Pazar, Temmuz 30, 2006


Götü kurtlu Atonica sabah kıçında bir kaşıntıyla kalkar, rahatsızlanmıştır. Gezmesi, bir yere gitmesi gerekmektedir. Ama nereye. Sapanca olmaz der kendi kendine dur yardım alayım hemen. Kankisini arar ve Polenezköyde uzlaşılır. 15 dkda kendisini Ulustan alır ve FSM köprüsünde kankisinin "KGS alamayan kafana sıçam" sözleri arasında sırada buluverir kendini.

Kankisinin arabayla yaptığı büyük kaza adam gibi gitmesini sağlamıştır. Tintin, sağdan sağdan devam eder yoluna.

Sonra Leonardoya gidilir. Çok dehşet bir o kadarda büyüleyici bir mekandır. Polonyalılar işlettiği için havası garip biraz. Ama Sütlü Nescafe bile bir değişik bir lezzetli. Arkadaki havuz mükemmel ve girişi 25 H. İçi 35 H.Sonu şeklinde. Yan masadaki çiftin kavga edip hatunun "meyve getir" şeklindeki emrine erkeğin "kal al tabak meyve orada" diyerek ortadaki masayı göstermesi günün önemli derslerinden biriydi.

Aha bokunda boncuk arayan Atonica..

Sonra Bahçeköy Sultansuya gidilir. Mangal alınır, efenim domatesti biberdi carttı curttu şeklinde devam edilir muhabbete. Çok büyük bir mekan. Garson "Öğlen 600 kişi vardı abi" diyerek dumur etmiştir beni. 600 x 50= ??? Darphane burası sanırım. :)))

Soğuk bira içililmeden mangal olur mu..? Tabi bir tane 30 promil oluyor. Fazlası zarar.

Hayatın anlamı bu değilde nedir biri bana izah etsin.

En son durak tabi ki Bebek Starbucks. Kankilerimden biri saolsun hiç para vermeden "zengin aromayla" donatılmış içeceklerimizi almışız gelene geçene bakıyoruz. Bu arada 06 z 7006 plakalı aracın sahibine sevgilerimi sunarım. :))) İnsan evladıymış kendisi güzel insan.

Bu geçen haftasonu. Bu haftasonu gene kaşındım ve Sapancaya gittik gene. Yeni eve girdim ama anlatmayacağım bu seferkini, bana kalsın bu haftasonu. ;)

Yazma Saati
10:46 ÖS

Salı, Temmuz 25, 2006



Burası Tarlabaşı Dia mağzası, şu cadde üzerinde olan. Benim eleman malı reyona diziyor bende başında yardım ediyorum. Biir hatun geldi, eğildi kaşarlara bakmaya başladı. Tabi ben hiç şaşırmadım bu duruş ve kıyafetle ancak kaşara bakılırdı örme peynire bakacak hali yok. Bi ara tel geldi ama hiç pozisyonunu değiştirmedi hatun, aynen pozisyonunu bozmadan konuştu. Sonra dikkat ettim telin arkasında pala bıyıklı birinin resmi var. Dedim hayırdır ama sonra sanırım olayı kavradım. Keşke pembe nüfus cüzdanın olsaydı ablacım... ;) Evet travesti kendisi. :)))

Bir iki gün sonra bu kez Beyoğlu Emniyet Amirliğinin buluduğu sokaktaki Diadayım bir kadın geldi İnci Abla diyolar orda. Ablam kırık. Bildiğin deli yani. Diadaki çocuklardan biri

- Ah be İnci Ablaaaa, beni bi denesen var ya ne memnun kalacaksın diye lafa girişti. Ben dinliyorum bi köşede
İnci Abla;

- Amaaan sen benim dişimin kovuğuna yetmezsin beeee diye cevabı verdi konuşma devam, arkadaş ısrar ederken ablam güldüü, ve ben kaldım...

...

Ağzında 4 dişi var İnci Ablanın ve ağzının içi kahverengi. Yani Komodo Ejderine bağlamış ablam. Sırıtıyo, kusacağım. Kactım ama ne kaçış, anladım ki burada akıllı yok.

Son bir olay, ilk Diadan. Çocuk Petit Daninoları gördü ve güleren canı çekerek, en tatlı haline bürünüp bağırmaya başladı:

- Anneeeee Petiiiii Daninoooooooo

Anne aynen milisaliseler içinde, inanılmaz bir ağız hareketiyle çocuğun ateşini söndürdü

- Siktir...

Ulan tam kitaplık konu. Impact ürün, çocuk ürünü görmüş, istek doğuyor, isteği gerçekleşsin diye için ağlamaya başlıyor (ki yapmak istediğimiz çocuğun ürünü görmesini sağlayıp akabinde veledi ağlatıp, anneyi bıktırıp, ürünü almasını sağlamaktır) ve emniyet süpabı devrede. Siktir...

Delireceğim...

Yazma Saati
8:26 ÖS

Cumartesi, Temmuz 22, 2006


nedir ki
zıplarlar
ego tramplenlerinde
kadınsız erkeksiz bir şehvet düşünün
oyundur, oynarlar
bitmiyor işgalleri
ben seni oralardan çekip almadım mı?

bu kadar sert mi
cevabın bana
aşkın öldüğü yerde

bu kadar mert mi
kaosun dili
aç şu kalbini
söyle

nedir ki
yıkarlar
kırılgan rüyamızı
ışıksız ve renksiz mimarlar düşünün
oyundur, oynarlar
bitmesin işgalleri
uzundu sokaklar
yürümek isterdim

gördüm
gördüm
gördüm
büyük düşler gördüm

Evet gördüm çok büyük düşler gördüm. Çok uğraştım düşlerim gerçek olsun diye. Hayatımın her alanında. Ve düşlerimden uyandım. Gördüm ki yaşadığım hayat gerçek değilmiş. Ben zaten düşümü yaşıyormuşum. Gerçek sandığım bir masalmış ve bende o masalın aptal prensi. Hem büyük bir şatom olsun istedim hem dünyalar güzeli bir prensesim. Hem avcı olmak istedim hem av. Hep huzur istedim tasa buldum. Peki... Ya şimdi..? Yürüme vakti...

Yazma Saati
5:36 ÖS

Perşembe, Temmuz 20, 2006


Şimdi hayatımın en iğrenç, en olaylı otobüs macerasını anlatacağım. Yaaa acık dinlenince yazabiliyorum ne güsel değil mi..? :)) Neyse, O yazın sonunda askera gidecek olan ben o zamanki yakın arkadaş grubumla kadınlı erkekli tatile gittik. 1 hafta Turgutreiste Armoniada kaldık sonra benim nikah şahidi olduğum yakın bir arkadaşımızın, ki kendisi şu anda Günlük Sahil Güvenlik de komutan. Biz gittik eğlendik, gezdik, o zamanki kız arkadaşımla iyice aramız açılmış yatakları ayırmışız falan. Kardeşi geri dönmek istedi. Benimde askerlikte problem çıkması üzerine dedik dönelim. Kararı ani alınınca bilet temininde doğal olarak sorun yaşadık. Bulabildiğimiz tek firma Metro. Akşam 9 otobüsü ile Bursaya gideceğiz kızlar inecek orda, bende devam edeceğim İstanbula. Neyse biz bindik otobüse bizim yakın arkadaşlar uğurluyacak bizi. Ulan saat 9:15, tık yok 9:30 arabada tık yok. Herkes gitti tek biz kaldık. Şimdi tek loş lambalar yanıyo içerde dedik kaptan klimayı açsakda dostluğumuz pekişse. Açtı 2 pırpır etti boğuk bi sesle önce klime durdu sonra işiklar toptan gitti. Haydaa bizim arkadaşlar aşağıdan bakıyolar neler oluyor düşünceleriyle. Sonra 7-8 dk geçmedi biz hareket ettik. Ama motor sesi yok. Işıklar kapalı içerisi sıcak. Biz salak gibi el sallıyoruz arkadaşlar el sallıyo, otobüs gidiyo ama motor sesi yok. Ardından bir sarsıntı bir gürültü, taaak motor çalıştı klima geri geldi. Meğer koca otobüsü "vurdurmuş" şöför. O otobüsün haraketinide yazıhaneden gelenlerin otobüsü itmesi sağlamış. Dedik sıçtık bitmez bu yol.

Gökovaya gidenler bilir, rampadan iniş çıkış çok dik ve virajlı bir yoldur. Ve iniş olmasına rağmen gidiş geliştir ve çok tehlikeli bir yoldur. Çıkış 2 iniş tek şerit ama bizim amca en soldan, iniş şeridinden kıçına Bengay sürülmüş futbolcu gibi koşarak tırmanıyor rampaları. Adamın hiiiç umurunda değil, ulan karşıdan kamyon mu çıkar, tır mı gelir, allaaaaah kapattı solu gidiyoruz. Neyse biz çıktık rampayı benim kıçımda bir rahatsızlık ve kayganlık hissi taak etti koltuğun minderi çıktı yerinden. Sıçtığımın koltuğu kırıkmış. Ulan hepmi ofsayt diyorum yat olm uyu geçer diye telkin ediyorum ama uyumak ne mümkün. Asfalt ağlıyo ağlıyo bizim otobüsten. Yolcular korudordan ahrete bakıyoruz. Benim kıçım tıkır tıkır sallanıyo başka yerde yok geçeyim zaten geçemem hatun yanımda.

Neyse biz bi mola yerine geldik. Hayatımda o kadar kötü tuvaleti olan bir tesis görmedim. Bok içinde badem kara. Çay içsek veba olacağız. Dedik binelim arabaya tekrar hastalık kapacağız burada. Sonra aynı film tekrar. Soldan cıva gibi akıyo bizim otobüs. Sonra Balıkesir yoluna geldik. Hayatımda beni en çok zorlayan 2. yoldur. Ki nasıl araba kullandığımı bilenler bilir. 3 şerit ve ortak şerit ortası. Ayrı anda karşılıklı sollama yapabiliyorsun ve o saatte tek sollayan araçlar kamyonlar. Bizimki korkar mı kamyondan 4-5 kere kafakafaya giriyoduk zor kaçtık. Şimdi adama lan napıyosun diyecek babayiğit yok otobüste. Çünkü bıyığı 3 parmak babanın gerisini siz düşünün. Öperse izi kalır kesin. Biz kelle koltukta Bursaya girdik gün ağarmış, uykusuzluk çökmüş üzerimize. Kızları yolcu ettim ben sonra uyumuşum. Kendime geldim biraz baktım feribota biniyoruz. İnmedim aşağı uymamışım tüm gece uykuya devam. Gözümü bir açtım ki Fatih Sultan Mehmet uzerindeyiz.

O yıl çalışma var köprüde. Gidişin 2 şeridi kapalı gelişte1 şerit açık yani 6 şerit 4 olmuş ve 1 taraf kukalarla ayrılmış gidiş geliş karşılıklı. Ben gözümü açtım tam bakıyodum ileriye doğru ileride bir duman bir toz, lacivert bir Transporter köprü üzerinde 5-6 mt havada takla atıyor. O havadayken sürgülü kapısı açıldı içerden biri düştü asfalta ve hemen kalkıp kendini kenara attı. Transporten yere iner veee...

Cehenneme hoşgeldiniz. O transporten etrafındaki tüm araşlara çarparak bowling topu etkisi yaptı. Sağa sola vuran arabalar, cam kırıkları, çığlıklar. Biz zar zor durduk, genç bir çocuk Toyotası ile 1 mt kala durdu. Çelik halatlara takılmasa altımızdaydı da verilmiş sadakası varmış. İndik çocuk sayıklıyor Otobüüüs otobüüüüs diye şoka girmiş. Ben hemmen Tranportera koştum açtım kaypıyı şöför amca parçapinçik yatıyo. Görüntüsü hiç içaçıcı değildi. Hayatta ve sadece ayağı kırılmış. O sırada mozot akmaya başladı motordan adam aldık zar zor dışarı eller üst baş kan içinde. Yatırdık yere ulan o köprü amma sallıyo arkadaş insanın içi bi hoş oluyor. Gittik çarpan öteki araca. Öteki araç bu Iveco Gazoz arabalarından Coca Cola arabaları gibi. 2 kişi sıkışmış ve çıkaramıyolar. Ne yapıp ettilerse ayıramadılar adamları arabadan. İtfaiye geldi kesti demirleri. 2 saat köprü ezerinde kaldık.

Tüm o olaylar sırasında ortada bir Hyundai ve içinde bir kadın. Tek çizik yok ne arabada ne kendinde. Dedim hakkatten öldürmeyen allah.... 2 saat köprüde kaldık sonra devam ettik günün yorumu şöförden geldi. Yolculardan biri bizim altımıza girmekten zor kurtulan çocuk için "oğlanın hiç suçu yoktu genede girdi işin içine" lafına " Vardııır, bugün olmasa bile önceden vardır trafikte şaka olmaz" yorumu beni sen insan mısın iye düşündürmesine rağmen, gel gör ki adamın o 24 saatte içinde yaptığı, en doğru hareketti. Eve geldim ve ilk yaptığım iş banyoya girmek oldu...

Yazma Saati
9:29 ÖS

Cumartesi, Temmuz 15, 2006



Ya araçların arkasına yazı yazılması şeklinde bir manyaklık var. Yani adam mesaj veriyo karoserin arkasından. Geçen hafta Burcuyla köprü trafiğinde pekçok yazıya şahit olduk haat resmini çektik.

Bu son şansım
Herşeyin zamanı var
Herkes bana ben sana hasta
Gecelerin yargıcı

gibi belli formatta yazılar mevcut. Ancaaak 4 gün önceeeee, Okmaydanı Hastanesi önünde gördüğaüm gibi olamaz. Bu yazıların birde memleket hasreti kokanları var ya. Yani

44 Kayısı Kentli
64 Trabzon
46 Kırığım Ben
34 Kibar Çocuk şeklinde

Benim gördüğüm akıllara zarardı.

46 Kromozomlu

:))) Baba kromozomun içinden galiba. Hele hele bu yazıyı birde Ekmek arabasının üzerinde görmek iyice kopardı beni. :)))

Hadii git leeeyn, biz kromozomluya kız vermeyiiiiz leeeeyn... :P


Yazma Saati
6:53 ÖS

Pazar, Temmuz 09, 2006


Pazar günü kapı çaldı, açtım anaa karşımda bir kadın

-Paraa

- ..? Ne parası abla..?

- Paraa

- **tir git manyak mısın nesin yaaa..?

Kapattım kapayı suratına10 sn geçmedi gene kapııı. La havleeee açtım aynı kadın...

-Ne var..?

-Kapıcı parası abi..

Ulan kapıcı kadını tanımadım yaaa

Çok çalışıyoruuuuuum allah kahretsin...

Yazma Saati
2:16 ÖS

Cumartesi, Temmuz 08, 2006


Ya benim cidden değişik hayallerim fantazilerim var. Merak etmeyin kesinlikle sex kelimesi içinde geçmiyor. :)

Mesela sakızların üzerinde "Aşırı tüketimi Laktasif Etki yapar" şeklinde bir ibare var. Bunun yenide "Aşırı tüketimi sıçırtır" yazılsa yada " Fazla yiyenin götü başı tutmlaz" dense.

Rocky filmi başka bir hayalim, Rocky çalışır etlere sümsük atar deliler gibi yollarda koşar, tepeye çıkar ellerini havaya kaldırıp yumruklarını sıkar. Başarmıştır ama eve geri dönerken çöp kamyonu gelir bi koyar bizimkine, esas oğlanı altına alır filmde orda biter. :)))

Matrix örneğin, baba orda kırmızı yerine maviyi çakar başı derde girmez mesela. Birde " İş çıkarma lenn benim başıma" diye bir replik atsa..?

Yada save edebilsem hayatı. Misal bir hatun var hayatımı rezil edebilir, tam takılmadan save edeyim hayatılı baktım kasıyo hatun tekrar geri yükleyebileyim load tuşuyla. ;)

Mesela ökküz gibi yiyeceksin içeceksin türlü türlü malzemeden amma kilo almayacaksın. Hiç bişi olmayacak eritecek bünye. Kredi kartı mesela harcayacaksın dünyaları alacaksın ama ekstre gelmeyecek. Kime girdiğide hiç ilgilendirmeyecek seni.

Ben geceleri çok mu ağır yiyorum acaba..? Yoksa bu hasar 2 yaşında Bodrumda tepe üstü betona çakılmam ve bıngıldak dediğimiz bölgeyi bayağı hırpalalmam neticesinde mi ortaya çıktı. Bu bir çelişki mi..? :)))) Bilmiyorum.

Yazma Saati
6:13 ÖS

Cuma, Temmuz 07, 2006


Geçenlerde şirketten bir yetkili Dialerı gezmek üzere rutuma geldi. Tepebaşında bir Dia var tam İngiliz Konsolosluğunun karşısında. Benim en çok 10 dk durduğum bir yer çünkü aracı çekiyorlar. Ama ben yokuşta durduğum için zor bir olay çekilmesi. Biz girdik mağazaya yetkili bizim çocuklarla konuşuyo kıldır yündür derken baktım 2 Activia kırık. Dedim şunları yapıştırayım özel kartonuyla. Arabaya doğru gittim elimde anahtar açmak için anahtara bastım...

Tık yok
Anaa arabada yok
Araba nerde..?
Para nerde..?
Eee peki araba nerdeee..?
Yok...

Çekmişler. Adam yokuştan araba çekmiş, inanılır gibi değil ya. Piyalepaşada bir yere çekmişler gittik yatıyo benim düldül.
Yazıhaneye girdim adamın biri fiş kesiyo. Dedim araç benim, 40 ytl dedi ters ters
Baktım yüzüne;
- Dayı ben 1,5 yıl Beşiktaşta çektirmedim arabayı, sen 10 dkda aldın burdan helal olsun

Adamın yanındaki yaver atladı

- Ahmet abii bi tanedir hiiiç acımaz anasını bile *****!

Töbee ulan adam karizmayı bizim arabadan yaptı ya, birde gurur yaptı kasılıyo karşımda nassı geçirdim sana gibilerinden.. Çok iğrenç bir duyguymuş arabasının çekilmesi, insanın içi acıyo valla. Ha bu arada yetkili ve benim üzerimizden topu topu 10 ytl çıkması ayrı bir rezillik. 40 ytlyi koskoca dağıtım kamyonun getirmesi apayrı bir rezillik. :))

Yazma Saati
7:20 ÖS

Pazartesi, Temmuz 03, 2006


Veeeee Flaş Flaş Flaş...
Büyük yüzleşme...
Atonic Zeusa karşı...




Pazar günü şu meşhuuuur Zeus efendi ile karşılaştık. Aslında hiç karşılaşmayacaktıkta hava ve sinir muhalefeti yüzünden Kilyos maceramız bu haftasonuna sarktı. Ben hiç bilmiyodum evde olduğunu. Oda benim olduğumu bilmiyormuş. Daha doğrusu beni hiç takmadı (bunu koltuğun altından 1,5 saat çıkmamasına bağlıyorum yada tırstı benden :P ) ama sonunda krşılaştık. Kedi değil bi kerem bu aslan yavrusu. Yada aslan sanıyo kendini. Hiç bu kadar büyük kedi görmemiştim hayatımda birde bıcı yapmış tüyler pofuk. Ama o bakışlar ah o bakışlaaaar.. Kafa atmayı becerebilse gömecek burnumada atamıyo allahtan...


Bana ters ters bakıyo bi ara " siee" der gibi mırladı tırstım tabi Tarçından kedi ısırığının ne olduğunu iyi biliyorum. Düşüncem değişmedi, ben bununla aynı evde kalmaaaam! Hiç ısrar etmeeeeee! :))))

Ha bu arada biliyorum yazamıyorum uzun zamandır. Yoğun bir ay sonu geçirdim ( yoğun bir aybaşı geçirdim heryerim kırıloyo gibi salakça bir cümle geldi aklıma hayırdır) şimdi işler çok daha iyi. Tarçında çok iyi ben bakıyorum ona o bana değil. :))) Yemek yapmayı bilipde bizi açlıktan perişan edenler utansın daha ne diyim ben..?

Yazma Saati
6:41 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements