Cuma, Eylül 29, 2006




Baba bu ne ya, nerde Adalarda böyle hatun..? Ambarlıda böyle çıtır..? Yahudiköyün adını bile duymadım. Samandırada böyle bikinili fıstık..? Sultançiftliğinde web cam show..?

Sieeee

Kabul etmiyorum Türk erkeği abaza olabilir ama bunlara kanacak kadar abaza olamaz. Yada olabilir mi..? Bu bir çelşki mi..? :)))

Yazma Saati
6:29 ÖS

Pazartesi, Eylül 25, 2006


Bir erkeği bu hale getiren tıp, AIDSe nasıl çare bulamıyor ben buna şaşıyorum...

Yazma Saati
8:22 ÖS

Pazar, Eylül 24, 2006



Çok yoğun çalıştığım üzere kitap okumaya pek zaman ayıramıyorum. Roman vs tarzı kitaplar yerine bu kısıtlı zamanda belki yararı olur diye alanımla alakalı değişik çalışmaları takip etmeye uğraşıyorum. Bu kitap bana Burcu"nun bir armağanı. İlk gördüğümde "Annaaa işte klasik satış kitaplarından değil sanırım ilginç bir çalışma, mutlaka faydası olacaktır" dedim. Oda dayanamadı aldı. :))

Amaaa kitapı okumaya başladıktan sonra gördüm ki tek kelime ile kolpa. Bildiğin satış kitabı en standardından. Ne Türklükle alakalı bir çalışma, ne bir ipucu, bir iki yerde internetten yapılan alıntılar o kadar. Saolsun amca değiştirmiş orjinalinden biraz.

Şimdi bu amca Müşteri Memnuniyeti testi diye örnek bir olay koymuş kitaba. Bilinen bir örnek pekçoğunuz tarafından. Kısaltarak yazıyorum,

Hava yağmurlu 2 kişilik son model bir arabada gidiyorsun. İlerideki durakta bekleyen 3 kişi var;
1: Daha önce kalp krizi geçirdiğinde sana yardım eden ve hayatını kurtaran doktor
2: Kalp krizi geçiren ve ölmek üzere olan bir yaşlı adam
3: Taş gibi, beton gibi hep yananda olmak istediğin ve dürtmek istediğin bir hatun yada adam.

Arabaya 1 kişi alma hakkın peki var kimi alırdın..?

Doğru yanlış vevap yok, eğer 1 dersen vefa, 2 dersen vicdan 3 dersende tutku ile hareket ettiğin ortaya çıkar.

Peki efendi nerede Türk Tarzı..? Nerede incelik..? Bİr Türk söyle bir durumda ne yapar..? Nesi ile hareket eder..?

Bakın ben anlatayım 1. yi seçmez çünkü " Siktirsin pezevenk, işi değil mi..? Kurtaracak tabi, dünyanın parasını kazanıyor puşt" gibi bir düşünce ile eler bu seçeneği.

2. seçmez çünkü " Ulan ben bunu alıp götürsem polis gelecek, sen mi vurdun, sen mi öldürdün, kimsin, merkeze kadar geleceksin arkadaşım zin zin zin. Bir sürü masraf, tantana, dertsiz başıma dert mi alacağım?" der ve ağır ağır, adama acıyarak, yanından baka baka geçer gider.

Türkün seçeceği şık tabiki 3.dür. AIDS için "Atın ölümü arpadan olsun diyen ve At Avrat Silah üçlüsünü hayatının düstürü yapmış bir kişinin, bu üçlünün en önemlisini kaçırması, kendisi için kabul edilemez. Hatunu yada adamı alıır, ev yada kutuya çekeeeer, sonra ver alaaam ver, ver alaaam ver. Sakın sakın sakın, kimse bana " Ayy bunu erkekler yapar Türk kadını zeki çevik ve atiktir" demesin sizin yediğiniz herzeleride biliyoruz. Delikanlı olun. ;)

İşte budur Türkün inceliği ve önceliği. ;) Tabi bunları yazacağım kitapta tek tek anlatacağım günü ve zamanı gelince. ;)

Yazma Saati
11:32 ÖÖ

Çarşamba, Eylül 20, 2006


3 hafta önce Beylikdüzüne gidiyorum Mesutla. Mesut benim kenkilerimden çok sevişiriz beraber. Arkadan bir adam kızaklayıp geldi hızla, geçiriyodu bize zor kurtardım ama ondan kaçtım öteki taraftan gelen körüklü otobüs çaktı bana.

Bugün gene Mesutla eve dönüyoruz, bu sefer bir aksi geldi aynı yerden bize çaktı. Sorulası sorular;

1: Yeterince yıkanmıyor muyum..?

2: Her bok beni mi bulur..?

3: Götümüz çok mu güzel..?

Cevapları alayım... :)))

Yazma Saati
8:21 ÖS

Pazar, Eylül 17, 2006



Kalktım uykumdan az bişi yedim kahvaltı sofrasından, götüme ne battıysa, tozlu topraklı dolabımı temizlemeye başladım. O kadar çok promosyon malzemesi çıktı ki inanılmaz. Ulan amaa yemişim. Kalem not defterleri vs.

Askerlikle alakalı kağıtları buldum, aklıma geldi yaşadıklarım sinirlendim. Sonra biraz sohbet biraz geyik aileyle, mesaj geldi sonra. Baktım kankim çağıyo sahile "Köpeen olsun dedim"

Dolap çok düzeldi ama kitaplarımı nereye koyacağım. Yoksa Dr Faust kitaptan çıkıp beni ameliyat mı eder oramdan buramdan..?

"her jack'in ardından bir tequila
beni böyle hatırla,
satırla kovalarım seni vermezsen bana kalbini
dandini dastana"
diyo Ege Çubukçu cdden dilime dolanır şimdi.

Tarçın çok tatlı bugün cicisiyle oynuyo.

Duş yap pis adam ağzın burnun mısır çöpü ha bu arada arabamda artık diş fırçası var. ;)

Avukatımın verdiği tavsiye için thanx içim rahatladı. ;)

Eh bende o arabanın AQmazsam..?

Uzaklaşmalı kendimden bi süreliğine.

Favori teorim,

Ingiltere tarihinin en kanli ve dramatik zamanlarindan biri kral VIII. Henri zamanidir... Veba, katliam,savaslar, uzak diyarlarda somurgelere gidenler, orada kaybedilenler ve buna benzer sebeplerle ülkenin nüfusu neredeyse yari yariya dusmus, Kral ulkesinin geleceginden ciddi bir bicimde endiselenmeye baslamistir. Ama yaptirdigi arastirmalar sonucunda ulke hapisanelerinde cok sayida serseri, hirsiz katil vs. ve cok sayida fahise oldugunu tesbit etmis ve nufus artisini saglayabilmek amaciyla kral kontrolunde hapisanelerde ciftlesmeler organize etmistir. Dunyaya getirilen cocuklari da Ingiliz Kraliyeti, yetistirme ve topluma katma isini ustlenmistir. Bu nufus arttirma islemine "Fornication Under Control of the King" yani "Kral kontrolünde zina" denmis ve FUCK olarak kisaltilmistir. Fuck islemleriyle Ingiltere nufusu 10 yil icersinde 2 ye katlanmistir. "Fuck" kelimesi de ingilizceye buradan girmistir. Bu olayin Tarih kitaplariyla sabiti dogrudur. Buradan bizim anladigimiz da İngiliz halkinin yarisi o... cocugudur''.

Sevdim bu teoriyi. Hepiniz O...Çocuğusunuz... :))

Yazma Saati
12:59 ÖS

Perşembe, Eylül 14, 2006



Bu akşamki maçta Randers Fcye muaffakiyetler dilerim.

Neden Ezikbahçeli olunmaz..?

1) Şampiyon olmadan kendisini şampiyon zannedip şampiyonluk turu atan tek camia.

2) Yayla Cup’a katılan ilk ve tek İstanbul takımı.(Gerçektir.)

3) Pendik’e elenen ilk 1. lig takımı.

4) Kendi futbolcusunu jip içinde döven taraftara sahip dünayadaki ilke ve tek takım.

5) Dünya üzerinde 2.Ligi kutlayan tek takım.

6) Ezeli rakipleriyle berabere kaldıktan sonra sabahlara kadar kutlamalar yapan tek takım.

7) Avrupa kupalarında sıfır çeken ilk ve tek Türk takımı.

8) 3 yıldıza karşı 2 yıldız olmanın verdiği eziklikle, kendisine koyan kulüp sayısı kadar formasına yıldız taktırıp şaklabanların kıyafetlerine taş çıkartacak güzellikteki formaya sahip olan ilk ve tek takım.

9) Kendini dünya takımı olarak gören ama Kadıköy’ün dışına çıkamayan, çıktığı zaman da sayısız taciz ve tecavüzlere uğrayan ilk ve tek takım.

10) Taraftarına para veren ve taraftarlığı köpekliğe çeviren ilk ve tek takım.

11) 20 senede bir Türkiye Kupası alan tek Türk takımı.

12) Avrupa’da en hızlı gol yiyen takım (20. saniyede).

13) Kurtluş savaşı sırasında tüm spor kulüpleri dağılmış, oyuncuları cephelere gitmiş olmasına rağmen, kendisi dağılmamış, oyuncuları savaşa gitmekten korkmuş ve bu savaştan kaçan vatan hainleriyle bir maç kazanarak kendisini milli kahraman ilan eden ilk ve tek Türk (olduğunu zanneden) takımı.

14) Türkiye ligi şampiyonu olduktan sonra 1 sene boyunca bu şampiyonluğu kutlayarak en uzun süre şampiyonluk kutlayan ilk ve tek takım.

15) Tek hedefi ezeli rakiplerini yenmek olan ve ezeli rakipleriyle yaptığı maçlara göre antrenör yönetim ve futbolcu değiştiren ilk ve tek takım.

16) Kaynağı hiç bir zaman tükenmeyen bir karaparaya sahip olmalarına rağmen stadlarında sürekli elektrik sağlayamayarak Türkiye’yi Avrupa’ya rezil eden ilk ve tek takım.

17) Kendisini inşaat şirketi sanıp yaptığı binalarla övünen ilk ve tek takım.

18) Kendi taraftarına ve kulübüne küfür eden ve kendi oyuncusunu ile taraftarını döven oyuncuları alan ilk ve tek takım.

19) Ezeli rakibinin artıklarını toplayıp ezeli rakiplerini geçeceğini zanneden ilk ve tek takım.

20) “Biz Şampiyonlar Ligi’nde final oynayacağız” diyerek 0 (sıfır) puan ve -13 averajla göt olan ilk ve tek camia.

21) Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşarken kendi cumhuriyetlerini kurma gafletinde bulunan tek vatan haini camia.

22) Averajla kümede kalmış olan tek (güya)büyük takım.

23) 5 yabancı kuralı döneminde hem 6 yabancı oynatan hem de yenilen tek (güya)Türk takımı.

Yazma Saati
4:57 ÖS

Çarşamba, Eylül 13, 2006



Mısır yenirken özellikle közdemısır, dikkat edilecek. Ağzın yüzün, dişlerin simsiyah oluyor, rezil oluyorsun . :D

Bu arada koçanı arabanın arka koltuğuna attığımı şimdi hatırladım ama inip atamayacağım. :)

Yazma Saati
11:45 ÖS

Pazartesi, Eylül 11, 2006


İlkokuldayım. Sanırım sınıf ya 4 ya 5. Bizim sınıfa sonradan gelen Şakir diye bir çocuk vardı. Kapıcı bir ailenin çocuğu olan Şakirde her kapıcı çocuğu gibi gizli kalan bir eziklik vardı. Çok konuşmaz, çok gülmez, çok koşturmazdı. Ama aramıza alınca bizden biri gibi olurdu. Gülümsemesi değişirdi çocuğun. Ve Şakir, Melda adında bizimle aynı sınıfta bir kıza aşık olmuş, biz o salak zamanları yaşarken. Aşk nedir, sevgi nedir, işemeye yarayan aletimin çocuk yapmaya nasıl yarayacağını bilmediğim zamanlarda. Ve bizim Şakir bir defter dolusu şiir yazmış o kız kurusuna. Daha doğrusu orospuya. Hala aklım almıyor o çocuk o kadar şiiri nasıl yazdı. Böyle ucuz olan defterler vardı ya eskiden, tek tel ile tutturulan yaprakları..? Kapağı kalitesiz olan, çizgisiz, o cocuğun hayatı kadar düz olan. O defterlerden birini o meşhur kırmızı kalemlerden başlıklar atarak, kalpler çizerek doldurmuş Şakir.

Ve o gün, o defteri nasıldır hala bilemiyorum, Melda bulmuş. Sanki ırzına geçilmişte karının, ağlaya ağlaya gidip öğretmenime vermiş. Bizim namus timsali, beni gelecek yıllara hazırlayan, geleceğime yön veren öğretmenim Şakiri tahtaya kaldırdı. Elinde o defter,

- " Nedir bu?" dedi.

Şakirden ses yoktu. Ve okkalı bir tokat indirdi Şakirin suratına. 5 parmak izi anında kızarmış, yanıp sönmeye başlamıştı o küçük yanağında ama gözünden damla yaş gelmemiş, acıyı hiç hissetmemiş gibiydi. Sonra defterle başka bir darbe geldi suratına, sonra bir başkası, sonra bir başkası, sonra bir başkası...

O kadar dayak yedi ki, ben o gün ilkokul öğretmenimden nefret ettim. Ama o hiç ağlamadı, kafasını bile indirmedi yüzü kıpkırmızı defteri paramparça dim dik bir abide gibi sınıfın ortasında duruyordu. O dayağı sanki hiç yememiş gibiydi ve hiç utanma duygusu taşımıyordu. 11 yaşındaki ben, o çocuğun gururunu görebildiysem başka herkes görebilirdi. Öğretmenim hariç...

İlkokullar açıldı kapandı, zamanlar aktı geçti. Ve o olaya tanık olan çocuk radyoda bir şarkı dinledi yolda gelirken. Aklına o garip, ezik, aşık kapıcı çocuğu Şakir geldi.

this is my life
it's not what it was before
all these feelings i've shared
and these are my dreams
that i'd never lived before
somebody shake me 'cause i
i must be sleeping

now that we're here,
it's so far away
all the struggle we thought was in vain
and all the mistakes, one life contained
they all finally start to go away
and now that we're here, it's so far away
and i feel like i can face the day
and i can forgive
and i'm not ashamed to be the person that i am today

Tüm Şakirlerin yeni öğretim yılı kutlu olsun, tüm benimki gibi öğretmenlerin lanetlendiği gibi...

Yazma Saati
6:46 ÖS

Pazar, Eylül 10, 2006



Küçükken Pazarları çok severdim. Çünkü tüm aile hepbirarada kahvaltı ederdik. Kızarmış ekmek, yumurta, reçel. Babam ekmek getirirdi sıcak, köşesini imha ederdim hemen. Tvyi açardık, TRT-1 de aptal bir Amerikan filmi oynardı. Sıkılırdım. Yemek önemli değildi aslında hep beraberdik ya. Gerisi fasaryaydı. Babam hep geç gelirdi işten. Biz tüm gün okuldaydık. Annem hep ev işi yapardı ama o bütünlük sadece kahvaltı masasında Pazar sabahı sağlanırdı.

Bugünde pazar. Gene kahvaltı masası kurulmuş, gene tüm aile yanyana. Ben olmuşum 27, kardeşim 25. Annemler 67li yaşlarda uzatmaları oynamakta. Gene tv açık ama bu kez o aptal film yok, tıpkı o eski sofranın tadı gibi. O ekmeğin köşesi, o yumurtanın tazelikten soyulmayan ve beni ifrit eden kabuğu, şekerini çok koyduğum için yüzümü ekşiten çayın tadı, telli arabamı alıp dışarı çıkma isteğim gibi. O eski heyecanım, umutlarım gibi...

Yazma Saati
12:56 ÖS

Salı, Eylül 05, 2006


Bu Ayşe. Benim sıklıkla gittiğim ve yemeklerine hayran olduğum Beyoğlundaki Cognato "nun kedisi. Bendeki kedi sevgisini depreştiren yaratık bu işte. Tombuuul, havalı ve kimseyi takmıyor.


Yemek yerken gelir böyle bakar. Arada bir mırlar, sonra bakar ekmek yok oradan çeker gider. Sevdirmez kendini, karizmadır. Diğer kedilerede bakmaz dönüp, böööyle şirin bişi işte. :)

Yazma Saati
5:27 ÖS

Cumartesi, Eylül 02, 2006




Sevgili mağaza çalışanım. Canın birşey mi çekti..? Utanma söyle ben sana alırım. Dikkat et burada yersen mikrop kapma ihtimalin çok yüksektir. Aciz arkadaşıma.
Savaş Yazıcı

Abi bunu Dia Elmadağın tuvaletinde çektim. :)))) Adam gizli gizli gofret vs yiyormuş poşetlerinide havalandırmaya tıkarken görmüş bizimki boş poşetleri, yazmış mektubu. Koptum koptum töbe yarappim.

Yazma Saati
6:35 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements