin.
.jpg)
Gece aldımbiramı, elimde Meos , yaklarımı uzattım, yıldızlar üzerimde, hatta bir dörtlük bile mırmırlandım :D O gece terasta yattım, sabah kalktım üzerimde bir örtü, annem erken kalkıp üzerimi örtmüş ve baykon demirlerine beyaz çarşaf germiş ki güneş gözümü alıp uyandırmasın beni :D Anne yüreği işte. 2. günün sonu böyleydi ama, o kafamdan ısıran sivrininde anasını... ;) Anladın sen anladın...