Pazar, Aralık 31, 2006



2006ya girerken tek dileğim huzur dolu bir yıl geçirmekti. Ama tanrı gene bana pandik attı ve bombok bir yıl, belki hayatımın en kötü yılını yaşattı bana. Hiç mi iyi şey olmadı adam derseniz, o pazar günü dışında bir tek iyi olay meydana gelmedi. Hep uğursuzluk, hep terslik, istediğim huzurun yanından bile geçmedim.

Peki 2007den ne bekliyorum..? İş aşk, para, araba manita..?
Hiçbiri. Hiçbirşey istemiyorum, diyemiyorum. Geldiği gibi gitsin, duruma göre bakarız, temennim bile yok. Gelsen ne oluur gitsen ne olur. Tek fark saçlarımdaki kar yağışı biraz daha şiddetli ve 1 yaş daha yaşlandım. Hepsi bu.


Sizlere ise herzamanki isteğimi tekrarlayacağım. Huzur dolu bir ömür sürün, tek dileğim bu. Gerisi hiç önemli değil. Mutlu seneler, umarım seneye hepimiz burda oluruz, sorunsuz ve çok huzurlu.

Yazma Saati
12:00 ÖÖ

Cumartesi, Aralık 30, 2006


Tarçın! Benden kaçabirisin ama saklanamazsın...

Yazma Saati
12:35 ÖÖ

Cuma, Aralık 29, 2006


Sevgi töngeliyim ben trafikte bile sevgi saçarım etrafıma. Bir de keskin virajlarda uçmasa fevkalade olacak. Yok yok yapma çiçek be, suyu akar gerçeğinin. ;)

Yazma Saati
6:27 ÖS




Sabah daha yeni ağarmış, ben championun bahçesinde sessizliği ve çalan kilise çanını dinliyorum. O kadar huzurlu o kadar güzel ki..? Bir iki tane kuş yukarıdan uçuyor ama kanat çırpmıyorlar, bulutlar çok uzak duruyor.

Sonra arabaların üzerindeki karı görüyorum. O güzel şekilleri yok topak topak olmuşlar, köpük gibi. Birbirlerine yapışmışlar erimemek için, en azından bir kaç saatliğine. Dayanamıyorum hemen parmak atıyorum.

Ve soğuk yüzüme vuruyor, şirinliğim üzerimde bugün kalın beremi düzeltiyorum ve atkımı yüzüme çekiyorum. "Cheees, günün şirini sensiiiin.." diyorum ve Çıkırt.

Yazma Saati
12:11 ÖÖ

Salı, Aralık 26, 2006


Küçükken hava soğuk, kar ve don olduğunda camdan bakardım. Bizim cadde eğimli olduğu için buz tutardı ve arabalar çıkamazdı. Çıkabilenlere ise büyük bir saygı ve hayranlıkla bakardım. Yerdeki o ince kar tabakasında otomobillerin bıraktığı o iz, beni hipnotize ederdi ve çocuklara özgü o aptal bakış ve parlak gözlerle bakardım izlere. O izler hiç bitmezdi ama ben kendi görebildiklerime bakarak dalar giderdim. O izlerle kendi hayatım arasındaki benzerliği çözmem ise 27 yıl kadar gecikti.

O gecelerde evde sobanın başında kestane yapardık, çıtır çıtır olurdu. Ağzıma atardım hemencecik ama yanardı. Isıramazdım da, uflaya puflaya yemeğe çalışırdım. Camdan karın yağışını ve sokak lambasının turuncuya çalan rengine bürünerek ceddeye düşmesini izlerdim. Bazen camı açardım gizlice çünkü annem kızardı evi soğutuyorum diye. Camın önünde biriken karlardan süçük bir kartopcuğu yapıp kardeşime yada evdekilereden birine atardım.

Şimdi ise o zamanlar sadece hafızamın bir kısmını oluşturmaktan ileri gitmiyor. Ne eski tadım ne eski zamanlar var. Herşey değişti, kar bile kırmızı yağıyor değil mi..?

Yazma Saati
7:49 ÖS

Pazar, Aralık 24, 2006



Dün akşam işten çıktık, dedik ki gidelil Beyoğluna atalım iki tek kendimize gelelim. Neyse eve geldim biraz dinlendim sonra süslendim ve Beyoğluna gittim. Oturduk bi mekana içtik, sohbetti, geyikti derken baktık zaman su gibi akıp geçmiş. Ben alkol alacağım için araba almamıştım doğal olarak. Kalktık neyse eve doğru yolculuk başladı duraklara geldim, son otobüyü yakaladım severim bu otobüs gezmesini gece vakti hep garip ve çekici gelmiştir. Bindim tekli sol sıradaki koltuklardan birine cöktüm. Kafamın 1500 olması ve günün yorgunluğu uyku olarak nüksetti bünyede ve "az dalayım kalkarım birazdan" fikrine güvenerek dalmışım. Tek hatırladığım otobüsün kalktığı. Sonra bir gürültü ve gözümü açtım, Surlara bakıyorum..?
Saat 2. ..? Hassiktir nerdeyim derken baktım herkes iniyor o an refleksle bi atladım soğuk çarptı yüzüme. Ama kendimde değilim hala, dalayım dediğim olay abarmış resmen, fosur fosur uyumuşum. Ama nerdeyim lan ben..? 1-2 dk dumurdan sonra anladım ki, ineceğim durağı geçmişim son durağa taaa Edirnekapıya gelmişim. ..? Ulan nasıl geri dönecem..? Otobüs yok geçmiyor bi tane, işin garip tarafı takside yok. Başladık yürümeye 35 dk kadar o kafayla eve yürüdüm, dondum, başım ağrıdı eve geldim yattım ama hiç hatırlamıyorum halimi.


Sabah kalktım 11:30 ama kalkamıyorum. Kafam kazan gibi neyse atıştırdım azıcık kalktık Taksime. 12:30da bir arkadaşımla buluştuk Vazgala gittik. Demlikte kuşburnu ve soğuk sandwich ile kahvaltı yaptık hatta o abardı ben kahvaltı yapmaya çalışırken browni ve sıcak çikulatayı götürüyodu.


Sohbetti kahveydi derken dedik sinemaya gidelim yeni bir sürü film geldi. Ben Takvaya gidelim dedim o tutturdu küçük kıyamet diye. tabi benim dediğim oldu ve Atlas Pasajına girdik. Tütsülerim bitmişti onları tazeledim ve kırılan tütsülüğümün yenirine yenisini aldım. Neyse biz biletimizi aldık ve girdik sinemaya.

Görüldüğü gibi korsan sinema gibi ufacık ama çok sıcak. Çıt çıkmadı film boyunca. Fitaşta olsa piyasa piçlerı fısıldar, kahpeleri kıkırdardı. Muazzam film yapmışlar kesinlikle tavsiye ederim çok gererkli bir yapım olmuş. Sonra çıktık ,bi yemek yedik ve eve geldim. Gelirken yolda durdum ve 4 tane dvd aldım. Hem arşivim için, hemde izlemediğim filmler vardı. Seviyorum evde film izlemeyi, bide mısır yanına ohhh. Biraz önce birini izledim ve mutlu mesut şikilde yatmaya hazırlanıyorum. Ve rüyamda eğer önemli birini görürsem dileyeceğim tek şey, çalışma gününün 1 tatil günlerinin 6"ya çıkması.

Bitti


Yazma Saati
11:21 ÖS

Cumartesi, Aralık 23, 2006


Bu yazıyı geçen senede yazmıştım bakalım hatırlayan olacak mı..? 23 Aralık 1930 tarihi sana ne ifade ediyor? Hiç çağrışım yapıyor mu peki? Bugün tanıdık tanımadık birçok blog dolaştım, dedim belki hatırlayan vardır ama bu tarihi hatırlayan geçen sene 1 tane bu sene ise hiç blog bulamadım. Aferim, çok güzel.

23 Aralık 1930

Ne mi oldu bu tarihte..? Anlatayım biraz belki hatırlarız hep beraber.

Adı Mustafa Fehmi Kubilay.
Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.

Bu genç insan, Menemen´de 23 Aralık 1930´da şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı, "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçti.

Olayın elebaşısı "mehdi" olduğunu iddia eden Giritli Mehmet (Derviş Mehmet) adında Nakşibendi tarikatına bağlı biriydi. 7 Aralık"ta 6 müridiyle (Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan) Manisa"dan yola çıkan Derviş Manisa"dan yola çıkan Derviş Mehmet, 23 Aralık sabahı, gün doğarken Menemen"e girdi. Belediye Meydanında çevresine topladığı yaklaşık yüz kişiyle zikrederek şeriat ilan etmeye kalkıştı. Meydandaki kalabalığın bir bölümü çağrısına uymuş, bir bölümü ise seyirci kalmayı yeğlemişti. Silahlı olan asiler bir müfrezenin başında olaya müdahale eden yedek subay Asteğmen Kubilay"ı hemen ardından da Hasan ve Şevki adındaki iki mahalle bekçisini öldürdüler.

Peki bunu nasıl yapmışlar..? Onu da hatırlayalım hep beraber;

Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...: (15 Ocak 1931)

Sorguya çekilen diğer maznun Küçük Hasan:

Sabah yakındı. Zeytinlikte oturarak esrar içtik. Şafak sökmek üzere idi. Meneme"in içerisine girdik Bozalan"dan hareket ederken Mehdi bana da bir tabanca vermişti. Fakat ben onu hiç kullanmadım Menemen"in içerisine girmezden evvel Mehdi bize ayetülkürsiyi okutmağa başladı. Menemen"in içerisine tekbirlerle girdik. Çarşı içerisinde bir cami yanına geldik, silâhlılar camiin etrafını sardılar Nalıncı Hasan camiye girerek bir sancak aldı o vakit camide iki kişi vardı, bir insan da ezan okumak üzere idi. Mehdi, Camide bulunanlara ben ahir zamanda gelecek olan mehdiyim deyince camidekiler şehadet getirmeğe başladılar. Sancakla camiin önündeki meydanlığa geldik, orada biraz zikrettikten sonra Mehdi, Meneme"in içerisini, mahallelerin gezmek istedi. Ve orada hazır bulunan tanımadığım birisine bize mahalleleri gezdir dedi. O tanımadığım adam bizimle beraber mahalleleri zikrederek dolaştık, bir yere geldik, Mehdi bizden ayrılmıştı. Mehdi"yi kaybettik, dolaşırken bir sokakta Mehdiyle Saffet Hocayı karşı karşıya gördük. Saffet Hoca evine girdi. Pencereyi kapattı biz oradan tekrar belediye meydanlığına geldik yine zikre başladık bir çok halk toplanmıştı. Sancağı yere dikmek istedik, tanımadığım birisi bir çukur kazdı, sancak oraya dikildi. Etrafımıza tahminen 100 kişi toplanmıştı. Bunların hemen hepsi zikre iştirak ediyorlardı. Mehdi Mehmet mehdiliğini ilân etmişti. Ve etraf 70 000 evliya ile sarılmıştı. Herkes öğleye kadar sancağın altına gelsin, gelmiyenlerin kafası kesilecektir dedi. Bu sırada bir jandarma, yanında dört beş jandarma ile gelerek Mehdi"ye ne istiyorsun, dağılın dedi, Mehdi ona ben mehdiyim, halkı şeriata ve dine davete geldim. Etraf sarılmıştır. 70 000 kişi vardır dedi. Ve silâhını jandarmalara karşı kaldırdı. Jandarmalar kaçarak hükümete girdiler. Zikir yine devam ediyordu. Müteakiben bir jandarma yüzbaşısı gelerek Mehdi ile konuştu. Ve Mehdi"ye biz de Müslümanız, dağıln dedi. Ve jandarma yüzbaşısı da hükümete doğru gidince halkın bir kısmı Mehdi"yi alkışladılar. Yine bir askeri yüzbaşısı geldi. O da döndü. Arkadan bir genç zabit kumandasında süngü takılı bir müfreze geldi. Zabit, Mehdi"nln yanına gelerek yakasından tuttu. Mehdi"ye teslim ol dedi, Mehdi zabiti kaktırdı ve silâhla vurdu. Zabit yaralı olarak camii yanına gelince düştü. Şamdan Mehmet giderek zabitin kafasını kesti, getirdi sancağın ucuna dikti. Baş orada durmayınca ahaliden birisi ip verdi. Başı sancağın ucuna bağladılar. Ve yine bu vaziyette meydanlıkta tekbire başladık. Süngü takılı askerler kaçmışlardı. Zikir esnasında her taraftan silâhlar patlamağa başladı. Mehdi, Sütçü Mehmet, Şamdan Mehmet vuruldular. Mehmet Emin de yaralandı. Biz Nalıncı Hasan ile Manisa"ya kaçtık, üç gün sonra bizi Manisa"da tuttular. Mesele bundan ibarettir Paşam Hazretleri.


Esas hakkındaki iddianamede ise şu şekilde anlatılayor olay.

İhtiyat Zabit Vekili Kublay B. süngülü askerini belediye meydanlığındaki kahve önüne bıraktıktan sonra kendisi öne atılarak asilere dağılmasını söylüyor ve Mehdi Giritli Mehmed"i kolundan tutup çekiyor ve askere süngü tak emrini veriyor. Buna Mehdi silah atmak suretile mukabele ediyor ve ağır bir surette yaralıyor. Yaralanan Kublay Bey tam bir metin asker tavrıyla oradan ayrılıyor, arkasından ikinci defa atılan kurşun isabet etmeden Hükûmetin arkasındaki avluya kendini atıyor, fakat aldığı birinci kurşun yarasından kaçamayarak oraya düşüyor.
Maznunların hunharane hareketi ve Kublay Beyle iki bekçinin şehadeti : Kubilay Beyin, orayı gören, her nasılsa haber alan Mehdi Giritli Mehmet, askerin kaçmasından ve halkın el çırpmak suretile kendisine müzaheretinden ve sigara ikramından cüret alarak ortalığa bir dehşet salmak için bu anda cinaî bir rol yapmak istiyor, derhal maznunlardan Ali oğlu Hasan"ın torbası içindeki bıçağı aldıktan sonra Şamdan Memet"le beraber Kublayın yanına gidiyor, bıçağile boynundan keserek kellesini alıyor, bu suretle ordunun bir zabiti ve asil Türk evladı Kubilay, tanı bir canavarca hlsle şehit ediliyor. Bununla kanmıyan Mehdi, kafayı saçlarından tutarak orada bulunan üstüvane şeklindeki taşa vuruyor ve etrafını biraz gezdikten sonra getirip bayrağın üzerine takıyor. Bu fecaat karşısında seyir ve Menemen halkından bazıları tarafından ikinci bir alkış tufanı başlıyor, bayrak eyi dikilmemiş olacaktır ki düşüyor. Bittabi kafa da düşüyor Mehdi Memet, bayrağı elektrik direğine bağlamak için ip istiyor; bir ip halk arasından Yusufoğlu Kâmil tarafından koşarak getiriliyor ve sancak direğe bağlanıyor. Bu sıralarda alaydan yetişen diğer müfrezeler ve aynı zamanda namuslu iki bekçi ile asiler arasında cereyan eden müsademede Mehdi Memet ve Şamdan Memet ve Sütçü Memet maktul ve Emrullahoğlu Memet Emin mecruh, bu meyanda iki bekçi de şehit düşüyor, âsilerden Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan da halk arasından kaçıyor ve Manisada yakayı ele veriyor.

Sonra ne mi oluyor..? 31 Aralık 1930"da toplanan bakanlar kurulu, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan edilmesine karar veriyor. Sıkıyönetim mahkemesi, 105 sanığı 15 Ocak 1931"de yargılamaya başlıyor. Duruşmalar, 25 Ocakta sona eriyor ve 105 sanıktan 37si için ölüm cezası veriliyor. 6sının ölüm cezası yaş haddi nedeniyle 24 yıl idama bedel hapis cezasına çevriliyor. Diğer sanıklardan 20sine bir yıl, 14üne üç yıl, 6sına 15 yıl, birine 12,5 yıl hapis cezası veriliyor, 27 sanık beraat ediyor.

Karar, 31 Ocak 1931de TBMMye sunuluyor. Aynı gün Adalet Komisyonunda görüşülüyor. Komisyon, 31 ölüm cezasından 28ini onaylıyorı. 2 kişinin ölüm cezasını 2 yıl hapis cezasına çeviriyor. Bir kişinin cezası da, ölmesi nedeniyle kalkıyor. TBMM Genel Kurulu, 2 Şubat 1931de cezaları naylıyor.

Ölüm cezaları 3 Şubat 1931de yerine getiriliyor. Bazıları yedeksubay Kubilay’ın başını kestikleri yerde asılıyor.

Sıkıyönetim, 28 Şubat 1931de Manisa ve Balıkesirden, 8 Mart 1931'de de Menemenden kaldırılıyor...

Hatırladın mı..? Biz hiç unutmadık..!

Yazma Saati
12:01 ÖÖ




Bir insanın takıntılarını anlarım, fetiş huylarını anlarım, cinsel tercihini anlarım, fantezilerini anlarım ama bir çocukla cinsel ilişkiye girmesini, hepsini bir yana bırakalım bu boktan, sıçtığım işinden para kazanmasını ve AQ insanlarının bu AQ sapıklığının nesini merak ettiklerini anlamıyorum. Anlamak da istemiyorum, tek istediğim götlerine kanca sokup vinçte sallanmaları. O kadar!

Yazma Saati
12:00 ÖÖ

Cuma, Aralık 22, 2006



Eveet bütün halkımın ve siz sevgili okuyucularımın Dünya Orgasm Gününü kutlarım. Malum erken boşalma derdi olan, ön sevişmeyi 2,5 dk ile sınırlayan yurdum erkeği ve yaşlandıkça kilo alışı giderek artan, götü göbeği alıp yürüyen, kendini tanımaktan aciz yurdum kadını bu günü ne yapar nasıl kutlar, kutlama sonunda günün anlam ve önemine binaen ortaya güzel bir olay çıkar mı bilinmez. Ama bugün tüm dünya bayağı bir sallanacak tek bunu biliyorum. Çünkü herkes birbirini kutlayacak.

Sonuçta cinsel hayatın önemi akla gelince hepinize bol orgasmlı günler dilerim, tanrım hepimizi "diserektil disfonksiyon" illetinden, vajinismus belesından, türlü zührevi hastalık illetinden korusun. Tamam vaazıda verdim tam oldu. Amen...


Yazma Saati
1:24 ÖS

Perşembe, Aralık 21, 2006



Onu ilk eğitimde gördüm, dikkatimi çeken en büyük özelliği hiç kahkaha atmaması yada çok komik durumlarda sadece gülümsemesiydi. Çok garip gelmişti, gittim yanına oturdum "Selam" dedim. "Sana birşey sorabilir miyim..? "


"Tabi " dedi.


"Neden hiç gülmüyosun..?"


İyi ki bu soruyu sormuşum. Ve iyi ki doğmuşsun bugün. Çok zor zamanlarımızdı ikimizinde sende hatırlıyosun. Ama sen hep bana destek oldun, ben ise hafif manyaklıkla karışık sana yardım etmeye çalıştım. Kuşadasını hiç sevmesemde en azından hatırlamak için bazı sebeplerim var artık. İyi ki doğdun ve iyiki seni tanımışım . :))


Nice mutlu yıllaraaa Çitooooos..!


Ha sorunun cevabı..? Bana kalsın mı..? ;)

Yazma Saati
1:03 ÖS

Salı, Aralık 19, 2006


Carrera 4S
355 beygir güç üretebilen 3.8 litre hacimli boxer motor, 288 km/s maksimum sürat ve 4.8 saniyelik 0-100 km/s hızlanma değeri.



Bu bünye 245 km yaptı bu makina ile, ki kişisel rekorum 237 km ile Golf GTI idi.



Anneeeee bana bundan aaaaaal! 300.000 Euroluk bir makinayı kıçının altında hissetmek de biraz stresli bir olay canım. :P


Yazma Saati
10:04 ÖS

Pazartesi, Aralık 18, 2006


& Offf kahve manyağıoldum, Sarbuckstaki kankim bi kahve hediye etti, bi sert bi güzel ağzım yüzüm kahve kokar oldu 2 günde.

& Sinemaya gideceğim bu gece ama hangisine karar vermedim. :(

& Şu hastasının rontgenini çekmeyen doktor olacak karı canımı sıktı. Ama sanırım bir yanlış anlaşma var, o rontgeni sakso olarak algılamıştır. Ondan olmaz demiştir yoksa insan testis görerek orgazm olamaz ki..? Yada olur mu..?

& Hergün biryerlerden çağırıyolar 3 vakte kadar iş değiştirecem. :) İşşalaaaaah..!

& Meds dehşet bi albümmüş peki benim bunu anlamam neden çok gecikti..? Acep götümle mi dinlemişim..? Ha dan dana dan diye bi grup var kontragaranti dinleyin, çok dehşet ve kaliteliler.

& "Aptal oğlu sersem, cin mi oldun çarptığın adam şeytan oğlum..." ;) Leh"Che, bu çocukta sağlam. ;)

Yazma Saati
5:40 ÖS

Pazar, Aralık 17, 2006


Lipton Ice Green
Muazzam bir içecekmiş bu, bu kadar geç tanıştığım için cidden üzüldüm. Asitli içecekler içmediğim için, pek yaklaşmıyordum kutu içeceklere ama bu çok güzel aldı diğerlerinin yerini. Tavsiye olunur, bir dilim limonle içilmesi bağımlılk yapıyor.


Haribo Solucan
Yada orjinal adıyla Haribo Rattlesnake. Çok başarılı çok leziz özellikle elma aromalı olanlar var yeşil-beyaz. Hastasıyım ama araba kullanırken yenince diğer sürücüler bi garip bakıyor ağzınızın şekli yüzünden. :)



Alpenliebe -Espresso
10 Numara hatta 11 numara, lezazet abidesi. Herdaim yanında taşımalı insan, mümkünse ağzından hiç çıkarmamalı.




Danette Hindistancevizi
Kendim satıyorum diye söylemiyorum inanılmaz başarılı, inanılmaz lezzetli. Hastasıyım Çukuluya 10 basar.


Sinbo Mixer
Magic Bullet takliti ama çok işyevsel hertürlü gidiyor işe. Ve fiyatı çok ucuz, 35 ytl civarı piyasada. Kesinlikle evde bulunsun. Discountlardan temin edilebilir.



Ortaköy Cheescake

Çok sık gittiğim Ortaköyde daha önce hiç gitmediğim ama gitmeye alıştırıldığım bir mekan. Ben Rokalı salatasına bayılıyom tabi gidene değil götürene bakmak gerek ;) Pizzalarıda süper. Bi uğrayın derim.


Konu dışı
Ya bütün arkadaşlarım evleniyor, tüm kankilerim ya nişanlı ya evli. Ulan evlilik belası çekemeyeceksin beni içine.

>:( Grrrrr

Yani en azından şimdilik.




Yazma Saati
4:01 ÖS

Cuma, Aralık 15, 2006


Olmuyor. Ne yapsam ne etsem olmuyor. İyi bir ilişkim, iyi bir kız arkadaşım olsun istedim, onun için cidden uğraş verdim olmadı. İyi bir işim olsun, kafam rahat etsin dedim o da olmadı. Götümü sıkayım dedim, para harcamayım dedim, o hiç olmadı, pire için yorgan yakmayayım dedim ,o hiç ama hiç olmadı, yalan söyliyeyim, maske takayım dedim olamadı...

Ve kendimi kaybettim...

Aynaya baktım, hatam nerde diye, yanlış nerede diye...

Ve buldum gerçeği, ayna diye duvara bakarmışım meğer. Ve kendim örmüşüm o duvarı. Meğer dünyadaki en ucuz şey insanmış, meğer ben aptalmışım, hayallerim varmış, o hiç olmamış yanımda hep kafamdaymış, pişmanlığın anlamını bilmezmişim meğer ve başından bakacağıma olaya götünden bakmışım. Mum ileriyi göstermezmiş ama ben anlamak istememişim, hep acımışım yetime ala o gelmiş koymuş götüme.

Hımmmm, ya uykudan uyanmışsam, ya elime bakmış ve elimde hiçbirşey olmadığını görmüşsem, ya zaman geri ödeme zamanıysa..?

Yazma Saati
7:17 ÖS

Çarşamba, Aralık 13, 2006


Bazen öyle bir durum oluyor ki, yani derler ya kader ağlarını örmüş diye. İşte o kahpe öyle bir ağ örüyor ki, yani içine giriyosun istemeden, o acayip düzen işliyor, senide çekiyor içine alakan yokken debeleniyorsun
sarıyo krtuluyorsun yada daha çok sarılıyorsun.
Bu hafta çok değişik bir havada başladı ve şirkette o kadar kötü bir durum çıktı ki inanılmaz. Anlatıp anlatmamakta kararsızım, çok karmaşık toparlayamayacağımdan korkuyorum kafa şişireceğim çünkü, ama öyle bir seyir aldı ki olaylar, o düzen öyle bir çalıştı ki, "5 dkda değişir bütün işler" kuralı öyle pis işledi ki hala şaşkınım hala kafamı toplayamadım.
Yani bazen cidden girdapa gibi giriyosun işin içine hiç istemeden ve çıkamıyosun. Ve bir domino etkisi çıkıyor ortalığa, herşeyi yıkıp geçiyor. Fena ya, çok fena "kaderimin efendisiyim" diyorum ya, işte o bazen ben burdayım diyor insana. Zor...

Yazma Saati
6:33 ÖS

Salı, Aralık 12, 2006


"AB dışişleri bakanlarının, AB Komisyonu'nun tavsiyesine uyarak Türkiye ile kısmi olarak askıya alınmasını istediği 8 müzakere başlığı şöyle: Malların serbest dolaşımı, iş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisi, mali hizmetler, tarım ve kırsal kalkınma, balıkçılık, ulaştırma politikası, gümrük birliği ve dış ilişkiler olarak sıralandı. Avrupa Birliği'nin aldığı bu kararla Türkiye, 14-15 Aralık'taki Brüksel Zirvesi'nin gündeminden düşmüş oldu."

İyi bok oldu, istemiyorum kardeşim, başımda padişah kılıklı birinin halkımı ülkemi rezil etmesini istemiyorum. Bu kadar olur mu ya..? İnsanda biraz şahsiyet olur , Damat Ferit soyundan mıdır nedir anlamadım ki..? Adam sen o limanı aç bende götümü açıp "ABye hayır" diye Taksimde koşmazsam insan değilim... Hem benim kokoreçime el uzatanın elini kırarım. Şerrefsizler... :)))


Yazma Saati
7:55 ÖS

Pazartesi, Aralık 11, 2006



Kapanmayan yaralarım var benim. Üzerini kapatamadığım belki varlığından acı çekmeyi zevk saydığım acılarım. Zamanla bünyeme aldığım ve atmakta zorlandığım, kapatmak için daha çok acı çektiğim yaralarım. Bu sanki ağzının içindeki yara gibi. Dokunmaman gerekir ama dilin hep oradadır. Çünkü hayallerin vardır. O hayallerin gerçeği görmeni engeller, o yarana tuz basar. Ve acı çekersin. Mantığın zın zın alarm verirken sen salak gibi devam edersin. Oysa dursan, o uçurumdan asla düşmeyeceksindir. Zaten güven duyamazsın öncekilerden ama bir kez duymaya gör. Bırakmak istemezsin, risk almak öyle kabul etmekten çok daha zordur. Aç bi köpek kadar değerin yoktur yine. Sorarsın ne zaman bitecek diye..? Senden başka herkes bilir bu cevabı... Asıl soru ise şudur..?



Bakmakla görmek arasında ne fark vardır..?



Bilir misin..?



Ben artık biliyorum,



çünkü görüyorum...



Yazma Saati
5:39 ÖS

Cumartesi, Aralık 09, 2006


Aaaa atonica kel... :D Saçlar getti vıy vıy vıy vıy vışşşşş

Yazma Saati
4:46 ÖS

Cuma, Aralık 08, 2006


Üsküdarda Kız Kulesinin tam karşısında Damalis diye bir Cafe var. Yan tarafı aynı zamanda Restaurant olan bu mekan haftasonu kafa dinlemek için ideal. Hele manzaranın tarifi yok.


Çok rahatlatıyor insanı hele birda akşam güneşine denk gelirse dadından yinmez vallaha.


Cupuccino içtim ben çok başarlıydı özelliklede köpük. Aslında soğuk bira ve patates yapılır o manzaraya da, ah araba kullanmasam. :(((


Yazma Saati
6:55 ÖS

Çarşamba, Aralık 06, 2006


bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
sözler bazen bir hazine, bazen dermansız bir dert tipi,
geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz,
gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz?
aklımın ipinin ucu da kaçmış, timsah katreleri boşalsın.
bir iki damla hiç değersiz...
hüzün ve kaderin pençesinde bir dev, nam-ı değersiz.
gece-gündüz ömürden yontar, dünya dönmez yaremsiz.
bugün ömür yarım gün...serbest kalsın fikrim.
senin tozlarını silemez tenimden ellerim.
varlık ruhu terkeder, gözün gözümden ayrılınca,
bendeki aşk altın misali, ağırlığınca.
sensiz benlik yokluk demek, kalbim sana emekçi.
aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi.
başım sarkık,bir mahalsiz. cümle yolumun önüne taş.
dudaklarını kadehe nikah eden çakır keyif dertdaş.
gören der ki; ''sel ağzına bina yapmak aptal işi''.
yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez birşey..
saniyeler dakikalarla yapar alışverişi.
saatler seni alır benden. korkarım olamaz gelişi.
hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir.
afitap sönük bir mum, ayrılık hain bir zehir.
melek yanında yüzünü saklar, felek yüzüme kaş çatar.
bir tek bu hüznü sen boğarsın ! ipek tenin derime batsın!...
rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım.
adınla uyanır kulaklarım.yüzünle açar göz kapaklarım.
en güzel şiirlerimde kaleme adını sayıklatırım.
odamın hayaletisin, sessizliğine aşığım...

Yorgun bir gün, koşuşturma, telaş, sinir, kavga, gürültü. Eve geliş, yanına gidiş, o yüz, bakış, o mükemmel gülüş ve o koku. Burnumdan hiç gitmeyen o koku. Ve huzur...

Yazma Saati
8:36 ÖS

Salı, Aralık 05, 2006


Kötüyüm ben kötüyüm, kötüyüm kötüyüm

Hasta eder kustururum


Bezdiririm


Hıııııııı

Bitiyorum bu Domestos Germine. Ailecek hastasıyız. Acilen modelini istiyorum McFarlane"den. :)


Yazma Saati
12:28 ÖÖ








Tarçın şimdi 7 aylık, Vintage"ın isteği üzerine son halini yolluyorum. Geldiğindeki zibidi halinden bayağı uzak. Nasıl ablası büyümüş mü..? :)) Danette hala yiyor ama Danino vermiyom artık. Çok oyuncu deli gibi koşuyo evde. Uçuyo resmen ve ısırıyo gidip köşeden bakıyo acaba kovalicam mı diye. :)))

Yazma Saati
12:00 ÖÖ

Pazar, Aralık 03, 2006


Bugünkü Hürriyet gazetesinde bir haber vardı. "Bu çocuğun babası kim?" diye manşetten verildi. Olayı kısıaca özetleyeyim, Ş.B 10 yıldır Y.B iye evli. 8 yaşında bir oğulları var. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle on yıllık eşinden boşanmak için dava açan Ş.B. adlı geyik, ki neden geyik oldugunu anlayacaksınız birazdan , 8 yaşındaki çocuğunun, kendisinden olmadığını mahkemede öğrenmiş.

Kadın "velayetini istesende alamazsın zaten çünkü çocuk senden değil" demiş ve 3 kişiye, ki bu 3 kişi mahalleli eşrafından Taksici, Market sahibi ve bir Mağaza sahibine dava açmış. Sonuç..? Baba ortada yoook! :))) Yani layloncuda olabilir, kapıcı Mehmet Efendide, doğalgaz sayacını okumuya gelen memurda..? Hayır kadının davranışı fena, bak dünyalara vermiş ama tahmin edemiyo kimden olduğunu. "Acaba şu mu ,yok yok bu ama ben layloncuyla yattım mı ki..? Kız sakın kuaför Cemilden olmasın"" şeklinde diyerek bi ona bi buna dava açmış, ona rağmen bulamamış.

Flaş Flaş Flaş

Baba bulundu..!

Evet itiraf ediyorum babası benim. :)))))

Ya durum bu kadar fena, bi ben yokum listede, olanlar olup biterken gökten 3 elma düşmüş. Biri büyük orospu olan ablama, diğeri boynuzları aya değen abime, diğeride veledi zina ile bir ömür geçirecek olan bana. :)))

Yazma Saati
5:47 ÖS

Cuma, Aralık 01, 2006



Bugün Dünya AIDS Günü. Aslında bir gün değil hergün takmak gerekiyor bu önemli hastalığı. Ve başka şeylerde takmak gerekiyor önlemek için. Arenada vardı ya "Atın ölümü arpadan olsun anam" diyodu öküzün teki. O öküz bilmez ki, o hastalık atın altına yatmaktan bile daha çok acı çektirecek kendine. Ve nezle olup olmayan bağışıklık sistemi ile acı çeke çeke, direnemeye direnemeye, kemikleri sayılıncaya kadar zayıflayıp ölecek. Etrafındakileride öldürecek. Hayatımda kimseyle para karşılığı cinsel ilişkiye girmedim bundan da gurur duyuyorum. Ve 1 saat için hayatımı mahfetme riskini alamam ben.


Yanlızca HIV mi..? Hepatit çeşitleri..? Ya HPV..? HPVnin cinsel ilişki olmadan sadece tenlerin temasıyla geçtiğini ve rahim ağzı kanserinin önemli sbeplerinden biri olduğunu kaç kişi biliyor..? Bunları okuyup anlayacağını "Sana adamın teki 150 000 $ verse verir misin? Ama hayat kurtulacak sevabına ayol!" diye tartışıyor benim insanım. Hatta utanmadan da anahaberlere çıkıyor, vermediği bi ben kalmış hatuinlar atıp tutyor. Aaaah ah, Canabül Rabbim vermez ki başını kıçını kurutan bi hastalık, sussun kurusun kaltaklar..!

Yazma Saati
4:24 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements