Perşembe, Mart 30, 2006


Güzel bir Kasım günüydü. SSK Okmeydanı Acil Servisi tam bir can pazarına dönüşmüştü. Son dualarını edenler, azraille buluşmasında geç kalanlar, erken gelenler, kan. Her yerdeydi, yerlerdeydi sedyelerde yataklarda ellerde ve14 yaşında bir çocuğun gözlerinde. Basarak geçti o çocuk o kanlara. O kadar tecrübeli değildi hayatta ama kanın pıhtılaştığını ve ayağına yapıştığını görebiliyordu. Annesi ve kardeşiyle beraber o acil mahşerinden yukarı katlara giden merdivene yöneldi. 4. kata çıktılar. Lobi gibi bir yerde geldiler. "Durun burda" dedi annesi ona. Kardeşide onunla berberdi. 2 yaş küçüktü ondan. Daha anlayamıyordu pek olan biteni. Ama etkilendiği kesindi. O sırada kabul masası gibi olan mermer masanın üzerinde koşturan hamamböceklerini gördü. Yarış yapıyorlardı ve sarıydı renkleri. Yoo yoo bu kalorifer böceğiydi, karafatma bu kadar açık renkte olamazdı.

Anne geldi o sırada, tuttu küçüğün elinden hep beraber yürümeye başladılar. Ve bir koğuştan içeri girdiler. Soluk floresan ışıkları kıpraşarak yanıyordu ve 4 hasta sıradan yataklarında yatıyorlardı. Ve gördü...

İşte en son sıradaydı, kafasında sarıkırmızı bir bere. Çok ağır bir rahatsızlık geçirmesne rağmen tanımıştı onları. Koşarak yanına gitti çocuklar, sarıldılar. O sırada fark etti. Traş edilmişti kafası. Ve kolları, onlarda traş edilmişti, sadece kaşları hiç bir yerinde tek kıl yoktu. Ve ağlıyordu. Bir yandan öperken ağlıyordu. Sarıldılar. Öpüştüler yan yataklardaki hastalar ağlamaya başladılar. Oda ağlıyordu ama çaresizdi, gözlerinden okunabiliyordu. 10 dk görüştüler ama sanki 10 asır gibiydi. Sanki veda gibiydi. Savaşa gidecekmiş yarın ve geri dönmeyecekmiş gibi. Çok severdi çocuklarını hep onlar için yaşardı. Düşseler yere onlardan çok bağırırdı. Hep onlar için yaşamıştı çok değerliydi çocukları onun için. Dakikalarlar geçti, hadi dedi anne gidiyoruz. Vedalaşıldı çıkıldı odadan. Çocuk o gece ilk ve son kez birinden bir şey istedi...

" Varsan kurtar" dedi...

O ise o sırada beynindeki 2 ödemin yaptığı dinmeyen ağrılarla, sabah hiç olamayacağı, bir akşam yemeği için 2 gün sonraya ertelenen beyin ameliyatını bekliyordu.

Babamdı...

Yazma Saati
7:43 ÖS

Pazartesi, Mart 27, 2006



Efet sefkili çöreğime ne zamandır yapacaktım bunu. Neyse gene yaparım ben. :)
Malzema alınacaaak, al!

1 yımırta akı
1 fincan yogırt
yarım paket toz maya
1 dutam duz
1 fincan sıvı yağ
alabileceği kadar un (bu ünlü meme ucu kıvamı oluyor :D)

İçi için isteğe göre peynir maydanoz karışımı. Kafanıza göre koyun ben içi bol sefiyom.

Şimdi, yımırta akını, yogırtı, toz mayayı, duzu, yağı ve unu koyup karıştırıyoz. Meme kıvamına gelince hamur, üzerine nemli bir bez ördüp yarım saat mayalanmaya bırakıyos. Yarın saat sonra alıyoz hamuru ceviz kadar yuvarlayıp bastırıyos, sonra içini doldurup kapatıyos. Yanlız kapatırken kibar olmayın ben oldum Şekil-1 de görüydüğü gibi açıldı fırında. hepsini yaptıktan sonra depsiyi yağlıyoruz ve diziyorus. Üzerine ilk akından ayırdığımız sarı vardı ya onu yaptığımız poğaçların üzerine sürüyos fırça ile bunun üzerinede çörük otu döküyos acık, çörek otuda olur. Ahanda tamam veriyoz fırına, pişince alıyoruz. Ben saat tutmuyorum kafama göre yapıyorum ama 20 dk içinde oluyor.


Soruçta böyle bişi çıkıyor ortaya. Afiyet olsun Burcuk Hanım pizza istiyorum ayak yapmayın baana hiç yemem bu saatten sonra. :) Afiyet olsun sanada çörekçim benim...

Yazma Saati
5:20 ÖS

Cuma, Mart 24, 2006



Hepiniz biliyorsunuz, Halk Otobüsleri son zamanlarda yaptıkları kazalarla gündeme bomba gibi düştü. Ankarada Dışişleri Personeli, İstanbulda reklam tabelasına girmesi vb şeklinde meydana gelen kazaları sıksık duyuyoruz. Yok araçların teknik bakımları yapılmıyor, yok şöförler yorgun, yok başka araçlar kazalara sebebiyet veriyor.

İşte Araştırmacı Gençlik!

Araştırmacı gençlik olarak bu kanayan yaraya parmak attım ve bütün bu kazalara neyin sebep olduğunu ortaya çıkardım.

Daaaaam

İşte Gerçek

Ne teknik hata, ne araç trafiği nede başka bir sebep işte gerçekler...

Resimde işarat edilen yerde ne görüyorsunuz..? ben söyliyeyim saf yünden mamül PATİK...
Ayakkabıları çıkarmış çorapları içine tıkmış yan tarafında aslan gibi giymiş patiği.

Patik Giyiyor...

Daaaaaaaaan

Evet patik, bildiğin pazarda satılan patik. O patikle araba kullanıyor bu amca, o patikle 100 kişinin hayatını güvenlik altına almış. Eeeee sıcak tabi, delikanlı nede olsa Converse giyemez, mantar olmaktansa 100 kişinin hayatını tehlikeye atıyor bu teres. Aferim sana bilinçli Şöför! Yolun açık olsun cehennemin dibine doğru...

Yazma Saati
5:18 ÖS

Çarşamba, Mart 22, 2006




Eğlenmek, vakit öldürmek, arkadaşlarınıza göstermek, sadece saçmalamak, gülmek, başkalarını güldürmek, tuhaf hareketler yapmak, yalnızken sıkılmamak, tuhaf sesler çıkarmak, elektronik aletleri sabote etmek, şebeklik yapmak, ilgi çekmek, kız arkadaşınıza hava atmak, dökülen ataçları yerden toplamak, hediye etmek, demir nesneleri hareket ettirmek, fizik dersine götürmek, deneyler yapmak, kulağına küpe yapmak, sevgilinizle paylaşmak, patronunuza göstermek, havaya atıp tutmak, heykel yapmak, şişe çevirmeceye bir alternatif getirmek, sihir yaptığınızı iddia etmek, ortalıkta bırakıp insanların tepkisini ölçmek, yerçekiminin nasıl çalıştığını anlatmak, kağıtlar birbirine tutturmak...Zımbırtop'la başka ne yapılabilir ki? ALIN, DENEYİN, SİZ BULUN!

İşte bu yazı bu zımbırtının tam tarifi. Söyle bi garip şekli var, bir garip şemali var. 2 adet manyetik cisim, insanı saatlerce başına bağlayabiliyor. Gittigidiyorda buldum 9 ytl+ 3 ytl kargo toplamda 12 ytlye satılan bu alet çok güzel zaman geçirtebiliyor. İlginç tasarımı yanında ağırda bir cisim. Hediye olarak çok güzel verilebilir orjinal bir olay. Yanlız kesinlikle elektronik aletlerden uzak tutmak gerekiyor çünkü çok güçlü mıknatısları var artı sert zemine düşerse rahatlıkla parçalanabilir. Alınası ve oynalınası bir oyuncak.

Yazma Saati
11:58 ÖÖ

Pazartesi, Mart 20, 2006


Bir sitede gördüm bu yazıyı çok hoş ve yurdum yöneticilerini iş hayatını çok güzel anlatmış.



Bir gün Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.

Her iki takımda performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti...


Büyük gün geldiğinde iki takımda kendini hazır hissediyordu...

Yarışın başlamasıyla birlikte Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar...


Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.



Türk şirket yönetimi, yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.


Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata bulundu;

- Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu.

- Türk Takimında ise 1 kişi kürek çekiyor, 8 kişi dümeni kullanıyordu.


Hatasını fark eden Türk şirket yönetimi derhal bir çözüm planı yaptı ve 9 kişilik Türk takımı Japonlarla yeni bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı.


Yeni yapılanma şekli aynen şöyleydi;


- 4 dümen müdürü,
- 3 bölgesel dümen müdürü
- 1 kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu dümen yöneticisi,

- 1 kürek çekme elemanı.


İkinci yarış günü yarış başladığı gibi yine Japonlar yarışı iki kilometre farkla kazandılar.


Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti;

Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekci kovuldu ve müdürlere
sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.

Yazma Saati
1:42 ÖS

Cumartesi, Mart 18, 2006




Yıl: 1915
Yer: 1.Tayyare bölüğü havaalanı Çanakkale
Adları: Mehmet, Mehmetçik.
Tek varlıkları canları.
Bize ne mi anlatıyorlar..?
Dikkatli bakın ve kulaklarınızı açın, bas bas bağırıyorlar,
Varlığımız Türk varlığına armağan olsun!

Ruhları şad olsun...

Yazma Saati
12:00 ÖÖ

Perşembe, Mart 16, 2006


Hayatımda hiçkimseyi küçümsemedim aşağılamadım. Açık söylemek gerekirse köpeğe bile kışt demem, hele ki fiziksel görüntüsünden dolayı bir kimseyle dalge geçmeyi bırakın şaka yapmayı bile son derece aşşağılık ve mide bulandırıcı buluyorum. Bu açıklamayı zorunlu yaptım çünkü kimseyi aşşağılamak ve rencide etek değil amacım.


Geçen akşam televizyonda Pişti vardı, aranızda bilenleriniz vardır, Reha Muhtar, Beyaz, Demet Akbağ ve Hülya Avşarın katldıkları bence çok hoş bir program. Zevkle ve kahkalarla izliyorum. En son bölümü izlemek için annecimle oturduk bekliyoruz. Neyse program başladı kamera Rehaya döndü sunacak programı aha..! O ne la..?


Arka sırada bir kız pörtletmiş gözlerini bööyle kocaman kocaman sağa sola bakıyor acyip acayip tepkiler veriyor. Annem farketti ilk dedi "kızın gözlerine bak ne kadar kocaman açıyo". Ben bakmamla gülmeye başladım. Çünkü kız sürekli sağa sola bakıyor, ne görüyosa birden şaşırıyor aaa derken gözlerini öyle bir açıyo ki, aha diyosun fırt diye düşecek gözler yuvalarından. Öyle mimik görmedim hayatımda.


Programı izlediği falan yok, sağ bakıyo sola bakıyo ara ara şaşırıyo ben kopuyorum, takıldım kızdan başka biryere bakamıyorum. Anneminde gözü takıldı, kızı izliyoruz resmen. Annem gözlerini pörtletiyo ya nasıl bakıyo böyle diye ben ona gülüyorum. Koştum Burcyniye haber verdim oda açtı, açar açmaz oda koptu, bu ne yaa falan demeye başladı biz kıkır kıkır gülüşüyoruz. Kızı izledik tüm program boyunca dayanamadım yazdım hala gülüyorum yazarken hey allahım ya...


Hah aynen böyle bakıyo bir oraya bir buraya artık ne varsa..? Allah kahretmesin seni emi... :D


Yazma Saati
1:42 ÖS

Pazartesi, Mart 13, 2006


Türk Milletinin kutsal davası Eurovisiona bu sene Süper Star ile katılıyoruz. Daha doğrusu katılmaya çalışıyoruz çünkü o kadar çok bok atıldıki şarkıya. Şöyle olmuş, efendim böyle olmuş aman başı söyle aman kıçı şöyle. Yok müziği kötü yok Sertabınkine hiç benzemiyor. Ulan Operaya yada Petrolede benzemiyor. Rimi Rimi Ley faciasına hiç benzemiyor. Bu kadar kötülenir mi..?

İnsaftır, ayıptır. Klip Moulin Rouge"e çok benziyormuş. Ohaaa göz var nizam var, arkadaş bu kadar bok atılmaz ki el insaf ya. Klip kötü bence ama Moulin Rouge ile alakası yok ya. Şarkı aslında Eurovisionun istediği birçok kriteri karşılıyor ve güçlü. Peki neresi kötü? Sempatikliği ve seksapelitesi mi kötü Sibel Tüzünün? Yada şarkının neresi olmamış? Klibin neresi Moulin Rouge ile benzeşiyor..? Sertaba da aynısını yaptılar sonra 1. olunca tıss, ses yok.

Bence temel eksik güzel bir kareografi, eğer oda yapılıra ilk üçe oynar. Şarkı güzel, Eurovisiona göre yazılıp düzenlenmiş, yorumcunun duruşu, tarzı uymuş, 10 numara eğer birde kareografi ile birleştirilirse güzel sonuç alınır diye düşünüyorum. EWTIC de kareografisiz cılız bir şrkıydı ama o danslar show bitirdi işi. Zaten açık ara kazanamaması da bu yüzden.

Ha şarkının iddiasını ben söylemiyorum sadece, buyrun yapılan ilk ankete bakın. 2. sırada. Eurovision şarkı yarışmasının en önemli web sitesi olan http://www.oikotimes.com/ şarkıya tam destek vereceğini açıkladı. Artı profesyonel olarak müzikle uğraşan birçok kimse tarafından beğenilmiş. Eksik yok mu, var ama düzeltilmeyecek birşey değil. Düzeltilemeyecek tek şey milletin iyi birşeyler yapmaya çalışan herkese bok atmayı görev bilmesi. Umarım iyi bir sonuç alır ve utanır kötüleyenler, ama zannetmiyorum o duyguya sahip olduklarını "Zaten Güzel şarkıydı" der geçer giderler.

Dinle

Yazma Saati
8:08 ÖS

Pazar, Mart 12, 2006


Bir arastirma sonucu ortaya şöyle bir sonuç çıkmış...

Bir Ignliz üvnsertsinede ypalin arsaitramya gröe,
kleimleirn hrfalreiinn hnagi sridaa yzalidkilrai
ömneli dgeliims. Öenlmi oaln brinci ve snonucnu
hrfain yrenide omlsaimyis. Adarkai hfraliren srisai
kraisk oslada ouknyuorums.
Çnükü kleimleir hraf hraf dgeil bri btüün oralark
oykuorumusz.

Ahanda ispadı, sonuç doğruymuş...

Yazma Saati
3:19 ÖS

Perşembe, Mart 09, 2006


Lise zamanlarımda çok çapkın biri değildim itiraf ediyorum sonradan oldum. Sistem yarattı lan beni haaaayt!! Neyse, Lise-3 e geçtiğim yaz bir hatunla tanışmıştım güzel fizikli yeşilgözlü bir hatun. Ben kızın iş atmalarını o zamanlar sığırcık olduğum için anlamamıştım çünkü kafamın%99u piçliğe çalışıyordu. İstanbula geri dönecekleri gün cesaretimi toplayıp bir kıza ilk ve son kez çıkma teklif etmiştim. Dalga geçmişti tabi,

- Şimdi sana hayır desem üzülürsün...

İstanbula döndüm o zamanlar cep telefonu yok, ev telinden konuşuyoruz. Ben kızı çok sık göremiyorum Sultanahmette bir meslek lisesi mi ne vardı hala var mı onuda bilemiyorum, orda okuyor hatun, bir gün dedik buluşalım mı, buluşalım. Nerde? Çemberlitaş şafak sineması önünde saat 2 de. Sözleştik. Günlerden Çarşamba. Ben o gün gidip birde fizik kitabı almıştım üniversiteye hazırlanıyorum ya ÖSS de puan kapacam fazladan. Neyse saat oldu 2, kız yok. saat oldu 2:15 kız yok.2:30, 2:45, 3:00 kız yok. Allahsız tam 2 saat bekletti beni, saat 4de hışımla eve doğru çıktım yola, ulan birde yağmur başladı mı, ama nasıl yağıyor it gibi oldum mu ben bütün olanlar yetmezmiş gibi..? Neyse eve geldim köpürmüşüm, biraz sakinledim açtım teli...

-Dııııt, dııııt
-Efendim
-Alooooo
-Efendim (karşımdak ses o ama uyukluyor gibi)
-Nerdesin sen?
-Uyuyorum
-Nasıl uyuyosun lan, hani buluşacaktık bugün..?
-Çok hastayım
-Madem çok hastasın haber veremedin mi 2 saat bekledim
-Ee haber verdim ya..?
-Ne haberi verdin be..?
-Arkadaşımı yolladım ya sana..?
-Ne arkadaşı kızım hasta mısın..? Gelmedi kimse...
-Eee en valla söyledim ben ona git haber ver diye...

Şimdi sabaha mı saklasam yoksa hemen mi girişsem diye düşünüyorum ben. Karşmda resmen uyuyor hııım zııııızz mıımmm

- Kızım uyuma benim karşımda uyum bak kapatırım.
- Kapatamazsıııın (bu ton yılışık)
- Bak kapatırım diyoruuum
- Kapatamazsıııın
- Kapatırım

Pıt

Kapandı tel, ama ben değil o kapattı. Suratımın ortasına şaaak diye kapattı. Öööyle kaldım şey gibi. Ben telefona bakıyorum telefon kıçıyla gülüyor bana...

Aynen geri aradım telefonu, açtı karşı taraf,

- Efendim (ses tonu zafer kazanmış komutan edasında ve sırıtıyor kıkırdıyor anlayabiliyorum)
- Telefon öyle değil böyle kapatılır

Çaaaat

Kapattım suratına teli, tam 1 yıl aramadım ara ara arıyo tele çıkmıyorum, dinleyip kapatıyor umurumda olmadı. 1 yıl sonra yazlıkta karşılaştık sanki orda yokmuş gibi davrandım. Hiç görmemişim gibi. Bir gece geldi ağlayarak özür diledi, hala konusu açıldımı pişmanlık duyar çünkü orda aklınca erkeklik yaptı ama çok güzel bir ilişkininde içine etti. Hala görüşüyoruz ama arkadaş olarak. Yüz vermeyecen kadın milletine, tepene çıkıyolar kardeşim... :)))

Artı o günden beri hiç kimse suratıma telefon, kapı, MSN ka pa taaaa maaaaz. Kapatan bedelini öder, o kadar.. Anladın sen anladın... :))))

Yazma Saati
9:37 ÖS

Salı, Mart 07, 2006



Sevgili dostlarım görldüğü üzere son derece hassas ve duygusal bir durumdayım. Bugün akşamüzeri yaşadığım birtakım olaylar duygusallığın dibine vurmamı sağladı. Böööyle süzüldüm kaldım. Bu şarkıyı da size ve çok sevdiğime armağan ediyorum. Güzel bir arkadaştır Eagle Eye Cherry, kaliteli müzik yapar, kardeşimdir tavsiye ederim özellikle yolda giderken arbada yada seyahatte müthiş güzel. ;)

Don't Give Up

All our dreams are gone
With a loss of faith
We're still hanging on
For another day
It's so hard to see
That it's going to get better
And when will that be
It's hard to say

We must believe
That if we give we will receive
Yes we must believe
That it's going to get better

Don't give up
Never give up
We won't stop giving
Giving all we got

Now we're breaking away
From what holds us down
This could be the day
That brings out the light
Now we're marching on
With the will of never giving up
This time we'll have won
With out a fight

We must believe…

Don't give up
Never give up
We won't stop
Giving all we got

Forgive and forget don't hold on to the bitterness
Filled with regrets we don't wanna go there again
The glass is half full so lets get it on with togetherness
And our number will grow we will prevail in the end

Yazma Saati
9:22 ÖS



Bugün bir görüşmeye gittim Gayrettepede neyse güzel geçti sonra Metroyla Taksime geldim ötobüs duraklarının oraya vardım, yağmur yağdığı üzere içeri sığınıp otobüsümü beklemeye başladım. Önümde genç bir çocuk duruyor ben oturuyorum sağ tarafımda da bir amca. 3 tane turist tabi turşu kıvamı hakim durumlara, 50-60 yaş arası böyle yağmurluklarla geziniyolar felan, başladılar benim sol yanımdan sıradakilere sormaya.

- Do you speak English..?
- Yok
- Cık
- No no

tam önümdeki çocuğa geldi sıra çocuk şakıdı

- Yes I do.
- Eaaee how can we go to Spice Market?

Spice Market = Kapalı Çarşı olmalı, hemen benim aklımda belirdi ama çocuk bön, böyle bir an gözlerini büyütüp baktı sonra en afilisinden mıçtım ben bakışı ve hemen yapıştırıverdi.

- I dont know...

Tahminim başkada cümle bilmiyodu zaten. Ama anlık olan bir olay korkunç komik. O kadr belli ki bilmediği ama yediremedi genç.
Yeni İngilizce biliyorum ama sorunun cevabını bilmiyorum. Ulan o kadar komik oldu ki simultane, kopacam zor tutuyorum.
Dedim ablacım siz burdan taksi tutun bak 3 kişi 3 ytl verecen taksi en çok 6 ytl yazar. Taksim-Eminönü ne kadar yazabilir ki zaten..?

Ok diyip gittiler şağımdaki amca
-İngiliz mi bunlar?
-Evet dayi
-Kahpeler gelip azıcık para verip gidiyolar. Maaşları iyi bunların.

amcanın ses kısık daha doğrusu sigaradan olacak ses telleri sizlere ömür. Al birini vur ötekine, gülme geldikçe geliyo zor tutuyom dedim hadi sık dişeni otobüstede geldi.

Otobüste aklıma lisedeki İngilizce hocası geldi kadın bir gün oğluna hesapmakinesi almış getirdiler bana tercüme ettiriyolar, ulan ben hoca değilim ki sensin hoca...! Delilerle açtıkgünü, evdeki delilerle sürüyor haydi hayırlısı...


Hiç çok sevdiğinden ağladın mı..? Peki ya sevilen, sen bu sevgiyi hiç hissettin mi..?

Yazma Saati
3:27 ÖS

Pazar, Mart 05, 2006


Ne kadar saçma değil mi..? Zaman geçiyor ve düşüncelerin değişiyor. Hiç yapmayaceğın bir olayı bile gerçekleştiriyorsun. Neden çünkü düşüncelerin değişiyor. Yaşadığın çevre değişiyor, arkadaşların değişiyor en önemliside sen değişiyorsun ve ben değişiyorum. Dolayısıyla ihtiyaçlarımızda değişiyor. Hem bedensel hem ruhsal. 4 yıl önce kadın bedeni hayatının büyük kısmı kafanı kurcalarken şimdi aynı bedene elini sürmeyip sadece yanında yatmayı düşünüyorsun. Yada ben evlenince yapıcam o işi diyorsun 1 yıl sonra yapmış oluyorsun. Düşüncen, düşünce tarzın değişiyor. Hayallerin değişiyor beklentilerin değişiyor. Peki senin özün ne kadar saf kalıyor bu arada..?

Benim hiçbir zaman abaringo hayallerim olmadı. Yani MTV Cribs deki gibi bir evim olsun, duvarları renk değiştirsin, arkada havuzu olsun içinde kızlar oynaşsın, kapıda Aston Martin Vintage dursun gibi. İş yaşamında 30"uma geldiğimde çalıştığım sektörde ve alanda en genç müdür olmayı hedeflemiştim. Babadan kalma meslek olmayınca ve yönetimle alakalı büyünce işle ilgili tek düşüncem buydu. Bununla beraber pembe panjurlu bir ev, bir karım ve 2 veled-i zina bunlara ek olarak bir alman kurdu hayalim vardı.

Şimdi ne oldu o hayallerime..? Hiiiç çektim sifonu gitti. Vazgeçtim. İş ile ilgili hiçbir beklentim yok. Ayni parayı başka bir iştede kazanabilirim. Takım elbise takıntım hiç olmadı ayrıca pis sakalda ok yakışır bana. Saygı iş yerinde olmasasa da olur adam olursan her yerde BEY derler saygı gösterirler. Bana saygı olmadıktan sonra mevkime saygı gösterilecekse etmişim öyle işin içine...

Önce zevk alabileceğim bir iş olmalı sonra güven duyabileceğim biri yanımda. Peki bu iş nerde olmalı? Geçen arkadaşla konuşuyoduk adam almış eşini yaşlar 30 civarı, gitmiş Fethiyenin bir koyuna bungalow işletiyor. 3 ay burda 9 ay orada. Eee böyle birini bulursam bu işi yapıcam. Olmadı o kadar bilgesini bulamadım, idare edip cafe açacağım bir tane. Çocuk düşünmüyorum uzunca bir süre ama o alman kurdu hep orada olacak. Bunları 30"uma kadar yapacağım. Çünkü 40lı yıllarda motelime çekilip onu işleteceğim. Tek değişmyen hayalim bu... Anca yediğim haltların hesabını verebilirim ölene kadar.

Çünkü yaşıyorum hayallerimi farkında olmadan. Son model arabayada bindim, Bungee Jumpingde yaptım köprü yüksekliğinden, daha burada anlatamayacağım tonlarca şey. ;) Yani adam 50sinde gay oluyor çünkü doymuş herşeye. Şuan çok ünlü bir holding patronunun en büyük zevki ne biliyor musunuz? Korumalarına yolları kestirip Bebek yokuşundan gecenin 3ünde son sürat iniyor 150 hp arabayla. Adamın zevki bu... Kalmamış ki yaşamadığı. Geberecek o daracık yolda deli gibi inerken ama heyecanı bu adamın.

Ben konuşuyorum ama 2 yıl sonra buda değişecek, niye zırvalıyorum bilmiyorum. Tek bildiğim 40 Yaş moteli hep açık kalacak zihnimde... (adınıda yeni koydum ama 40 yaşındakiler gelmesin gençler gelsin. Ha bayan olursa daha iyi olur tabi... Hatta bayan çiftler elsin başka kimse gelmesin :D)

Yazma Saati
11:25 ÖS

Cumartesi, Mart 04, 2006




Anne bana bundan al !!!

Kıssadan Hisse

Bir zamanlar Istanbul'un kayikcilari arasinda capkinligiyla meshur bir kayikci varmis. Adam o kadar capkinmis ki kayigina binen her hatunla bir macerasi olurmus. Bunu duyan disli, kendine guvenen bir kadin; kim bu adam gorelim bakalim bana ne yapabilecekmis" diyerek inmis iskeleye. Arastirip sormus ve kayikciyi bulmus. Hemen kayigina binmis ve denize dogru acilmislar. Kayikci bir kurek cekmis ve "derleeerrr" demis. bir kurek daha cekmis yine "derleeerr" demis, bir kurek daha cekmis "derleeerrr" diyerek devam etmis.. Kadin dayanamamis sormus; "Bey soylesene Allah askina ne derler" Kayikci soyle bir biyigini burmus ve; "Sen bu kayiga bindin ya" "Artik vermesen de verdi derleeerrrr..."

Ulan ne salak bi adamım ben ya, kıssayı yaz hisseyi bırak... Kafama mıçayım emi...

Sonuç şudur canlarım, illa herşeyi yapmak zorunda değilsinuz bazen yapmış bile görünmek sana Reputation getirir. Ben bunu çok yaparım hayatımda çokda faydasını gördüm. Ne demişler, ikna edemiyorsan en azından kafasını karıştır... ;)

Yazma Saati
2:41 ÖS

Perşembe, Mart 02, 2006


Dangıl Muhabir: Teşekkürler Burcyni, Karamürselden sevgiler saygılar sayın seyirciler. Yanımızda bugünkü sobeleme faciasının tanıklarından Sayın Atonica var. Sayın Atonica ne ayaksınız,..? İzninizle bir iki soru sorarak canınızı sıkmak istiyorum hatta akşama müsaitseniz annemler çaya gelecek size..
Şuursuz Sepet: Gelsinler ama baban gelmesin... Evet .. Çekiyo mu..? Işık yanmıyor da..? Buraya bakarak mı konuşacağım..?
Dangıl Muhabir: Sayın Atonica, Sorumluluğunu hissettiğiniz, hayatınızın merkezinde olan, yapılmaması tehlike içeren işleriniz nelerdir acaba..?
Şuursuz Sepet: Sayıyoum iyi dinle bir daha saymam!
Aşık olmak (Duygularım mantığımı kapatıyor olmuyor)
Bir kadına güvenmek (Hayatta yaptığım ve artık yapmayacağım hata)
Kendime çok güvenmek (süper olmanın zor yanı)
Dürüst olmak (bok yemek)

Dangıl Muhabir: Evet peki sayın Atonica, vazgeçemeyeceğiniz müzik türü nedir desem..?
Şuursuz Sepet: Efendim TSM son zamanlarda favorim, 2 gba yakın arşiv oluşturdum. Bülent Ablama sevgilerimi yolluyorum buradan, silikonlarından şehvetle ısırıyorum. Genel olarak Nu Metal dinleriz mücadeleyi didişmeyi sevmemizden dolayı. RATH, Audioslave, Limp Bizkit, Linkin Park sevdiğimiz sanatçılar. Ayrıca Nev ve Sagopa Kajmerde güzel insanlar...

Dangıl Muhabir: Hastası olduğunuz, yani aklınızı alan yiyecekler nelerdir pekü..?
Şuursuz Sepet: Uludağ Kebapçısında Yoğırtlı İskendere asla hayır demeyiz. Ayrıca Künefe krizimiz tutar bazen. Sıcak bir günde deniz kenarında şezlong üzerinde şemsiye altında buz gibi bira ve Patates Kızarığına özel bir ilgim var. Annemin mercimek çorbasını yapana da sevgilerimi iletir evlenirim...

Dangıl Muhaber: Peki en sevdiğiniz diziler..?
Şuursuz Sepet: Sen yukarıyı okumadın galiba dangıl..? Adından belli zaten salak olduğun, ben dizi izlemem dolayısıyla bilmem. Ama küçükken Kara Şimşek ve Züpper Babuşi takip ettiğimiz oldu.

Dangıl Muhabir: Peki ruhunuz şu anda nerde olmak ister desem..?
Şuursuz Sepet: Sessizliğin sesini dinleyebileceğim bir yerde...
Dangıl Muhabir: Çok karizmatik oldu...
Şuursuz Sepet: Beynini yararım...
Dangıl Muhabir: Peki değiştirdim, son olarak söbelediğiniz var mı..?
Şuursuz sepet: Yok yanlız buradan Almanyadaki Serpil Teyzeme, İngilteredeki manyak kaltağa, ve Burcyni arkadaşıma selamlarımı yolluyorum. Özhan Canaydın bırak artık şu başkanlığı istifada bir hizmettir. Ayrıca fenerlilerde rap şarkısı çıkarmış kıçımızla gülüyoruz kendilerinede. Bak bak duyuyor musun nasıl gülüyor..? Sayğılar sunuyorum...
Dangıl Muhabir: Teşekkürler Atonica, evet sevgili seviyciler bu akşamki konuğumuz Atonicaydı kendisine çok teşekkür ediyor ve hava durumunu almak üzere Burcyniye bağlanıyoruz, Burcyni söz sende...

Yazma Saati
5:33 ÖS

Çarşamba, Mart 01, 2006



Neden mailime hergün dünyalar kadar Viagra satmaya çalışan mailler geliyor..? Yada büyütücü ıvır zıvırla alakalı. Ya arkadaşım yok öyle bir problemim çok şükür. Ama bana kadar spam geliyosa demek ki var böyle bir pazar, adam da o pazarda tutunmaya çalışıyor.

Hayır iktidarsız değilim neden yani. Ulan dünyayı bu kadar sardı mı bu meret..? Hergün spam yolluyonuz. Ayrıca lafa bak, İktidarsızlık yani hayatımda duyduğum en komik isimli hastalık. İşe yaramıyor iktidarsız oluyorsun, işe yarıyor çok mu iktidar sahibisin..? Kırk yıllık Pipi ne zaman iktidar oldu ya? İşte erkek milletinin gerçeği budur arkadaşlar beynine değil pipine İktidar dersen, seni onun yönetmesine izin verirsen başında boktan kurtulmaz. Bu kadar basit...

Yani al iktidarını eline çık pencereye, "Gölgelerin gücü adına" diye bas nidayı elinde de iktidar, bak o millet senin iktidarı ne yapıyor. Darbe olur darbe, adamı naapmazlar..? Haa iktidar seçilecektir orası doğru bak, o yüzden seçmenine iyi davranacaksın. taki seçilene kadar. Ondan sonra sömür bobuş yeni iktidar gelene kadar. Ne pipiymiş be o kadar cümle çıktı... :D

Bu arada bana taaa emilime msnini yollayan bayana sesleniyorum.
Bayan!
Hadi ekledim, seni tanımıyorum zaten çünkü senin adınla hiç arkadaşım olmadı, niye konuşmuyorsun? Eklettin kendini online bile olmuyosun. Hayır acaba gizli hayranlarım mı olmaya başladı yoksa ben mi abarıyorum..?


Ahanda anket sonuçları...


Birde benim resimleri koyduğum siteyi hazırladım. Gerekli 1-2 yere link verecektim, ringlere üye olacaktım hallettim. Bu günden itibren girip bakabilirsiniz.
Adres
http://butterflybryce.blogspot.com/
nasıl bulduğunuza dair bir iki yorum yazın kafi...


Yazma Saati
2:30 ÖS



Tam zıbarmaya yakın, peltek peltek geldim odamı bir vızıltı, ana bilgisayarı açık unutmuşum, kaparken görüm Burcuk zobelemiş beni bende kendisine cevap olarak yazıyoruuuum... :)

~ Yaptığım 4 iş ~

- Eczacıbaşı Depo Departmanı Staj
- ADEKA Tıbbi Satış Temsilciliği
- Volkswagen Marketing Force Satış Temsilciliği
- Satış Şefi olmak için hala çalışıyorum...

Totalde 2 yıl çalıştığımı varsayarsak fena sayılmaz ama dediğim gibi gelecek önemli benim için çünkü hayatımda hiç geriye dönüp bakmadım ben. İyileri alırım yanıma zaten, ama geçmişde yaşamak yakışmaz bana.



~ Defalarca izleyebileceğim 4 film yada dizi ~

- Aliens
- Leon
- Kapıcılar Kralı
- Tatar Ramazan 1-2

Çok dizi izleyen biri değilim ama Deliyüreği bir kere daha izleyebilirim sanırım.


~ Yaşadığım 4 yer ~

- İstanbul, Genelde bu il sınırları içindeyim :)
- Bursa, 5 yıl okul için ordaydım severim
- İzmit, askerlik 8 ay malum
- Çanakkale, yazlık dolayısıyle 3 yaşımdan beri ortalamada 3 ay orda sayılırım. İlk yürümemin denize doğru olduğu düşünülürse az süre değil... :D


~ İzlediğim 4 televizyon programı ~

- MTV, Pimp My Rİde
- Discovery Chanel, Wheelers Dealers
- Eurosport, Fight Club
- Discovery Channel, American Chopper

Evet hiçbir Türk kanalı ve dizisi vs yok çünkü haber dışında Gelin Kaynana programlarını, Dombili Afroditin metres yaşamını, Acurun dünyanın heryerinde sınır tanımayan salaklıklarını, Kıçım Aydını, İpo Şovu, küfürlü şarkı sözleri olan Angaralı Şarkıcıları vb izlemeyi reddediyorum. Artı diğer programları ciddi olarak takip ediyorum ve severek izliyorum. Dikkat edenler 3 programında tekerlekli makineler ile alakalı oluduğunu göreceklerdir zaten.

~ Tatil için gittiğim 4 yer ~

- Küçükkuyu
- Fethiye
- Şile
- Marmaris


~ En sevdiğim 4 yiyecek-yemek ~

- Künefe
- Pesto soslu Tortellini
- Annemin Mercimek Çorbası (yapmayanla evlenmeyecem)
- Kokareç (kesinlikle kömür ateşinde pişecek, artı kimyonlu olacak)


~ Hemen şu anda olmak istediğim 4 yer ~

- Sevgilimin yanı
- Ortaköy Meydanı, bir şişe bira kesinlikle olacak elimde
- Yazlığımızın terası
- Dolmabahçe Sarayı önü, artı elimde bir fincan çay fena olmaz...

Ha bu aralar bide cehennemin dibini merak etmiyor değilim. Bu gidişle merakım giderilecek yaaaaa, dur bakalım...


~ Sobelediğim 2 kurban ~


- Serzeniş

- MADA


arkadaşlar geçmiş olsun... :D

Yazma Saati
12:39 ÖÖ

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements