Salı, Mayıs 30, 2006


Kendini İspatlamak!

Ne kötü bir cümle değil mi. Kendini ispatlamak. Rüştünü ispatlamak. İğrençliğin, beyinsizliğin alası. Yani ben bi bok değilim kardeş, şimdi kıçımı yırtıyorum sana ispat edecem kendimi tamam mı o zaman bitecek tüm problemler. İnsan kendine daha kötü hakaret eder mi..? Kişiliğine, daha ağır laf söyler mi..? Zaten kendini ispat edecem diye başka birisi olup çıkıyosun ki..? Asla yapmayacağın olayları yapıyosun. Mesela çok gıcık olduğun bir olaya ses etmiyosun sonra karşındaki de bakıyo ulan diyo bu karaktersiz. Eeee ispat piç oldu.

İspat mispat yok hocam bırakalım bu işleri devlet su işleri. Karakterimiz tam mı..? Kişiliğimiz oturmuş mu..? Kendimize olan güvenimiz tamam mı..? Problem var mı..? Yok. O zaman o ispat bekleyenler bi siktirip gitsin...

Şimdi kalayı bastık basmasına da insan bazen çok istediği şeyler için ciddi ciddi kendini ispat etmek istiyor. Çünkü değeceğini biliyorsun. Yada öyle sanıyosun o olayın sonunda ortaya çıkıyor. Ya rezil ya vezir oluyosun. Şimdi ben yazdıklarımla çeliştim mi, çeliştim. Eiii o zaman bi siktirip gideyim...

Yazma Saati
6:02 ÖS

Cuma, Mayıs 26, 2006


İlaç eğitimindeyim. Mülakatlardan sonra Kuşadasında eğitim süreci tüm hızıyla sürüyor. Ben daha önce anatomi, farmakoloji vs görmediğim için hafiften zorlanıyorum, tempo çok hızlı ve yorucu. 5 yıllık kız arkadaşım olacak kaltak arkasını dönmüş bana, destek alacak kimsem pek kalmamış. Ailemle konuşuyorum hergün ama o gün sanırım sesim biraz kötü gitti. Yada ben farketmedim yorgunluğumu. Babamla konuşuyoruz telde halimi hatırımı soruyor. İyi diyorum. Yorucumu diyor, eh diyorum. Ama sesi belli etmişim ben. Babam ki çok kibar bir adamdır küfür bile etmez. Ama bir anda bana, Siktir et oğlum diyor Sen varsan bu dünya var! O gün gerçek destek verenleri ve hayata nasıl bakmam gerektiğini anladım. 93 ile geçtim o elemeyi ama bana çok daha güzel bir miras kaldı.

Belli bir sonuç olsun diye uğraşıyorsun, çaba gösteriyosun ama olmuyor ve sonunda kırılıyorsun. En azından ben kırılmıyorum artık. Çünkü nasıl biri olduğumu biliyorum, verebileceklerim şeyleri biliyorum. Ve farkındayım herşeyin. Gerekişte gerek özelde insanlarn beni izlediği tarttığı gibi bende onları tartıyorum. Ama belli etmiyorum. Duruma göre aksiyon alıyorum. Bana 1 adım gelene koşuyorum ama gidene asla geri gel demiyorum. Demiyeceğimde. Çünkü biliyorum, ben varsam bu dünya var! Ha bunu bu satte niye yazdım işte onu bilmiyorum. Yat adam zıbar, yarın işe gideceksin...

Yazma Saati
11:42 ÖS

Perşembe, Mayıs 25, 2006


Farketmişsinizdir birçok blogu takip edemiyorum hatta kendi bloguma bile yazmaktan acizim. Bu durum tamamen yorgunluğum ve yoğunluğumla alakalı. Ay sonu olması üzere dönemi kapatacağımız için ciddi ciddi sapıtmış durumdayım. Gece rüyalarıma "ulan kime ne çaksam ne bassam" şeklinde fikirlerin ürünü görüntüler yön veriyor. Haa çakma ve basma kısmı yoğurt, danette danino... :)) Yanlış bişi anlaşılmasın.

Aklıma bile gelmiyor anlatacak durum. Aslında çok var ama ben birtürlü kafamı toparlayıp yazamıyorum.Şu ay sonunu bir atlatayım da gerisi kolay. Yarın Balansta Ögün Sanlısoy varmış gitsem mi..? Yada gitsek mi..? Ya Black Eyed Peas..? Bilmiyorum istiyorum ama... ;)

Yazma Saati
8:04 ÖS

Pazartesi, Mayıs 22, 2006




Cumartesi gecesi Mecidiyeköy Gimada bir reyon düzenlemesi yaptık. Kafa adamlar olunca haha hihi şeklinde bitirdik işi saat 11 gibi çıktık. Ben Şişli tarafından Taksime doğru ilerlerken feci bir şekilde trafikle karşılaştım. Tam Taksim Havaşa doğru gelirken yaklaşık 8 satlik trafik yorgunluğunun verdiği heyecan ile dönülmez işereti olan bir yerden ters U attım veeeee.

...

Aşayiş kolluk kuvvetleri karşımda. Ekip hemmen cevirdi.

- Evrakları aliiim canım.

- Abii cezamı kesecen şimdi yaaa?

- Yok trafiği çağırdık o gelip kesecek

Ulan zaten 50 ytl park parası kaçmış bana birde bu nerden çıktı yaaa. 2 tanede taksi çevirdi taksicilerden biri tam tiyatro.

- Abiii orrospuçocuuğuyum ameliyatlı hastam var abiii gözünü sevim gideyim abi şeklinde başladı o. Öteki devamlı peşinde başka bir polisin. Neyse biz 10 dk ağladık yok diyo evraklarıda aldı bakıyo eksik var mı diye. Bulamadı amcam aldı koydu camını önüne. Sonra taksici geldi

- Olm 20 kaat var mı lan..?

- Yok abi para almadım ki üzerime..?

- Nası lan hiç mi bişi yok..?

- Ticket var abi

- Tikıt mikıt getir sen

7,5 x 2 , 6 x 2 şeklinde 4 yaprak ticket kopardım. Taksici aldı 4 yaprağı yelpaze gibi açtı.

- Abiii buyrun

- Bu ne lan..?

- Ticket abiii

- Ne işe yarar lan bu..?

Ben atladım

- Abi her işe yarar çorba bile içersin

Güldü şerefsiz, aldı evrakları geri verdi bize kaybolun dedi.

Biz vın tabi tam arabaya bindim kontağı açtım ışıklar sönsede marş basıp kaçsam diyorum taksici baktım gülerek bana geliyo.

- Abiii şimdi bi dürümde biz yesek kızarsın bana demez mi..? Çıkardım 6 ytllik ticket verdim. Al dedim al zaten **dik bi kere al. Gülerek uzaklaştı. Ben hemmen Ceylanın yanından vın. Valla ilerlemiş teşkilat araçlarda ticket da feçiyo. Multinet için çalışma yapılsın derhal hatta post makinası koyulsun radarın yanına kredi kartından çekilsin mavzuuu. Kelebek camına ticket yada multinet stickerlaryla halkı bilgilendirici uyarılar yapılsın. Her zaman para almaz ki insan yanına..? Gene gitti 30 kaaat...


Yazma Saati
6:38 ÖS

Cuma, Mayıs 19, 2006


Dombililer
Bu tip kadınlar genelde dış görünüş dolayısı ile evde kaldıkları için ikinci bir şans kapısı olarak interneti görürler. Genelde son derece şuh ve işveli konuşarak kendilerine aptal erkek milletini çekerek dumura uğratırlar. Olay genelde bu hatun kişinin ilk buluşma sırasında görülmesi, olayın patlaması ve hertürlü iletişimin kesilmesi şeklinde görülür. Akıllı bir erkeğin asla kaçırmayacağı bir durumdur gerçekte çünkü hatunun sınırlı cinsel hayatı olduğu için çok hareketli geçme ihtimali vardır. Mümkün mertebe resim yollamazlar ve sesleri son derece çekici olur.

Çekingenler
Bu tip kadınlar aşırı ürkeklik gösterir. Asla ileriye yönelik bir harekette bulunmaz, buluşalım cık, yemek yiyelim cık, telini ver cık. Evden hiç çıkmayan bu tip kızların ya piskopat abisi yada babası vardır. Cama çıkmasına bile izin verilmeyen kızın tek çıkış yolu internetten hayırlı bir kısmet. Genelde erken algılanıp çabuk ilişki kesilir bu tiplerle.

Kaşarlar
Eski ve yeni olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hertürlü ortama gelir ve takılırlar. Profillerinde Rayban günş gözlüğü ile çekilmiş bir boz garanti bulunur. Pearcing ve tattoo bulunan vücutlarını sergilemekten pek çekinmezler. Dinledikleri müzik türlerinde yığınla yabancı terim bulunur. Takılınan mekan Niş (Nişantaşı) Cadde (Bağdat Caddebi) ve Taxim (Beyoğlu) şeklinde sıralanır. Umumiyetle yalanda profesör olmuşlardır. Evden çıkma konusunda problemleri yoktur. Konuşmalarında bile gerekli karşılık alındığında gerekli karşılığın verileceği vurgulanır. Erkek ırkı tarafından makbulü budur. Ancak çok para gider bu tiplere ve daha iyisini bulunca terk edeceği bilinir.

Saykolar
Dengesiz tiplerdir. Birgünleri bir günlerine uymaz. Bir gün iyiseler öteki gün kanlı bıçaklıdırlar. Büyük bir şaşkınlık vardır bu tiplerde. Ne istediklerini kendileri bile bilemezler. Zaman kaybıdır ikinci muhabbette deşifre olurlar.

Ev Kızları
Müzmin bekarlardır. Amaçları iyi halli bir koca bulmaktır. İkinci konuşmada annen ne yapıyor, babanın işi ne..? vb sorularla ortamı koklarlar. Israrcıdırlar hele hoşlarına erkek gitmişse tam film olur o ilişki. Kaçırmak istemezler ve bunaltıcı bir baskı kurarlar. Bunlarda Saykolar gibi ikinci konuşmada belli olur.

+35ler
Genelde dul yada eşinden boşanmışlardan meydana gelen bu grup erkek milleti için bulunmaz nimettir. Son derece rahattırlar ve eğlence konusunda sınır tanımazlar. Rahatlığın vermiş olduğu cesaret, olayın boyutunu bir hayli değiştirir. İlk konuşmadan bir rahatlık ve serbesti sezilir. Para yiyenlerininde olduğu gözden kaçmamalıdır. Tehlikeli bir durumda bu kadınlardan bazılarının hala evli olması yada aynı yaşlarda erkek çocuğunun olmasıdır. Stres yaratır, ileride kalıcı arazlara maruz bırakabilir.

Umutlular
Kadınların en iyi sınıfıdır. Türlü badireler atlatmış adam gibi adam insanlardır. Hertürlü olayı görmüş geçirmiş, aradığını gerçek hayatta bulamamış, bir ihtilmaldir belki burada bulabilirim düşüncesiyle bu aleme gelmiştir. Genellikle altyapı olarak son derece düzgün iyi aile terbiyesi almış ve güçlü bir dünya görüşüne sahip insanlardır. Eğer karşısına adam gibi birini bulursa dadından yinmez. Bu tarz insanı bulmak %99 ihtimalle şanstır.

Çakallar
En tehlikeli gruptur. Asıl amaç kurbanın cüzdanıdır. Dırdırı bitmez, şunu al, buraya götür, bilmemne getir. Aynı zamanda erkeğin açığını son derece iyi tespit ettikleri için bunlardan kurtulmak çok zordur. Tehlikeli bir tür olan çakalları ancak ondan daha çakalı idare edebilir. Ama genede uzak durmakta fayda vardır. Kaşarlarla belli oranda benzerlik gösterir ancak bunların kaşar olmayan türleride mevcuttur ki erkek için külliyen ziyandır. Bari verdin parayı bi boka deysin değil mi..?

Hayalperestler
Bunlar hayallerini yaşar. Mesela iyi bir ev hayatı hayali vardır ve bunu internette chat ile yaşar. Şunumu versene, süt koy bana, sırtımı kaşı vb. Gerçekte biraz hayalkırıklığı, birazda ümitsizlik onları bu yola iter. Çok zor anlaşılırlar ve erkek için zaman kaybıdır. Erkeklerin hoşuna giden tipleride vardır ancak erkekte hayalperest olduğu için bir cacık olmaz.

Teşhirciler
Sadece Cybersex için interneti kullanırlar. Web camden cilve yapıp dahada ileri giderek telefonda bile sex yapabilirler. Camerada oralarını buralarını gösterir resim yollarlar. Tavırları nasılsa beni tanımıyor tarzı olduğu için rahattır. Geçici bir dönem için eğlendirici olabilir ancak uzun vadede zarar ve ziyandır. Cyberden gerçek hayata dönüşme ihtimali erkeğin zekası ile doğru orantılıdır.

Lezbiyenler
Gerçek hayatta tepki gördükler için internet ortamında çeşitli sitelerle ve mırc kanallarında örgütlenmişlerdir. Erkek milletinin sürekli tacizine maruz kalır ancak sonuç doğal olarak alınamaz. Tamamı çok güzeldir, insanı kahreder. Erkek milleti için zaman kaybıdır ama salak ırkım bitmek tükünmek bilmeyen ısrarını boş vere sürdürür. son derece planlı çalışırlar. Şifreli konuşmaları vardır. Sesu nedir, kalojen nedir, kopça nedir, orkit kaç paradır gibi sorularla gerçek kız erkek ayrımını yaparlar. Akıllı bir erkek bu testleri rahatça geçebilir. Mutlaka resim isterler maillerine.

Yazarın notu: Mevcut yazılı testlerin tamamından geçilmiştir. :)

Yazma Saati
7:14 ÖS

Perşembe, Mayıs 18, 2006


Eveet yepis yeni bir hizmetle karşınızdayız. Bu bölümde işsiz ve iş hayatına yeni girmekte olan arkadaşlara danışmanlık hizmeti verip kendilerini milyonlarca üniversite meeeezunu arasından çekip çıkarıp, sağlam bir kariyer yapmalarını sağlayarak min 30 yaşında en ez Executive yapacağız. Olaya ilk olarak ilanları yorumlama ile başlayacağız. İlanı iyi yorumlamalısın ki iş kendine uygun mu değil mi anlayasın. İlanda zaten herşey yazar ama çıkarımı yapacak olan sensin. ;)

Eveet işte ilk ilanımız. Tabi katılımlarınızıda bekliyorum bu arada.

Görev: Call Center Yetkilisi

• Tercihen MYO veya Fakülte Mezunu, devam zorunluluğu olmayan son sınıf öğrencileri,
• Dinamik, dışadönük, akıcı ve düzgün bir diksiyon ile konuşabilen ,
• Windows tabanlı internetli uygulamalarına hakim,
• Hızlı çözüm üretme yeteneği gelişmiş,
• Yazılı ve sözlü iletişimi etkin bir şekilde kullanabilen,
• 7/24 esasına dayalı esnek çalışmalarına uyumlu çalışabilecek ,
• Müşteri Hizmetlerinde çalışmanın gerektirdiği özen ve disipline sahip,
• Takım çalışmasına yatkın,insan ilişkilerinde başarılı,
• İkna kabiliyeti ve satış yetkinliği yüksek.

Genel olarak işemeye bile dk ile gidilen ve geç kalındığı anda maaşından kesinti yapılan bir iş. Misal kabızsın o gün, rahat sıçamıyosun caaar gitti maaş. ;) Gecesi gündüzü yoktur, aptallarla konuşursun küfür yesen gık diyemezsin işin genel tanımı bu.

İlanı yorumlamaya gelince;

• Lise meeezunuda olabilirsinde 30 yıl bu işi yaparsın . En azından üni lmeezunu olursan Team Leader olma ihtimalin var. Devam zorunluluğun olmasın ki iyice çalıştıralım seni. Zırt pırt okulda neymiş canım.
• Uyuşukluktan hoşlanmam, enerjik olacaksın içinde ne olursa olsun, ananda ölse dışın enerjik olacak. Hede hödö yapmadan, kekelemeden konuşacaksın.
• Bilgisayar bilmeyen adam mı var bugün ya, en azından windows kullanmayı bil, bil ki birde bana eğitim masrafı çıkarma.
• Sorunu çabuk çöz, bana getirme, dillendirme. Şipşak bitir işi, ben onca işimin arasında birde senin problemini mi çözeyim..?
• İletiş arkadaşım. Gerekirse jurnalcilik yap ister sözlü ister yazılı ihbarda bulun. Bulun ki daha hızlı yükselebilesin.
• Gecen gündüzün benim. İstediğim zaman çağırırım. Patron benim kardeşim işine geliyosa..?
• Küfürde yesen he de. İşemeye bile dk ile gideceksin. Eğer kabızsan beni bağlamaz maaşından keserim haberin olsun.
• Takım çalışması önemli. Mesela arkadaşın hasta bakacaksın yerine. Gece kal gel, sivrilik yapma sürüye uy, canımı sıkma. Evet efendim en sevdiğim cümle. Hayır kelimesini unut, sakın unutma toplu müraacat isyandır.
• Adamın ağzından gir burnundan çık, ne yaparsan yap ama sat. Zaten satamazsan kovarımda seni belki kotayı tutarsan 100 ytl fazladan alabilirsin. Bakma öyle 450mly maaşa göre 100 ytl süper prim.

İşin genel mantığı bu, bu konu ile ilgili örnekleri daha sık olarak vereceğiz o zaman çok daha faydalı olacak. İkinci derste görüşmek üzere.

Yazma Saati
7:34 ÖS

Salı, Mayıs 16, 2006



Şimdi yaz geldi degaje mevsimi açıldı. Hele hele Kurtuluş gibi bir yerde travestisi kadını, genci yaşlısı ki yaşlı nüfus çok ve hiç tasvip etmiyorum onlarda degajeyi çünkü benim bildiğim degaje göğüs hizasında olur bel hizasında değil, iyice degajeli giyiniyor. Tamam itiraf ediyorum arada bir arabayla Nişantaşına girdiğim doğru. Ama orda göbek ve düşük bel revaçta. :) Kınamıyorum herkes istediği gibi giyinsin bana ne. Yanlız benim kendi kendimle bir problemim var.

Ben neden ilk tanıştığım kızların gözüne, yüzüne, saçına başına değilde direkt olarak memelerine bakıyorum..? Sapık mıyım ve farkında değil miyim..? Acaba bilinç altımda bir meme krizi mi yaşıyorum..? Benim sonum ne olacak..? Yolda giderken insanın gözleri meme radarı olabilir mi..?

Daha da kötüsü acaba niyetim mi bozuk, ki ok kabul ediyorum iyi olduğu pek söylenemez zaten. Ama neden meme, kalça değil de meme..? Memme memme mememememememememe...

Yazma Saati
5:41 ÖS

Pazar, Mayıs 14, 2006



Sarıyla Kırmızıyla Anlımızın Akıyla

Tek Büyük GALATASARAY

Saat: 20:45
N'oldu bir baba hindi? Kimden indi, kime bindii...

Yazma Saati
8:45 ÖS

Cumartesi, Mayıs 13, 2006


Bugün erken geldim eve 4 gibi evdeydim. İçimde böyle sahile ineyim bi çay içeyim deniz havası alayım modu var. Ama pilim bitmiş ışığım yeşilden kırmızıya dönmüş. O kadar kötü hissediyorum ki kendimi elimi kaldıracak halim yok. Ya olm arabayla gidip geleceksin ne yorgunluğu diyorum ama araba kullanacak gücüm yok. İnanılmaz birşey belki ama yarı uyuyarak gittim şirkete ve saat 2..? Refleks mefleks hak getire ya allah gidiyorum. Geldiğimden beri Tarçınla kucak kucağa uyuyorum.

Çok canım istiyodu sahile inmek. Hala var öyle bir isteğim sanırım yarın gerçekleştircem bu fikrimi. Maça gidecektim aslında ama tantanası çok olur şimdi o kadar kafamı kurcalamıyor. Denize gitmeliyim temiz hava almalı şarj olmalıyım...

Yazma Saati
10:31 ÖS

Perşembe, Mayıs 11, 2006


Sevmiyorum

Kurtuluşun trafiği:
İğrenç ilk gün kavga ettim, elimden aldılar ayrılırken pezevenk gömleğimi yırttı. Ayağım ğrıyo trafikten, makas atmaya başladım bu çok kötü. Yollar çok dar 100 mt geri geri gider mi insan oğlu.

Elim kuruyor:
Çok kurudu ellerim, Tarçını severken tüyleri elimde kaldı o kadar kötü olmuşlar. Bİrde ikide bir sıkışıyo odaya buraya. Yoğurt kaplarıda jilet gibi şerefsizim.

Anten:
Fiestanın anteni çok kötü, anteni ben taksam biyerime çok daha iyi çekecek dalgaları. Atlama yapıyor şehir içinde.

Frenler:
çok kötüler. 180le giderken frene dokununc çok savuruyor bu kadar dengesizlik olmamalı. Ayrıca çok savuruyor vurajlarda. Ktü çoook kötü.

Kahvaltı:
Sabah çok erken kalkıyorum tek öğün yiyorum hiç sağlıklı değil allah sonumu hayır etsin.

Tarçın:
İshal oluyor ikide bir acele vete götürmem gerek.

Apocalyptica:
Gitsem mi gitmesem mi..? Çok kötü ikilemde kaldım.

Çakal Carlos:
Çok laf dinliyor jurnalci deyyus...

CD Writer:
Çok kötü kopyalıyor müzik cdlerinin hepsnde atlama yapıyor bufferına çaktığım...

Yazma Saati
7:02 ÖS

Salı, Mayıs 09, 2006



Çok istemiştim senin o olmanı. Hatta çok ümitlenmiştim. Ciddi ümitlenmiştim. Çok uzun zamandır paslanan kalbimin ambarlarında iadeye ayırmış, imha etmiştim o hissi. Çünkü güvenmiyordum. Ama sana güvenmiştim. O kadar güvenmiştim ki, o kadar üzerime gelmene, "İyi geceler Emre" demene, olmayacak şeylere abartı tepkilerine hep göz yumdum. Aslında hiç göz yuman biri değildim ve anlamanı bekledim. Ama anlamadın, yada anlamak istemedin. Hatta sana bunu söyledeğimde bana "sen yaptığın herşeyi söylüyorsun, söylemek için mi yapıyorsun" bile dedin. Hep önyargıyla geldin bana. Keşke gelmeseydin. Geçmişinde yaşadığın kötü olayların gölgesini hiç atamadın üzerinden. Sanki tek yaşayan sensin gibi. Ve bizimde güneşimizi karattın. Üzgünüm. Senin o olmanı çok istemiştim...

Belki çok kızacaksın bana, belki küfredeceksin bunları neden sana söylemeyip buraya yazdım diye. Öyleişte. Bir açıklaması yok.

Peki şimdi..? :))) Eski taaas, eski hamam. Yaşam filmi kaldığı yerden devam ediyor...

Yazma Saati
9:00 ÖS

Pazar, Mayıs 07, 2006


Ormantikler
Bu tip adamlar şiir, şarkı, vecize vb bilimum romantik malzemeyi araç olarak kullanır. Bunu kullanmaktaki amaç "eğer gay değilse " dişi diye tabir edilen karşı cinse alttan alttan manyel vererek kur yapmaktır. Genelde ctrl+c insanı olan bu kişilen, belirli forumların şiir bölümlerinin en sıkı takipçisidir. Zaten o şiirleri okuya okuya biryerden sonra aynı tarzda tonla edebi eserler verirler. Bazı ileri yaştakiler PPS bile hazırlarlar. Bunu yaparken amaç hatunu "Ayy ne romantik adam, tam istediğim erkek " düşüncesini empoze edip nemalanmaktır. Ama kadınlarn büyük çoğunluğunun duygusal onlamda dahi olduklarını hatırlarsak sonuç "Elizabeth" geri dönülecek yegane sevgilidir. Amaç ben duygusal bir adamım hadi yatalım fikrine gerçeğe dönüştürmektir.

Dürüstler
Bu tip adamlar yedikleri her boku söyler, şunla şunu yaptım, bunla bunu ettim, şuraya gittim şunu yedim. Burdaki yegane amaçta "Bak ben dürüstüm sana açık geliyorum, benden sana zarar gelmez hadi yatalım" düşüncesini hayata geçirmektir. Çünkü kadınlar dürüst erkeklerden hoşlanır düşüncesine saplanmıştır. Açık konuşurlar, her haltı konuşurlar. Patavatsız bir türdür çekinmez. Bunu yaparken sır diye bir şey kalmaz, çünkü zira elde etmek istediği kadın milleti, kendisi hakkındaki her haltı öğrenmiş ve elinde koz olarak kullanmaya hazır hale getirmiştir. Sonuç..? Tabi ki Elizabeth...

Polat-ı Alemdarlar
Bu tipler kadınların güçlü erkeklerden hoşlandığı düşüncesinden hareketle 24 saat Kurtlar Vadisi seyreder. Ellerinde DVD VCD olarak tüm seriyi bulundurur. Kravatsız takım giyer. Matah bi bokmuş gibi Memati gibi sayko sayko bakar. Hayatında nezarete girmemiş, tespih atmayı bilmeyen, kelebek sallamayı bile öğrenemeyen bu delikanlılar atıp tutar. Seni üzeni keserim, sana dokunanı doğrarım, kıyma yaparım hadi yatalım düşüncesi hakimdir. Ama yolda biri laf atınca pısar bu tipler gıkı çıkmaz. Bilmez ki kadınlar kabadayılardan hoşlanmaz ama ne ormantiktir, ne dürüst, ee tek tutunacak dal çingenelik olduğu için sıkısıkıya bağlıdır olaya. Olayın sonunda kendini Elizabethin kollarında bulur.

Hamaratlar
Bu tipler, yemek yapar, ev süpürür, günlere katılır, pasta börek yaparak resmini koyar, merak uyandırır. Kadınların evde yardımcı istediği düşüncesini çözmüştür, ordan yakalamaya çalışır. Ya ben sana romantik bir ormanda yemek yaparım, mum ışığında kırmızı şarap eşliğinde yemek yeriz sonrada yatarız düşüncesi hakimdir. Ama yaptığı yemek sayısı son derece sınırlı olduğu için çabuk tırtlar bu tipler. Eee kurabiye karın doyurmuyor bari Elizabethe verelim değil mi Üstat.

Saykolar
Dengesizdir bunlar. Bi amacı vardır ama o amacı kendisi bile bilmez. O kadar dengesizdir ki yazdıklarını kendisi bile anlamaz. Tek başlarına virane evlerde yaşar bu tipler ne istediğini algılayamaz, saçmalar durur. Katil olma potansiyelleri vardır. Gerçek hayatta yanlızdırlar, eğer çok aptl değilse kadın çok çabuk farkedilir. Saldırgan olurlar ama tetiklenmeleri gerekir. Uzakdurmakta fayda vardır. Cinsel hayatları olduğu bile şüphelidir. "Ben küçükken betona düşmüşüm, ara ara gözüm seyiriyo hadi yatalım haaayyt, dur kıpraşma yoksa boynunu kırarım." durumu yaşanabilir dikkatli olmakta fayda vardır.

Akademisyenler
İşte en az şansı olan grup budur. Akedemik olarak en az Dr seviyesinde olan bu adamlar konuşmaya başlayınca anlaşılmaz. Genelde Mırc serverlarının +35 kanallarında bulunurlar. Kafayı çatlatmış olduğu için karşıdaki kadın aynı derecede kültürden bilgiden dolayı sapıttırıp çatlak olmadıktan sonra anlaşılması son derece zordur. Terminoloji kullanırlar. Tatlım gel akşam evde kahvelerimizi alıp Determinizm üzerine bir sohbet yapalım sonra yatarız düşüncesi hakimdir. Opera, bale, bilumum kültür aktivitelerini ezberden sayar takip eder. Espri yapmaz, ciddidir, çatık kaşları vardır. Kadınlar zeki erkeklerden hoşlanır düşüncesinin kurbanıdır. Akşama tartışmayı Elizabeth ile yapar.

Keşler
Bu tipler salmışlardır, genelde hedef kitle Goth kadın tipleridir. Esrar kullanır, kısa Samsun içerler. 4. sınıf rock barlarda ikamet eden bu tipler pistir, kokar, deri giyer, saçlara su 3 ay önce değmiştir. Konuşmaz, sallanır. Matel sitelerine takılırGülerken aptal ifade oluşur yüzlerinde, ziyat tiplerdendir. Evde babadan kalma Celeron işlemcili makina ile piyasa yapar. Hiç parası yoktur. Hey tatlım, gel aleme akalım, 2 tane sararız akşama evde uçarız sonrada yatarız tamam mı..? Sonuç Elizabeth ile headbang.

Urban Bugs
Haah tam piyasa adamıdır bunlar, Caddede, Etilerde, Ulusta gezerler. Reina, Chrystal, Sorti civarında gezerler. Arabaları vardır gece aleminde takılırlar. Yonja, Siberalem gibi bilumum sitede profilleri vardır. Genelde Vale olan bu tipler müşteri arabasıyla resim çektirip koyar profiline. Her daim yanlarında OGO taşırlar. Eğlendireceklerine olan güvenleri sayesinde bol miktarda hatun götürürler. Çünkü kadınların eğlence konusundaki zaaflarını bilirler. Ortamda tanındıkları için mekanlara rahat giriş çıkış yaparlar. Genelde amcaoğlunun BMWsini kullanırlar, replika Tommy giyip, açık parfümcüden alınan Armani sürerler. Tatlım gel Sapphiree takılalım sonra bana gideriz kahvemizi içip yatarız. %10 başarı oranıyla Elizabetha sarılmalar sürer.

Standupçılar
Ben komikim, eğlenmeye giriyorum nete, altına sıçırtırım seni gel yatalım, gülmekten gebereceksin bak düşüncesinin kurbanlarıdır. Sürekli espri yapar ve genelde komik değildir. Ciddi laf etmezler. Kadınlar güldüren erkek tiplerinden hoşlanır düşüncesi hayatlarını karartmıştır. Hayata dair en ufak fikri, en ufak zikri olmayan tipler muz görmüş Gülhane maymunu gibi sürekli güler sırıtır, türlü maymunluk yapar. Hertür sanal ortamda bulunur hür tür programı maymunluk için kullanır. Sonuç Elizabethle ikili çalışmadır.

Seyyahlar
Bunlar götüne diken batmış öküz gibi gezer. Duramaz yerinde, her yere gider. Resmini çeker, sitesine koyar, sosyal bir insan izlenimi verir. Ellerinde hep dijital kamera vardır. Kadınların sosyal ve girişken tiplerden hoşlandığını düşünür gezer dururlar. Kıçı rahat görmeyen bu tiplerde hafif ormantiklikde vardır. Çektikleri resimlerin altına bolbol Ormantik yazılar döşenirler. Amaç "bak sen hem gezip hem eğlenen aynı zamanda da ormantik bir kişiliğim gel yatalım memnun kalacaksın" fikrini hayata geçirmektir. Ama sonuç topladığı papatyaları koklaya koklaya Elizabethe sarılıp yatmaktan ileri gitmez.

Techno-Fetishler
Bunlar tehlikeli tiplerdir. Genelde normal davranarak güven sağlar ve kadınlara trojan yollayıp bilgisayarını izler. Genelde asosyal olan tipler 24 saatin 18 satini ekran karşısında geçirir. Teknolajiyi takip eder, zaten beyninde devreler oluşmuştur. Gözlük takıp, sivilce besleyen bu tipler 34 yaşına kadar bakir kalır. Ot gibi yaşar, sessiz tiplerdir. Lafı cımbızla çekersiniz ağzından. Amaca kadınlarla yatmak değildir fetiş bi tip olduğu için delice bir zevk ile kadının makinasını kovalar, hacklemeye çalışır. Gerçek hayattaki tipleri, evlere hırsız gibi girip don çalıp tinerci gibi koklar bi köşede. Elizabeth nikahlı eşidir.

İddalılar
Bunlar sürekle idda eder. Seni şöyle gezdireceğim, seni çok seveceğim, ayaklarını yerden keseceğim, koruyup kollayacağım, geç geleceğim yemin içerim... Lafta var olan bu tipler gerçek hayatta fasarya olmaktan ileri gidemez. Vaad etmesi bir yere kadar işe yarar, gerçeğe dönüştüremeyeceği için zamanı geldiği an patlar. Genelde özelden konuşur bu abiler. Birde heryerde anlatır yaptıklarını, aldım, götürdüm, yedim, birirdim gibi. Elizabeth hiç çıkmaz hayatlarından.

Siyasiler
Ya faşisttir ya kominist. Sürekli forumların siyasi bölümlerinde takılırlar. Kendi siyasi görüşlerinden olan kişilerle iletişime girirler. Amaçları arasında pek kadın götürmek yoktur. Sadece geyik yaparlar. %1 gerçekten dediklerinin arkasındadır. Çalışırlar, 30 yaş üzeridirler. Vatan milleti hergün kurtarır rakipleri olan siyasi düşünceyi küfür, tehdit, şiddet ile sindirmeye çalışır. Bunlar genelde evli olduğu için Elizabeth ile ara ara görüşür.

Normaller
Bu adamların gerçekten güzel hayatları vardır. Dışarda her istediğini alan bu tipler eğlenmek için girer nete. Diğer modelleri bilir iyi tanır, genelde dalga geçer bu tiplerle, ara ara ciddi tartışmalara bile girer. Diğerlerinin götürmeye çalıştığı hatunlarla gerçek hayattada görüşür ama belli etmez. Öğrenci yada çalışan kesimden bol miktarda bu erkeklerden vardır ve %90ı bekardır. Neşelidir olgundur. En çok beğeniler erkek türüdür çünkü kadınların herzaman ne istediğini bilir. Onun nasıl biri olduğunu anlamak için sadece infosuna bakmak yeter çünkü kadınların sezgileri çok çok iyidir. Ve bu tipler diğerlerinin varlığına dua eder, onlar olmasaydı farkım nasıl ortaya çıkacaktı derler. Kafalarında değir erkeklerden farklı en temel düşünce " Kadınlar aptal değildir!" düşüncesidir.

Yazma Saati
10:54 ÖÖ

Cuma, Mayıs 05, 2006



Vintajımın Püsküütü son yazlarından birinde değinmişti Müslüm Babaya. Sanılanın çok aski istikamette bir kişilik olduğu için size "ulan ben bu adamı denyo sanıyodum, ayıp etmişim!" dedirtecek bazı olayları yazıyorum. :) Resimden görüldüğü üzere son derece sempatik bir kişilik kendisi.

Kendisi geçirdiği bir trafik kazası sonucunda (Tarsustan Adanaya konser sonrası gidiş) işitme duyusunun yarisini, koku alma duyusunun tamamini yitirmiştir. Hatta öldüğü sanılıp morga kaldırılırken yaşadığı farkedilmiş ve direkten dönerek yaşamaya devam etmiştir. Ama geriye bu arızalarından başka birde sadece ışığı algılayabilen bir göz kalmıştır. Ciddi şekilde alkol ve uyuşturucu problemi vardır. Ancak yavaş tarzı sanılanın aksine kazadan yadigardır. Aynı apartmanda onunla komşu olan bir arkadaşım belgeyle esar kullandığını söylemişti. Hatta bu şehir efsanesi olarak devam etmiştir.

Kendini ve dünyayı olduğu gibi görebilme yetisine sahip aşmış bir sanatçıdır. Asla detone olmaz ve inanılmaz cover yapar. Sempatiktir, mütevazılıkta abidedir. Kültür olayını aşmış kişiliktir. Hürriyette bir röpörtajında

- "Ben yabancılardan Frank Sinatra, Ofra Haza bir de Nat King Cole denilen bir saygıdeğer dostumuz var, onu dinlerim." şeklinde bir açıklaması vardır.

Çağırıldığı heryere gider. Almanyada 20 kişiye konser verdiği bile rivayet edilmiştir. 2005 Tirol konseri ciddi ciddi 20 kişiyedir. Hertür şarkıyı rahatlıkla okur. Pop jazz rock farkmaz babaya, çıkar aslan gibi okur. Ve notalı okur, kıçından atmaz. Bir konser provasında 14 yaylının arasında bir elemana "Delikanlı sen beşlisinden yap üçlüsü olmuyor olllmuyoooor" şeklinde bir uyarısı olması o yaralı işitme duyusunun kutsallığına işaret eder. "Yıkılsın minareler, Açılsın meyhaneler" şeklinde bir şarkısı vardır.

yıkılsın camiler
aman yıkılsın camiler
yerine de açılsın meyhaneler
keyf-i cihan
eylesin bütün viraneler

Ama bu kasedi toplatılıp yakılmıştır.

Felsefeyi yeniden yzmıştır. Hakan Taşıyan "Arabeskin yeni peygamberi benim" şeklinde açıklama yapınca bir röportajında sorulan soruya;

"- Ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum." Şeklinde lafı sokarak beni bayıltmıştır.

Okan Bayülgenin programında Okanın salak iğnelemelerine bu sefer köküne kadar lafı sokarak cevap vermiştir;
- "Baba ya, bu düşünüyorum öyleyse varım lafından ne anlıyosun?" sorusuna
- "Bunu Descartes diye bir adam söylemiş.. Adam diyor ki tüm nesnelerin varlığından şüphe edebilirim ama şüphe ettigimden şüphe edemem.. Şüphe ede ede, şüphe edemeyecegim bir hakikate ulasıyorum diyor.. Yani suphe etmekle düşünen bir ben olduğunu kavrıyorum.. Sonra da diyor ki, düşünüyorum öyleyse varım"

İnsan evladıdır, onca hayranı hatun kişi arasından eşini seçmemiş onun yerine pavyonda çalışan Muhterem Nur ile evlenmiştir. Sonuçta kendisine takılan Baba lakabını sapına kadar haketmiştir. Adam gibi adamdır. Şimdi söyle bakalım Baba hakkında ne düşünüyorsun..? ;)

Yazma Saati
6:45 ÖS

Çarşamba, Mayıs 03, 2006


hemde çok yazık...

Yazma Saati
11:21 ÖS

Pazartesi, Mayıs 01, 2006


Hoff geberiyorum yorgunluktan. Yeni işim bayağı çarptı beni. İlk olarak işimin tanımını yapayım. Tam olarak yaptığım Danone Süt Grubunda Beylikdüzü bölgesininin yetkilisi olmak. Yani marketteki merch elemanı ve plasiyer abimin sorumlulukları bende. Her halt bana kaldı. Rut düzenini bile yapmamı bekliyolar ama işin komik yani ben hiç bilmiyorum Beylikdüzünü. :)

İlk olarak daha gün doğmadan depoya gidiyorum ve aracı kontrol ediyorum. Ya eksik ya fazla çıkıyor herzaman. Sonra rutuma doğru gidiyorum ve ilk noktada plasiyer abimin bıraktığı malı reyona dizip merch işini bitiryorum. İadeleri ayırıp devam ediyorum. Öğleden sonra tekrar merch, iadeleri geri alıp siparişleri geçiyorum. En geç 4de depoya geri dönüp onları tamamlayıp evime dönüyorum.

Ve hemen ilk gördüğüm yere çöküyorum. İnanılmaz yoruldum bugün, birde indir bindir yaptım ve yemek bile yemedik. İlk zorluğu şöyle yaşadım sabah saat 04:45 kalktım lambaya basıyorum yanmıyo. Yumrukladım bir iki kere çıks numara yok. Ulan lektrikler kesilmiş ben ne halt edicem 4de..? Zar zor giyindim çıktım ama saç baş allahlık. Kimse olmuyo birde sokaklarda garanti bir hırsızla karşılaşacas ya du bakalım. Offf yakıcam o diplomayı allah kahretsin. Yatıyom ben, sosyal hayat sizlere ömür...Neyse sürttüklerime sayarım. :P

Yazma Saati
7:26 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements