



Bu duruma getiririm reyonu ve devam ederim diğer bi noktaya doğru. Aptallamıyor değilsin dolap soğuk dışarısı sıcak damarların büzüşüyor.
Başka bir market gelir önüne. Sevip sayarlar beni. Tüm bölge benden sorulur okurum canlarına. Terör estiririm dediğimi yapmazlarsa. :)) Şefim şefim diye çevremde dolaşırlar genelde. Gücü kullanacaksın başka şey demem.
Arada bir mola veririm. Bardak veriyordu cola ve şişede çıkarılan ilk şişe olurca alamamazlık edemezdim. Zaten bardaklara zaafım var değişik değişik onlarca bardağım var. Hani cola içmiyordum..? Tabi ki içmiyorum eve getirdim hepsini. :))
Sİparişyeri alırım ve şirkete doğru geri dönüş başlar. Trafik bomboktur tüm günden çok yorar adamı. Bide papa gelmişse sıçtığının resmidir.
İğranç şirkete ve depoya gelir siparişi veririm. Bu kadar pis bir depo olamaz, ama distribütör yapabilecek birşey yok. İş biter ve takılırım. Saat 14:30dur.
Ve toplantı olur. Saat 5dir. 7de biter bu geyik. Verdiğim önem, yazıp çizmelerimden bellidir. Nefret ederim o yüzdende iş arayışlarım çok hızlandı bugünlerde. Bir bok gün daha bitmiştir söylene söylene eve gelirim ve okuyamadığım kitaplara dalarım. Dışarı çıkmazsam ve maç yoksa tvde 22 gibi yatarım. Allahım kim derdi koskoca Atonica 22de yatacak diye. Kıyamet kopacak kıyamet...
İzcilik Kolu : Bi bok olamaz.
Beslenme Kolu: Obez olur.
Hava-Gözlem Kolu: Röntgenci olur.
Kooperatifçilik Kolu: Ticarete girer, zengin olur. Simit evi zincirleri kurar.
Halk Eğitimi Kolu: Kıro olur yere tükürür çöpü camdan atar iyi bok yer.
Görüldüğü üzere kollarımız son derece etkin şikilde çalışmakta, çevremize baktığımızda bunu çok iyi şekilde görüyoruz. İşte bu yüzden Öğretmenler Gününde hiçbir öğretmenin gününü kutlamadım kutlamam. Yalaka veliler zaten yeterince kutlayıp, çiçek veriyorlar onlara. Birde ne boka yaradığın asla anlamadığım bir Okul Aile Birliği vardır ki kurulma amacı nedir, necidir kuranlar hiç anlamam.
Bitti

Belki inanmayacaksın ama çok söz etmek istedim senden. O kadar çok istedim ki seni insanların bilmesini tanımasını, ne kadar şanslı olduğumu. Mutlu olduğumu görmelerini, mutlu olduğumuzu görmelerini. Hatta çok nefret ettiğin şeylerden birini yaptım. Gizli gizli resimlerini çektim. Belki ferkettin ama sustun. Gece yatarken o kadar çok baktım ki onlara..? Sen uyuyordun belki, belkide çekim yapıyordun ama ben bakıyordum. Kirazlı üzümlü küpelerinini sallanışına bile deli oluyordum. Hele Coconut yok mu..?

Bilindiği üzere halen devam etmekte olan bir fuarımız var. Autoshow. İlk gün ziyarete kapalı ama VIP kişiyere özel davetiye karşılığı açık. :) Evet ben halkla gezemeyeceğime göre VIP olarak gezmeliydim. Aslında hiçbir ehemmiyetim olamamasına rağmen ön saflarda yerimi almıştım ilkgün.
Bunun avantajları çok tabi ki. Mesela kimse giremezken Porsche standına, ben paldır küldür daldım ve hepsini kurcaladım. :)
Bu Iroc. Scirocconun kardeşi. Tek prototip dünyadaki ve el bile sürdürmüyorlar. dı. :)))
Götümü 580 000 Euroluk arabanını koltuğuna koydum ya, sırtım artık yere gelmez.
Ben daha çok prototiplerle ilgilerdim. Concept arabaları daha çok seviyom. Kimsede yok ya o yüzden.
Buna hastayım, ama bana gelmez 15. dksı girerim bir yaere ben bu aletle. Klasik ve artık üretilmiyor.
Eeee yorulduk kardeşim yok mu oturup soluklanacak biryer..? Olmaz mııııı..?
Sıcak soğuk hertürlü meze desteğyle içkimizide yudumladık, gezintimizide yaptık, çok muhtaeşem 2 gün geçirdim. Birinci gün VIP, ikinci sefer Audi VIP. Yere değiyodu yani. ;)

Dün Eve geldim, uyumayı düşünüyordum aslında çünkü 3 gündür çok az uykuyla duruyordum. Sürtme dönemim gelmişti gene. Ama birden çok önemli bir işi unuttuğumu farkettim. Tarçının aşısı. Koyduk taşıma kutusuna götürdük vete apar topar. Benim ilaç firmasından bir kankim var yanımda. Çok cici bir kızdı vet. Eski vet lösemi aşısını yapmamış. Çok küfrettim içimden. Neyse, biz Tarçının işlerini hallettik eve geldik tekrar. Dedim şöyle akalım bir Taksime, Beyoğluna havayı koklayalım.
Bilinen bir yer aslında, İstiklal ile Tarlabaşı Bulvarı arasında kalıyor. Çok basit dekoru var ve yemekleri inanılmaz.
Ortam çok romantik, tavsiye ederim takılın göreceksiniz. Ben listeme ekledim. ;) Şimdi şu görüntüyü gör de içme. :P
Ben yemekte, Fesleğen Soslu Tavuk aldım. Çok kötü gelebilir o yeşil sos. Yani manda boku gibi duruyo farkındayım. Ama o kadar lezzetliydi ki, hala tadı damağımda. Ve fiyatlar çok ucuz. Daha da iyisi Ticket geçiyor.
Sonra festivale katıldık. Süslenmiş Nevizade, gelin gibi olmuş, Şahikanın tam karşısında bir sahne. Ve biz oturduktan 10 dk sonra sahnede Babazula. Anam bir oynadık, bir oynadık o sıra biraların tüm kalorileri gitti valla. Ter içinde kaldık. Tabi etrafta tek kıvıran biz değildik. :))
Sonra içtik, içtik ve içtik. Biri geldi diğeri gitti. Bir eğlendik bir eğlendik anlatamam.Ve saat 1e doğru ev geldim. Midem biraz acımıştı ve başım felaket dönüyodu. Yapılacak en doğru şeyi yaptım. Yattım...
Ama bu sakin durum çok sürmedi. Saat tam 3de annemin beni dürterek uyandırması ile telaşla kalktım.
-"Emre kalk Tarçın yok"
- "Nasıl yok..?"
-"Yok..!"
"Bir iğne 2 tane hap yedi, acaba ağır mı geldi" diyerek telaşla aramaya başladık. Ara, ara, ara, evi alt üst ettik gecenin körü yok yok yok. Ulan balkondan mı düştü, yere bakıyorum. Bir kedi cesedi var aşşağıda, biz 6. kattayız ama o kedi siyah. Ulan noluyo diyorum kafam zaten 1500 geriliyorum. Geberdi mi acep benimki diye telaşlanıyorum. Yarım saat arıyoruz evi sonuç sıfır. Herkes telaşlı, panik. En son "acaba acabaa" dedim ve evin kapısını sonrada ikinci çelik kapıyı açtım.
:)))
İşte orda.
Üşümüş
Tüyleri pofuk pofuk, oturmuş taşa, bana bakıyo uykulu gözleri. Ne ara çıktı dışarı bilmiyorum ama çıkmış işte ve dışarda kalmış. Çok korktum ya, cidden ailecek şok geçirdik. Evin neşesi ve herkes üzerine titriyo. Kedi sevmeyen babam bile çok seviyo artık. Puff, hiç gitmesin hayatımdan bu yaaa. :)))