Pazartesi, Haziran 26, 2006



Biz yeryüzünde gezintiyi bitirdikten sonra göklere çıkalım dedik ve 20 kmlik bir tırmanış başladı. Yol inanılmaz düzgün ancak bir o kadarda dik. 2. viteste çıkarken yolları durup aşağıya baktık bazı bazı. Söylenecek söz yok. Birde dağın içinden soğuk sular akıyordu yol kenarlarında içtim dehşet soğuktu ve çok güzel tadı vardı.

Gittikçi Sapanca gölünün tamamını görmeye başladık ve 10 dk tırmanışın ne kadar yüksekliğe etki ettiğini farkettik. Yükseldikçe hava soğuyor ve nefes almak güçleşiyordu.


En son bu fotoyu çektik, daha sonrası aşağıyı göremeyecek kadar yüksek ve dikti. Zaten ağaçlardanda birşey pek gözükmüyor merak etmeyin yani. Sonra The Green Parktı sanırım, otele geldik. Zirveye kayak pisti yapmışlar ve t-shirt ile duramıyor insan. O kadar soğuk ve esintili. Ancak restaurantların manzarası süpper.


Bizden başka uçurtmacı amcalar vardı zirvede. Saçı başı ağarmış ama elinde dev gibi bir uçurtma, onu uçuruyor. Rüzgar o kadar şiddetli ki uçurtmayı arabanın çeki demirine bağlamışlardı. Çok güzel görüntülerdi hiç bu kadar büyük uçurtma görmemeştim (yaklaşık 20 mt var bu) Ve son, eve çok hızlı geri döndüm 1 saatte yatağımdaydım. Negatif enerjiyi attık ama bu haftasonu gene azdığım için dolmuşumdur. Gene mi gitsem naapsam..? Gelmek isteyen..? ;)

Yazma Saati
7:04 ÖS

Çarşamba, Haziran 21, 2006


İşte 2. Bölüm, amazon gibi bir yer Sapancanın iç tarafları her yer yeşil. İnanılmaz sessiz ve ferahlatıcı bir yer. Havası insanı kendinden geçiriyor. Ve oksijenden başağrısı bile çekebiliyor bazı insanlar. Bkz: Enis. Bu vaziyette balık yediğini düşünsene.

Orada meşhur bir alabalık restaurantı var İstanbul ile başlıyor ismi tam hatırlamıyorum. Biz gittiğimizde çok kalabalık değildi. Gelen insanlar aile ve nezih. Ancak çok hoşumuza gitmedi ve çıktık birşey yemeden. Yolda erik aldım geri dönerken aksakallı bir amcadan torbası 1 ytlye. Çok sevimliydi. "Tatlıdır bu tatlııı" diye tembihlemeyide ihmal etmedi.


Buda Maşukiyeye gittiğimizde girdiğimiz mekan. Hep suların içinde oturuyor insan. Burası daha çok cemaatçi aillerin yeriydi ama ortam genede güzeldi.

Bunun ne olduğunu bilen var mıııı..? Bilene resim yollayacam özelden. Herkesin bir hakkı var. Ben çok zor bilebildim 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi valla.

Peynir diyolar buna. Tereyeğında kızartılmış peynir. Ekmeği bir banıyosun zaten kendi erimiş senide eritiyor köftehor. Olmaz böyle bir lezzet mutlaka deneyin.


Ahanda 5 dk önce canlı ama şimdi midemde olan balık. Ökküz gibin yedim ve yağ gibi gitti kursağımdan.
Şimdi bazıları "Zıkkım ye" diyolar ama onların gezisi başka zamana. ;)

Yazma Saati
8:12 ÖS

Pazar, Haziran 18, 2006



Atonica darlanır, bunalır ve şehir dışına kaçmaya karar verir. Atlar arabaya Boğaziçi Köprüsüne gelir ancak OGS ve KGS denen teknolojiden bihaber olduğu için nasılsa cash gişesi vardır diye düşünür dalar gişelere ve dülülülü sesleri arasında plakasını kaydettirerek cezasına razı bir şekilde Sapanca yollarına düşer. Sapanca girişinde Mcde durur ve zıkkımlanır.

Sapanca dehşet sesiz ve güzel bir yer. Göle hayran oldum doğrusu az daha don gömlek dalıyodum suya ancak ahaliye düşünerek vazgeçtim bu fikrimden. Bir iki resim daha.


Suyun içi bir harikaydı ve çok sakindi. Tam kafa dinlenilecek mekan.


Huzur budur işte ya.


Kiraz yedim, erik yedim ve dut yedim. Tabiki ağaçtan koparıp. 1 saatlik bir trecking gezisi sırasında topladım bunları. Anam bal gibiler bal.


Aha buda karşımıza çıktı, anasıyla beraaber otlanıyolardı. Seveyim dedim ama kaçtı şerefsiz. O kadar ürkütücü müyüm beeeen..? :((((


Bu kovanlardan bir ses çıkıyor aklı şaşar insanın. Bu kadar arıyı bir arada görmemiştim hiç. Sesten çok rahatsız oluyorlarmış çıt çıkarmadan geçtik yanlarından. Çıtı çıkarsam kevgire çevirecekler beni ehehe.

Bu sadece 1-2 saatte yaptıklarım. Devamı tabi ki var daha neler yaptım neler çok güzel geçti tantanadan uzak sakin sesiz bir gün geçirdim. Devamı daha sonra...

Yazma Saati
10:21 ÖS

Salı, Haziran 13, 2006


Cumartesi akşamı saat 8e kadar süren iğrenç toplantımın ardından eve dönerken Kuzey beni Ortaköye çağırdı. Amacımız iki tek atıp haftanın stresini üzerimizden def etmek, rahatlayıp gülüşmek. Neyse ben eveg eldim üzerimi değiştirdim. Gece için hazırlandım ama içecem diye arabayı almadım. Eee otobüste o kadar saat çekilmez dedim bineyim taksiye gideyim Ortaköye. Neyse ceddeye çıktım. Bir tane geliyo elimi kaldırdım, o sırada önümde trafik tıkandı takside tam önümde durdu.

- Selamın Aleyküm, Ortaköye gideceğiz
...

Şöförde tık yok. Gözler yuvalarından fırlayacak ağız bir karış açık. Bana bakıyo hipnotize olmuş gibi. Dedim ya üzerime kuş sıçtı yada fermuarı açık unuttuk küçük emre hava almaya çıkmış. O kadar vahim bir durum gerek o bakış için.

- Patron çok mu hızlı bindim dedim

- Evet baksana arkaya deyip arka koltuğu işaret ettim. Bir döndüm arkamda 25 30 yaşlarında süper bir hatun oturuyo. O kafayla gidip dolu taksiye binmişim.

- Allah kahretsin çok özür dilerim affedersiniz diyerek indim. Ama kız öyle bir baktı ki, sanki ben onu gördüm de kur yapıyorum diye bindim arabaya. Pispis gülüyo. Göz kırpıp uzaklaştım faciadan ama rezil olduk bir kere. Tüm moral motivasyon göçtü gelde hayır bekle Cumartesi gecesinden.

Yazma Saati
11:03 ÖS



Son zamanlardaki favorilerim.

Silica Kedi Kumu
- Süper icat, bok kokusunu bile emiyor meret

Akmina Elma aromalı
- Nefis tadı var, müptelası oldum

Ticket Restaurant
- Ah sen olmasan

Hayat Levitre
- Yeni içeceğim

Tünel
- Revize edilmesenden sonra çok güzel mekanlar buldum. 2 gün üstüste gider mi insan?

Nike
- Yeni bir cüzdan aldım ki çok başarılı. Nikedan böyle bir iş beklemezdim.

Use Your Illusion-I
- Orta okul yıllarım, bozulan yeminler ve yarıya düşen sayhat süreleri. Çok gaz canım.

Hande Yener
- Gittikçe kendini geliştiriyor ve gittikçe hayran oluyorum

Ford Fiesta 1,4 TDCI
- 68 ps araç bu kadar mı hızlı ve seri olur arkadaş..? Allah fren kampanalarıma zeval vermesin.

Ana Restairant - Yeşilköy
- Böyle sac kavurma yapılmaz ki..! Olmaz ki..!

Pi
- Ne güzel parfümsün sen bakiiim.



Yazma Saati
10:42 ÖS

Cuma, Haziran 09, 2006


Rapidsharede zaman sınırı kalksın
Haftasonu çalışmayayım
Bira içeyim ama göbek yapmasın
Limp Bizkit yada RHCP gelsin
Hayatımı save edebileyim
Kadınları anlayabileyim
Trafik açık olsun
Telefonumu yapabilsin dallama tamirci
İnsanlarla uğraşmayayım
Kapıyı artık anahtarla açmayayım
Tarçın elimi gaza gelip ısırmasın yada ısırsın ama canım yanmasın.
Yemek yapmaya zamanım ve gücüm olsun
Hemen olsun

Yazma Saati
10:58 ÖS



İşte Tarçının son hali. Giderek daha güzel bir hanımefendiye dönüşüyor. Geçen sabah saat 6, kalktık aldım seviyorum kucağımda, bir böcük gördü uçan. Gitti yanına baktı biraz kendi kendine mırladı acık, sonra zıpladı 2 pati attı ama yakalayamadı. Bana döndü miauuuff, miuuff şeklinde "Hazziktir kaçırdım" edasıyla mırladı. Ben koptum tabi. Çok şeker çoooook...

Genelde uyuyor bu şekilde saatlerce. Eğer ben varsam yatak kucağım oluyor tabi. ;)

Yazma Saati
10:56 ÖS

Çarşamba, Haziran 07, 2006


Şimdi hayatımın en iğrenç, en olaylı otobüs macerasını anlatacağım. Yaaa acık dinlenince yazabiliyorum ne güsel değil mi..? :)) Neyse, O yazın sonunda askera gidecek olan ben o zamanki yakın arkadaş grubumla kadınlı erkekli tatile gittik. 1 hafta Turgutreiste Armoniada kaldık sonra benim nikah şahidi olduğum yakın bir arkadaşımızın, ki kendisi şu anda Günlük Sahil Güvenlik de komutan. Biz gittik eğlendik, gezdik, o zamanki kız arkadaşımla iyice aramız açılmış yatakları ayırmışız falan. Kardeşi geri dönmek istedi. Benimde askerlikte problem çıkması üzerine dedik dönelim. Kararı ani alınınca bilet temininde doğal olarak sorun yaşadık. Bulabildiğimiz tek firma Metro. Akşam 9 otobüsü ile Bursaya gideceğiz kızlar inecek orda, bende devam edeceğim İstanbula. Neyse biz bindik otobüse bizim yakın arkadaşlar uğurluyacak bizi. Ulan saat 9:15, tık yok 9:30 arabada tık yok. Herkes gitti tek biz kaldık. Şimdi tek loş lambalar yanıyo içerde dedik kaptan klimayı açsakda dostluğumuz pekişse. Açtı 2 pırpır etti boğuk bi sesle önce klime durdu sonra işiklar toptan gitti. Haydaa bizim arkadaşlar aşağıdan bakıyolar neler oluyor düşünceleriyle. Sonra 7-8 dk geçmedi biz hareket ettik. Ama motor sesi yok. Işıklar kapalı içerisi sıcak. Biz salak gibi el sallıyoruz arkadaşlar el sallıyo, otobüs gidiyo ama motor sesi yok. Ardından bir sarsıntı bir gürültü, taaak motor çalıştı klima geri geldi. Meğer koca otobüsü "vurdurmuş" şöför. O otobüsün haraketinide yazıhaneden gelenlerin otobüsü itmesi sağlamış. Dedik sıçtık bitmez bu yol.

Gökovaya gidenler bilir, rampadan iniş çıkış çok dik ve virajlı bir yoldur. Ve iniş olmasına rağmen gidiş geliştir ve çok tehlikeli bir yoldur. Çıkış 2 iniş tek şerit ama bizim amca en soldan, iniş şeridinden kıçına Bengay sürülmüş futbolcu gibi koşarak tırmanıyor rampaları. Adamın hiiiç umurunda değil, ulan karşıdan kamyon mu çıkar, tır mı gelir, allaaaaah kapattı solu gidiyoruz. Neyse biz çıktık rampayı benim kıçımda bir rahatsızlık ve kayganlık hissi taak etti koltuğun minderi çıktı yerinden. Sıçtığımın koltuğu kırıkmış. Ulan hepmi ofsayt diyorum yat olm uyu geçer diye telkin ediyorum ama uyumak ne mümkün. Asfalt ağlıyo ağlıyo bizim otobüsten. Yolcular korudordan ahrete bakıyoruz. Benim kıçım tıkır tıkır sallanıyo başka yerde yok geçeyim zaten geçemem hatun yanımda.

Neyse biz bi mola yerine geldik. Hayatımda o kadar kötü tuvaleti olan bir tesis görmedim. Bok içinde badem kara. Çay içsek veba olacağız. Dedik binelim arabaya tekrar hastalık kapacağız burada. Sonra aynı film tekrar. Soldan cıva gibi akıyo bizim otobüs. Sonra Balıkesir yoluna geldik. Hayatımda beni en çok zorlayan 2. yoldur. Ki nasıl araba kullandığımı bilenler bilir. 3 şerit ve ortak şerit ortası. Ayrı anda karşılıklı sollama yapabiliyorsun ve o saatte tek sollayan araçlar kamyonlar. Bizimki korkar mı kamyondan 4-5 kere kafakafaya giriyoduk zor kaçtık. Şimdi adama lan napıyosun diyecek babayiğit yok otobüste. Çünkü bıyığı 3 parmak babanın gerisini siz düşünün. Öperse izi kalır kesin. Biz kelle koltukta Bursaya girdik gün ağarmış, uykusuzluk çökmüş üzerimize. Kızları yolcu ettim ben sonra uyumuşum. Kendime geldim biraz baktım feribota biniyoruz. İnmedim aşağı uymamışım tüm gece uykuya devam. Gözümü bir açtım ki Fatih Sultan Mehmet uzerindeyiz.

O yıl çalışma var köprüde. Gidişin 2 şeridi kapalı gelişte1 şerit açık yani 6 şerit 4 olmuş ve 1 taraf kukalarla ayrılmış gidiş geliş karşılıklı. Ben gözümü açtım tam bakıyodum ileriye doğru ileride bir duman bir toz, lacivert bir Transporter köprü üzerinde 5-6 mt havada takla atıyor. O havadayken sürgülü kapısı açıldı içerden biri düştü asfalta ve hemen kalkıp kendini kenara attı. Transporten yere iner veee...

Cehenneme hoşgeldiniz. O transporten etrafındaki tüm araşlara çarparak bowling topu etkisi yaptı. Sağa sola vuran arabalar, cam kırıkları, çığlıklar. Biz zar zor durduk, genç bir çocuk Toyotası ile 1 mt kala durdu. Çelik halatlara takılmasa altımızdaydı da verilmiş sadakası varmış. İndik çocuk sayıklıyor Otobüüüs otobüüüüs diye şoka girmiş. Ben hemmen Tranportera koştum açtım kaypıyı şöför amca parçapinçik yatıyo. Görüntüsü hiç içaçıcı değildi. Hayatta ve sadece ayağı kırılmış. O sırada mozot akmaya başladı motordan adam aldık zar zor dışarı eller üst baş kan içinde. Yatırdık yere ulan o köprü amma sallıyo arkadaş insanın içi bi hoş oluyor. Gittik çarpan öteki araca. Öteki araç bu Iveco Gazoz arabalarından Coca Cola arabaları gibi. 2 kişi sıkışmış ve çıkaramıyolar. Ne yapıp ettilerse ayıramadılar adamları arabadan. İtfaiye geldi kesti demirleri. 2 saat köprü ezerinde kaldık.

Tüm o olaylar sırasında ortada bir Hyundai ve içinde bir kadın. Tek çizik yok ne arabada ne kendinde. Dedim hakkatten öldürmeyen allah.... 2 saat köprüde kaldık sonra devam ettik günün yorumu şöförden geldi. Yolculardan biri bizim altımıza girmekten zor kurtulan çocuk için "oğlanın hiç suçu yoktu genede girdi işin içine" lafına " Vardııır, bugün olmasa bile önceden vardır trafikte şaka olmaz" yorumu beni sen insan mısın iye düşündürmesine rağmen, gel gör ki adamın o 24 saatte içinde yaptığı, en doğru hareketti. Eve geldim ve ilk yaptığım iş banyoya girmek oldu...

Yazma Saati
6:46 ÖS

Cumartesi, Haziran 03, 2006


http://pazar-lamaca.blogspot.com/ bir yaşında. Sefkili Destancığmın blogu mevcut diğer aptal pazarlama bloglarının aksine ( Mırmırımın ki hariç, onu tek geçerim) hem eğlenceli hem öğretici. İlgilenenler mutlaka göz atsın.

Yazma Saati
8:50 ÖS

Perşembe, Haziran 01, 2006




Çok hızlıydııım, o kadar hızlı olmalı mıydım, bilmiyorum. Aslında hızlı olmamın yanında bir o kadar da saldırgandım. Ama bu saldırganlığım içgüdüseldi. Aslında saldıracak birşey yoktu. Ama içimden bir ses "tabakhaneye bok yetiştirmeliyiz olm" diyordu. Arkadaşlarla beraber ok gibi fırladık. Uzun ve karanlık bir tüneller silsilesi içindeydik. Nasıl gidiyorum sol şeritten, bir ona makas atıyorum bir ona makas atıyorum. Bir sola, bir sağa. Amma virajlı yol diye düşündüm. Bitmiyor, önce sola sonra sağa sonra sola sonra sağa. Veee işte ordaaaaa...

Yusyuvarlak bana bakıyor. Ve o düşünce tekrar bağırıyor.

Delmeliyiiiiim delmeliyiiiiim delmeliyiiiiiiiim...

27 yıl önceydi.

Deldim.

I am in...

Yaşlanıyorum.

Yazma Saati
12:00 ÖÖ

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements