Pazartesi, Haziran 25, 2007


Bizim kumrular sıcaktan panjuru iyice ev bellediler. Kendilerince haklılar aslında çünkü hepbi bu panjurların arasında doğdu. :D Anam bunların yüzünden tarçın uçacak aşşağıya birgün ya dur bakalım. Birde bok tehlikesi var çünkü



Bilgisayar bile kendini kaybetti şu şekilde bir gün kullandım ahahahaha . Tamam biliyorum dengesizim. En zor yanı cd koyamıyorsun aşşağıya düşüyor ahahaha.



Pazar saat 18:00 itibariyle oturduğum cadde. Sanki hayalet şehirdi İstanbul. ben 2 saat yürüyerek manyaklığımı ispatladım. Aksaraya gittim yürüyerek ve çok güldüm. Bir sürü kıro garip garip giyinmişler, tek kaş modası gene revaçta, yakalar açık, kıllar dışarıda. Çoktan ele geçirildi şehrim, Pkkya gerek bile kalmadı. Nefret ediyorum hepsinden...

Sıcaklar geldikçe cinnetim geliyor benimde. Üzerime üzerime geliyor heryeş kafayı kırmak üzereyim, acayip bunalıp sıkıldım, şu iş pozisyonlarına göre burdayım yoksa bir ara kaybolacağım çok pis...




Yazma Saati
11:46 ÖÖ

Cumartesi, Haziran 23, 2007



Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir.

Derler ya hani, ondan oldum dün gece. Hayatımdaki en kötü gecelerden biriydi ama çıkarmam gereken çok güzel sonuçlar var. Her an her şey değişebiliyor ve isteklerini ertelememeli insan. Anını yaşamalı, yoksa hiçbirşeyin garantisi yok...

Sanki üzerimden 2 ton yük kalktı puffff...

Yazma Saati
12:33 ÖS

Cuma, Haziran 22, 2007


Üniversitedeyim, Bursaya gidip geliyorum, Yalova Seyahat vardır, Bursa Yalova çalışıyorlar bende sık sık kullanıyorum. Bir gece bindim bunların otobüsüne son feribota yetişmek için ,eve döneceğim. Şöför bir kaset takmış, bir şarkı ring olarak çalıyor takribi 20 kez filan dinldik. Musalla taşı diyor, yok gelinlik giyecektin kefen giydindiyor, o dedikçe bizim şöför nasıl iniyor rmpadan. Lan gelin değil biz giyeceğiz kefeni, bırak gelini allahım kopmuş adam. Dedim ne biçim müzik lan bu adamı komalık etmiş, şemali kaymış. Kesin kafası iyyidi zaten. Sonra yıllar geçti, 2 gün önce aklıma geldi dedim bi araştırayım, Cengiz Kurtoğlunun çıktı parça. Sözleride şöyle;

dünyada biricik sevdiğim sendin, kaderi yenip de evlensek derdin;
gelinlik yerine kefeni giydin, kucakladı seni musalla taşı...
gariban bırakıp beni terk ettin, kucakladı seni musalla taşı...

aşkınla kahroldum döndüm deliye, gözyaşlarım bana senden hediye;
razıydım seninle her türlü derde, sana yuva oldu musalla taşı,
ömrün son durağı musalla taşı...

kara kaş, kara göz şimdi nerede? umudum yarınım kaldı geride...
ben artık neyleyim onsuz alemde, beni de kucakla musalla taşı...
bir nefes kalmadı şu bedenimde, beni de kucakla musalla taşı...

son yolculuk için çakılmış kasa, ne olur son defa kalkıp bir baksa;
çark böyle dönüyor, değişmez yasa; kaderin yazgısı musalla taşı...
ömrün son durağı musalla taşı...

Damarın dibi yani son nokta. :) Sonra dedim diğer şarkıları nasıl. Benim hiç tarzım değil taverna aslında. Hem 80leri sevmem hem dibe vurmayı ama kardeşim adam inanılmaz çıktı. Cidden utandım kendimden, niye dinlemedim ben bu adamı diye çünkü ben arabesk gibi acıları kullandığını, insanların yaralarını sömürdüğünü düşünmüştüm. Ama yok öyle değilmiş cidden korkunç. TSM ile beraber pis rakı içerim ben bunla. Ama özel günler hariç, içmicez dedik ya kardeşim. ;)

Yazma Saati
1:13 ÖS



Ben bu filmi seyretmedim Babel"in devamı mı ne..? Hırsız heryerde hırsız aq...

Yazma Saati
1:05 ÖS

Çarşamba, Haziran 20, 2007




Geceyi uşkusuz geçirdim.22:00 suları eve gelmem benim uykuyu iç etti. Sonra saat 1 gibi Eve Giden Yol 1914ü taktım izledim. Şanebir film mutlaka izleyin. Tabi film bitti ama benim uyku iyice geberik durumda. Taktım radyoyu kulağıma, verdim ızdırabın hasını. Ümit Besen mi dinlemedim, ısdırabın dibine vurdum resmen, en son Zalim çalıyordu.
Dengem bozuldu iyice sonra uyuyamadım camdan baktım, martıları dinledim. Ezan okundu sonra ama çok bağırıyor benim burdaki cami, imam evin içinde resmen. Yani bana bişey olmaz sallamam da çocuk varsa kesin uyanıyordur. :) Saygı mı hadi canım ne saygısı yok öyle birşey. Dinsiz derler, sesini az kısın desen, ondan sonra müslümanlar niye geri.
3 saat uyudum ve Miniyle kahve içmek için Beşiktaşa gidiyom. Sıcak ve ben memnunum bundan. Ha dün 2 tane gözlük harcadık RUKla bugün benim ki parçalandı dün onun ki wcde unutuldu. Var bi şemal kayması ya hayırlısı :D

Yazma Saati
11:57 ÖÖ

Salı, Haziran 19, 2007



Resim yapıyorum. Yaptığım ve render etmediğim resimleri bitiriyorum. Çerçeveleyip saklıyorum. Orjinalleri bende. Evim olunca her odaya 2 tane koyacağım bunlardan. Belkide satarım kim bilir..?

Hayatımı törpüleme sürecinde aldığım kararlardan biri bu. İçmeyeceğim en az 3 ay. Kendimi deniyorum hem, irademi güçlendiriyorum. Hem kilo vermeme faydası var, hem gereksiz zarar veriyor. Kendimi toplamam gerek hem ruhen hem fiziken yenilenme içine girmem gerekiyordu. O yüzden bir süre içmeyeceğim.

Özel hayatım iğrenç yada bana iğrenç geliyor. Özüme dönüyorum. Başka çaresi yok. Bıktım bazı olayların sürekli tekrarından.

Yürüyorum ökküzler gibin. 2 saat 3 saat, düşünüyorum yürürken, hem de kalori yakıyorum. Az yemek yediğimi düşünürsek kilo vermem kaçınılmaz oluyor ki gözle görülür bir hal aldı. İyi hissediyorum kendimi.

Manyaklar gibi dvd izliyorum çılgın gibi. Günde en az 1 tane. 200e yakın dvd arşivim oldu. Kimseyede vermiyorum ipneler ben alıcam siz izleyeceksiniz ha..? :) Yemezler. Ara ara buraya yazıyorum izlediklerimi ama yeni eski farketmiyor ne bulursam izliyorum. Beğenmediklerimide değiştiriyorum.

Limp Bizkit dinliyorum sürekli. Kendimi bulmamda faydalı oluyor, optimistlerden nefret etmişimdir hep ama pesimist olmakta çok çok faydalı bir şey değil. Acı uyanık tutar felsefesi doğru ama acı ayakta tutarken başka yerlerden kötü etkiler yapıyor. Kafein gibi tıpkı. Uyanık tut ama kalbimi harca.

"Dünyada hiçbir varlık yoktur ki kendilerine veriler bir şeyi almasın. Neyi verdiğin değil nasıl verdiğin önemli" şeklinde bir cümle karalamışım. İş var bende yazıcam o kitabı. ;)

Ece 4 gündür aramıyor, ulaşamıyorum, meraktayım. Zehirlenmişti en son, inş kötü bişey yoktur.

SOAD"ın müziğini çok severim ama Ermeni meselesini kullanmalarına uyuzum. Metro çalıyor şimdi...

I'm alone
Sitting with my broken glass
My forth walls
follow me through my fast
I was on a Paris train
I emerged in London rain
And you were waiting there
Swimming through apologies
I remember a soldier marching forward
I was hoping you might change your mine
I remember the soldier standing next to me
Riding on a metro
I was smiling as you took my hand
Soaked by moon spoke in France
you were past the shall one
isn't pastor still a herd
you were past the shall one
isn't pastor still a herd
well I can see it now smiling as I pulled away
so remember
I remember the wrinkles on my hand
I remember you always filled my eyes
I remember the night we walked by the sea
riding on a metro
I remember the feeling coming over me
the night I walked away
F*ck you for loving me
Riding on a metro

Dışarı çıkıyom metroya binicem, selametle...

Yazma Saati
1:15 ÖS

Pazartesi, Haziran 18, 2007



Bir iddialaşma sonucu burdayım ve 29. basamaktayım. Tırmanıyorum ama düşmeden tırmanmayı öğrenemedim bir türlü. Tıpkı o güveni hiç kuramadığım gibi. Kimseye güvenmem ben, babama bile. Hatta tanrıya bile. Biliyorum yukarıda izliyor oradan ama 3-4 kitap yollayarak olmaz bu iş. Biraz daha etki etmen gerek miyor mu diye soruyorum hep. "Aradığınız tanrıya şu anda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyin". Sen bilirsin, o zaman bende kapatırım cebimi. İnsanlar güven yıkmada uzman olmuş, kahpelikte doktora yapmış. Biz keriz miyiz peki..? Neden acı çekiyoruz ki..? Herkes kendine bir değer biçmiş, ama bizi tedavülden kaldırmış.
Güvenmiyorum, ne özelimde he genelimde. Çok mu zordur kazık atmamak yada insan gibi yaşamak. Benim güvenim iskambil kağıdından, çok kolay yıkılır çünkü çok acı çektim ve artık acı çekmek istemiyorum. O kadar çok yıkıldı o kadar çok yeniden yaptım ki..? Artık evimi legolardan yapıyorum, en azından rüzgardan etkilenmiyor. Bir oyun olduğunu biliyorum, etrafımın evin ağacın insanların yapmacık olduğunu. Ve beni kimin buraya getirdiğinide. Oynuyoruz kuralına göre ara ara çıksakta kural dışına. Ve öğrendim çekip gitmeyi, meğer en ucuzu insanmış. Her zaman indirimdeymişiz ama haberimiz yokmuş. Sevgimize 12 taksitte yapıyorlarmış. Harika hadi alışverişe gidelim...


Selametle...

Yazma Saati
11:47 ÖÖ




Cumartesi gene düğün vardı. Bu sefer dayı oğullarımdan biri evlendi. Ne çok evlenen var, nasıl güvenebiliyor insanlar birbirlerine inanamıyorum. Acaba ben mi aptalım yoksa onlar mı salak..? İkisinden biri ama hangisi..? Düğün yapılar mekan Kireçburnunda bir restorandı. 3 düğün aynı andaydı ama bahçede en kalabalık bizdik. Çalınan müziklere bakıyorum, bizim gelin Ermeni, damat Türk, yan düğünlerden birinde gelin dağmat Clubberdı, öteki düğünde ise İkiside Kürttü. Yani bu kadar etnik mozaik ancak benim ülkemde olur. Çayınan her müzikte 3 düğüne katılanlarda dans etti. Bende kenarda bunları düşünerik gülücükler saçtım. Ne olursa olsun seviyorum ben bu ülkeyi.
Tabi ben şaptım yapacağımı, ilk önce fotoğrafçıyı kazıkladım, sonrada garsonu,. :) Yapım bu rahat duramıyorum napim :)) Sonra eve geldim yorgunluk yattım ama bir rüyalar gördüm aman aman. Cinsel içerik yok heyecan yapmayın hayatımda birkere gördümöyle rüya. :D Rüyamda ben evleniyorum, düğün var oynuyoruz, birilerinin elinde su oynarken havaya su atıyorlar. Su benim ayakkabıya geliyor, kahverengi boyanmayan bir ayakkabı. "Atmayın lan su, ayakkabıda iz yapıyor" diyorum hiç tınmıyorlar. Bi kızdım, film bi koptu kan ter uyandım. İnsan rüyadan sinirle kalkar mı ya..? Gittim elimi yüzümü yıkadım anam nısıl bir sinir anlatamam.
Kendi kendime terapiye başladm, iç hesaplaşma yapıyorum. Buraya çokça yazı dökülür, eskilerimi atmaya karar verdim çünkü. Bir nevi bahar temizliği gibi, biliyorum Hziran ayındayız ama benim ruhumda bahar daha geçmedi. ;)

Yazma Saati
11:16 ÖÖ

Pazar, Haziran 17, 2007



Babalar Gününüz kutlu olsun, babalara gelmemeniz dileğiyle...

Yazma Saati
12:34 ÖS

Cuma, Haziran 15, 2007







Sevmiyorum lan seni...



Yazma Saati
12:38 ÖS

Perşembe, Haziran 14, 2007


Daha önce Kader"i izlediğimi ve ne kadar çok beğendiğimi yazmıştım. Bu sefer Zeki Demirkubuz"un Masumiyetini izledim inanılmazdı. Özellikle Kader filminin devamı gibi olması beni çok heyecanlandırdı. Buda inanılmazdı. Devam filmi tadı alınca yapım yılına bakayım dedim 1997 çıktı. :) Tam 10 yıl öncesi. Zaten Güven Kıraç tazecik.Ne kadar değişmiş adam dedim. Sonra kendime sonrdumo soruyu. Ne kadar değiştin diye. 1997 yılında üniversite sınavına girdim ben. O zaman 2 sınav vardı. Bursayı kazandığımı duyduğumda hiç sevinmemiştim çünkü olayın durumu hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Sonra topladık pılıyı pırtıyı göçtük 5 yllığına Bursaya. Tab i bu göçme olayının sadece lafta kalacağından pek haberim yoktu manende bayağı göçtük. Aklımda kalanlar, çocuk olduğum inanılmaz derecede piçlik yaptığım. Üstüme başıma hiç bakmıyordum ve iğrenç giyiniyordum. Saçlarıma jöle sürüyordum ve Amadeus diye bir parfümüm vardı. Ayrıca makarna ve yumurtadan nefret ederdim. Ama şimdi ikisinide çcok seviyorum. Çok ama çok konuşurdum, insanları bayıltırcasına. Ha şimdide konuşuyorum ama bayılmalarına ramak kala durabiliyorum.
İnsanların ne kadar kötü olabileceğini üniversitede gördüm. Mesela o yaşa kadar insanların alevi-sünni diye ayrıldığına hiç tanık olmamıştım. Ve bu kadar küçük hesaplar peşinde koşmalarına. Birbirlerini altaltmlak için yarışmalarına. çok safmışım ama kaşarlaştım artık. Danonedeyken bir reyoncuya dediğim gibi "Burda bir orospuçocuğu varsa o da benim benimle sakın xxxişme..! " felsefesi yerleşti artık benliğimde. Artık gözünden anlıyorum beni kazıklamaya çalışanı, kazıklayan olursada dönüp gidiyorum. Birde şeyi hatırlıyorum o zamanki kız arkadaşıma seni seviyorum demiştim oda ama ben seni sevmiyorum demişti. :D Sabaha kadar ağladım ama şimdi komik geliyor, belki o zaman döktüğüm yaşlar bitti artık o yüzden gelmiyor gözümden. Kim bilir. 10 yıl. Ama iyiyim hala dimdik ayaktayım, ve bütün o onun bunun çocuklarına teşekkür ederim beni, bugünkü karakterimi oturtmamda beni düzerek yardımcı oldukları için. Hepsine minnettarım...

Yazma Saati
8:34 ÖS

Çarşamba, Haziran 13, 2007


Geçmiş olsun pisiiiiii, dün beni çok korkuttun, hayatımda ilk defa dudağmda uçuk çıktı acıyo. :) Ama olsun sen gene Yumoş de, yeterli benim için, geçer uçuk. I love u cicik mujjuukk. Bir dahaki sorunda yanında olacağım söz...

Yazma Saati
1:47 ÖS



Bu insanı seviyorum. Yani aşk meş babında değil. Eli yüzü çok hoşuma gidiyor. Ya tabi ki bundan daha çok sevip elini yüzüne deli olduğum insanlar var ama buraya resimlerini koymalarımı istemiyorlar o yüzdende ortalık böylelerine kalıyor. ;) Ne kadar çabuk sildim resmini değil mi..? Bu kızda androit gibi sanki makina üretimi, sibernetik bir durum sözkonusu.

Ohhh beeee, girdi 20 ytl götümüze ooohh beeeee. Lan hani 100 kontöre 10 dksı 2 kontöre konuşcaktık, Avea sokmuş bize geçmişler olsun. Artık 150 kontüre konuşcakmışız, talebe malebe dinlememişler çakmışlaaar. Ohhhh Beeeeeee rahatladım yaaaa OOhh Beeee.. (ama ben tablebe değilim ki..? Olsun gene de rahatladım)

Bakırköy, nefret ettiğim ama mecbunen seveceğim semt. Çok kalabalık ve gereksiz ama bana faydası dokundu dokunmadı desem yalan olur. ;) Metroya binip havaalanına gitmek istiyorum. Ufak bir çanta elimde ve bilmediğim bir yere gitmek istiyorum. Ömrümün sonuna kadar bunu yapabilirim.


Hayatın anlamı budur, allahtan iyi yapanım varda. :P


Ulan benim şu şarj aletini kaç zamndır arıyorum, stres yaptım ama bugün buldum mutluyum mesutum. Ama pillerden biri kayıp kafayı yiyebilirim. Piffff. Amma daralmışım ya rahatlık geldi birden la.


İşte sevgili telim. Çok seviyorum inanılmaz bir müzik kalitesi ve 4gb hafızası var. Resimleri çok kaliteli değil 2 mp ama benim işimi görüyor. Olsun görmesede seviyorum. Tamam hava atayım dedim biraz kabul ettim. Hahahhaa.


Yazma Saati
1:07 ÖS

Pazartesi, Haziran 11, 2007




http://miceurovisiona.blogspot.com/

Bunu çok çok önceleri yaptık ama yayınlamak bugüne kısmet oldu. Eurovisiondan nefret ediyoruz, bunu da her ortamda belirtiyoruz. Artık blog alemindeyiz. bannerlarımızla blogunuzda bize destek verin. Lütfen...

Üçüncü dünya ülkelerinin bile artık ciddiye almadığı Eurovisionun memleket meselesi olmasına karşı çıkan, Verilen oyların siyasi amaçlarla verildiğini düşünen, ve bu yüzden müzikal değeri olmayan bu yarışmayı kazanmanın Türk Milletinin önemli bir amacıymış gibi gösterilmesinden nefret eden, "Şarkı İngilizce mi Türkçe mi olsun" tartışmalarından sıkılan, TRT spikerlerinin yapmacık tavırlarına sinir olan, Yarışmaya kalılan şarkıcıların tavırlarından midesi bulanan, Kıbrısın sürekli Yunanistana oy atmasından bıkan, Ermenistan’ın o uyuz şarkısına sanat şaheseri muamelesi yapan 12 puanın nerden kodlandığını merak eden, gerçek değerlerine sahip çıkmayan, sağ sol orta alt üst ve köşenin olmadığı bir meclisi hala orada yıllarca tutup Tehlike Cumhuriyetin Başı’na gelene kadar Sibel Can’ın tangasını daha çok merak eden ve bu mantıkla bu yarışmaya bakıp destekleyen magazinsel sisteme “Dur Artık” diyen Yüce Türk milletinin bir kaç evladıyız.

İnadına Kahtalı


İnadına Miçe


Yazma Saati
9:18 ÖS



Remove Before Flight, çıkaralım ki bi yerimize batmasın. ;)

Yazma Saati
3:32 ÖS

Pazar, Haziran 10, 2007


Aha birini daha kaybettik yaf. Kankim evlendi, o kadar dedim yapma etme ama benden önce tanıyormuş hatunu yapacak pek birşey yoktu. Sağdıç olarak iki kişiydik ben arabbayı kullandım Şeref hayvanı (sakallı olan) sabah beni aldılar, gittik düğünü yapacağımız tesise. Ortamı kontrol ettik, ordan Profiloya, şerefsiz zorla kravat aldırdı bana. :) Neymiş illa takmam gerekirmiş. Ordançıktık son bekar kahvaltımızı Kavurmalı Kaşarlı Tostla yaptık ve berbere girdik.


Anam ben düğün hazırlığında değilim sanki tatildeyim. Altta şort, zibidi bi tavırlar rahat haller. Nese seçlerımızı düzelttirdik ben sadece tarattım o kadar zaten kısacık o iş bitti çıktık. Düğün arabasını yıkattık, temizlettik ordan gelini almaya.


Kızı almaya gittik, onlarda zaten hazırlanmış aldık gelinliği yerleştirdik, anneyide alıp kuaföre götürdük. Anam ne zormuş tantanası zamanla yarışıyorsun resmen. Araçta güzel hani W10 335 beygir, yer uçağı diyorum ben. Ama çok insani kullandım :)))


Sonra damadın evine gittik ve giyindik kuşandık, şıkır şıkır olduk kızı kuaförden almaya gittik. Aldık gelini 4 kişi zümrüte foto çekilmeye. Ben arabayla küçük bir show yaptım kaldırıdan çıkarak ama olsun namım yürüdü ehehehe.


ve mutlu son, tabi onlar eğlenirken organize işi bize düştü. Garson terörü vardı zaten, ayılarıbulmuşlar onlara anltana kadar olayı gece oldu. Eğlendik uçtuk zıpladık sonra ben saat 2 gibi evlerine bıraktım onları. Ordan oktaköye indik bir Kumru yaptık birde Şinoda Türk kahvesi benim işlem tamam. Eve geldim saat 3 yattım ama hala kemiklerim ağrıyor haraket edemiyorum. :D Olsun kardeşime feda olsun şimdi bir tek Capuccino makinesini aldım mı tamam bu işş :D



Yazma Saati
3:40 ÖS

Perşembe, Haziran 07, 2007


Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değilller.

Aşk dilinde bir tarafta cüceler,diğer yanda devler.

Yazma Saati
7:03 ÖS



yağmurun sesine bak
aşka davet ediyor
vuran her damla
harab ediyor

Güzel yağmur yağıyor, şimdi çıkıp düşüneceğim. Kendimi hayatımı, yediğim kazıkları, attığım kazıkları, iç hesaplaşma yapmıyorum artık. Önüme bakıyorum aramıyorum bekliyorum, ummuyorum çabalıyorum, düşüyorm ama kalkıyorum. Yeni inişler ve yeni çıkışlar var hayatımda. Ve kendi başıma inşaa ettiğim kendi küçük gökdelenim. Çıkacağım şimdi dışarı ve yürüyeceğim yağmurda, günahlarımı, hayallerini, kırgınlıklarımı ve kızgınlıklarımı akıtacağım. Göz yaşı akıamıyşorum tamam ama sanırım bunları uçurabilirim. Takacağım kulağıma kulaklığımı, açacağım sonuna kadar müziği.

yalanlara radar olsan neye yarar, zararın dönüşü karın el mi sallar? batan güneş yine doğar.

yürüyeceğim o hızla ayaklarımda şıpıdık terliklerim ve o üniden kalma taz tshirti üzerimde devam edeceğim caddeden. Yanımda güzel insanlar var, gereksizler belli ediyorlar kendilerini ve çıkıyorlar hayatımdan. Artık yeni bir güneşim var ne güzel...

varsa bir duvar dayan, yoksa bir duvar yarat, karanlık olduğunda mumdan bir güneş yarat, kanatların kırılmasın, umutların nicesi 24 karat

güle güle kullanayım ;)

Yazma Saati
6:18 ÖS



Dün bir kankam geldi Taksime gittik küçük cumartesi hesabı, bişeyler içtik dönüşte eve bıraktı. Eşi hamile karın davull gibi şişmiş çok komik geldi, lan lisede yanımda hocadan tokat yiyien adam baba oluyor. :D Çok garip ya. sanırım yaşlanmak bu olsa gerek.


Gece geç saatte eve yürürken hep düşünürüm, o kadar hırs o kadar ihtiras, savaşlar yapılıp bombalar atılıyor, türlü dolaplar, trajediler, ama gece oluyor ve o tip adamlar, kadınlar uyuyor. Çıt yok, hepsi uyuyor mışıl mışıl, anladım ki, evet katillerde uyur...



Ben keyif adamıyım, Taksime çıkıcam diye bu sıcakta hava basma adına kıçıma kot giyemem. Ayaklarıma çekerim şıpıdık terlikleri İstiklalde çakkıdı çukkudu yürürüm. Haaa kaşınan olursada çıkarırım tekini vururum ağzına. :) Af yok.

Dün barda wcden çıktım, tuzluk vardı yan masada üzerini okuyamadım, baktım Burgaz Rakı yazıyor , yerine koyarken biri geldi "oo götürüyodun sanırım götüür götüür" dedi. "yok üzerini okuyamadım ama istersen al" dedim tuzluğu adama uzattım, herif kleptomanmış havada kaptı, birde " seiyorum lan bunları çalmayı" dedi kelimeleri ezerik. İlk defa yakından leptoman görüyorum nahoş. Bu arada O2 şebekesine sevgilerimi iletiyorum içine ettiniz gece muhabbetin. ;)


Yazma Saati
11:29 ÖÖ

Çarşamba, Haziran 06, 2007


Dogu illerindeki bir aganin en buyuk zevki, kar uzerine çişiyle imzasini atmakmis. Bu nedenle kar yagmaya basladigi andan itibaren koyde hayvanlar dahil hic kimse sokaga cikamazmis. Kar biraz kalinlasinca, aga sirtina kurkunu giyer ve koy meydanina gelirmis. Yaninda da aganin en yakin yardimcisi Haso. Aga sirtini koye dogru doner sonra sorarmis:

"Ula Hasso, ahali bakiy mi?"
Hasso cevap verirmis: "Evet agam, hepisi de bir olmus, pencerelerden bakir."

Aga cisiyle karin uzerine imzasini atarmis

"Abdullah Cizrelioglu", sonra da bir nokta koyarmis ve sorarmis: Hala bakirler mi?"

"He agam, hem bakirler hem de cilgin gibim alkislirler."

Her sene ayni toren surermis. Aradan 7 yil gecmis. Aga yine kar tuttuktan sonra cikmis koy meydanina. Sormus Hasso'ya: "Ahali bakir mi?"

"He agam bakirler, kopekler, kediler bile camdadir."

Aga adini yazmaya baslamis "Abdullah" diye. "Cizreli" demis ki,kalakalmis, cunku yas geregi prostat. Halka rezil olmak var. Alcak sesle Hasso'ya sormus:"Bakirler mi?

"He agam bakirler de, sen ne diye durdin ogle?"

Aga caresiz "Ula gel yanima, arkani don ahaliye, tamamla sunu" diye emretmis. Hasso bir an durmus, sonra cisini yapmaya hazirlanmis ve aganin kulagina egilmis

"Agam" demis, "Kirkyildir kafama vurdin salak dedin, sirtima vurdin aptal dedin. He bu kulun okumayi yazmayi sokemedi ki, tut da yazinin devamini sen yaz."

Kissadan hisse, alinacak ders bir şeyi yapacaksan, 2 adım sonrasını düşüneceksin yoksa ... tutarsın. ;)

Yazma Saati
11:51 ÖÖ

Pazar, Haziran 03, 2007


Evvet 29. geleneksel doğum günüm şenlikleri törenlerle kutlandı. İlk tören Cuma gecesi Kerim kankamın evinde mangal yaparak şenliklere start verildi. Sat 22:30da yakılan mangal 3 saat süresince çeşitli et mamüllerini fevkalade pişirerek geceye lezzet kattı. Yanlıız biz şşek gibi ateşi mangal gibi yakmak yerine firestarter sorunlu adamlar gibi 2mt bir ateş yakıp işi çevirmeye çalışınca biraz ter döktük. Birde son saniyelerde o Tekilayı içmeyecektik, fena bozdu be . :(

Ben 4 gibi yattığım için zar zor 10da kalktım kahvaltıydı giyinmeydi derken çıktım evden. Gittim Balat sahiline. Söyle sote güzel bir yer buldum kendime ve çöktüm. Güzeldi ama fena yanmışım hala kollar acıyor. Dedik bakalım cidden televizyondaki gibi mi..? Organizayon muhteşemdi uzun zamandır bu kadar iyisini görmemiştim. Altından çok güzel kalktılar olayın, helal olsun. Final yarışı ise muhteşem ötesiydi tarif edemem insanlar cidden heyecandan sarsıldılar.


Kesinlikle çok daha güzel, seneye tekrar giderim inanlmazdı. Seyirci çok bilinçliydi güzel haraketlere alkış felan, bi şaşırdım yani. Fena kalabalıktı adım atacak yer yoktu resmen. Yanlız ben bombardıman uçağına bittim. Kesinlikle makine ya. Çok güzeldi. manevraları şiir gibiydi resmen. Muhteşemdi. Oran çıktım sefgili Bırrcı beni çağırdı, biraz tepiştik onla geç klma yüzünden ama benim rahatsızlığıma alışık. Hediyemi verdi, utandım biraz ama çok değil. Zaten hemendegeçti. Biraz sohbet edip tıkındık ve hemen eve geçtim.


Evde hazırlandım ve hedef Ege Meyhanesi. 30 kişilik bir grup vardı. Pınarla ikimizin doğum günü vardı birleştirdik ki anam ne eğlence yıkıldı ortalık. Ben pastamı keserken solistin "bıçak kör, at bakalım bişeyler" deyip tabağı göstermesi 20 ytlme mal oldu. Lan ne biçim iş ne anladım ben bu işten doğumgünü çocuğu benim parayı niye ben veriyorum :D



İşte manzarası, inanılmaz Boğaziçi Köprüsünden Unkapanına kadar her yeri görüyor yemekleri bir harika kesinlikle tavsiye ederim bir kez deneyin. Grup Pera Çarşamba Cuma Cumartesi çıkıyor ve çok başarılılar. :) Ben mehtabi görünce 9 kadeh rakı yuvarlamışım ama anam hiç mi çarpmaz adamı. Ne hikmetse gözüm bile seğirmedi.

Haaa, sevgili arkidşlerim benim için hediyeler almışlar çok güzel hepsi. Ayakkabının nosunu bile tahmini almışlar ki cuk oturdu.b :) Saolsunlar varolsunlan, böyle zamanlarda kendimi özel hissediyorum. :)


Burcıcık bunu almış bana, çok hoş. Üzerinde yazanları iltifat mı hakaret mi alaydım bilemedim. Dur bi ayılayım ben sorarım ona :D



eheheh bunuda Ali hayvanı yaptırmış benim lakabımın Panda olduğunu bildiği için ama biraz geliştirmiş işi, arkasına da şunu yazdırmış. :D


Tava dünyanın en şanslı eşyasıdır çünkü karnı herzaman tok altı herzaman sıcak ve sapı herzaman bir kadının elindedir. :))))


Sonuç olarak uykusuz ve eğlenceli bir gece geçirdim, bir yıl daha yaşlandım ama gülerek ve eğlenerek. Umarım geri kalan yıllarda bu şekilde olur. Darısı kutlayamayanların başına. Ha tabi bu arada kutlama mesajları alıyoruz hepsine çok çok teşekkür ederim. Kutlamaya katılamayanlarada açıkça söyliyeyim, kutlama hakkımın baki olduğunu ve bundan çok daha güzel zamanlar geçireceğimi biliyorum. Anlayan anladı. ;)


Yazma Saati
8:14 ÖS

Cuma, Haziran 01, 2007


29 geldi, 29 koca yıl. Ne umdum ne buldum derler ya, ben bi poh bulamadım daha. Daha doğrusu bir poh olamadım daha. Sıfıra sıfır elde var sıfır. :) Geçirdiğim en kötü doğumgünüm tahminen, hiç sevmem kutlamayı ama daha bir karamsar daha bir kötü. Hepsi kötü hepsi iyi olan tek bir şey yok. Yada tek bir şey var. Umarım 30. yılımı geçmiş 29 gibi kutlamam ve geçmişten bir hayli uzakta kutlarım. Yeni bir hayat lazım bana 29 yıllık bu hayatımdan nefret ettim çünkü. :)
Megadeth dinliyorum Time: The Begining diye bir şarkısı var. Ulan bu da bana gelsin anasını satim...
Father time, I'm running late
I'm winding down, I'm growing tired
Seconds drift into the night
The clock just ticks till my time expires
You were once my friend
Now I know I can't tie your hands
The days I saved I couldn't spend
They fell like sand through the hourglass
No time to lose, no time to choose
Time taking time, it's taken mine
Scenes of my life seem so unkind
Time chasing time creeps up behind
I can't run forever, and time waits for no one
Not even me
An enemy I can't defend
My final days a deadly
just a speck in space
Dreams of an eternal resting place
I can't get any younger
Time has brutal hunger
Beni yiyemeyeceksin...

Yazma Saati
12:01 ÖÖ

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements