Salı, Ocak 31, 2006


İnsan oğlu aklıyla övünür yani bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğimiz düşünme yetimiz. Düşünüyorum o halde varım, düşünüyorum o halde iyi yaşarım, düşünüyorum o halde bana bi bok olmaz. Yani iyiyle kötüyü ayırt ederim ve mutlu mesut olurum.

Ama bakıyorsun geriye aklını ne kadar kullanmışsın. Mesela ben. Akıllı olduğumu düşünürdüm hep. Yani tamam bir Einstein değilim ama normalden biraz fazla Iq sahabı ve pratik zeka yönü gelişen biriyim (IQ 125). Ama dönüp bakıyorum o kadar aptalca hatalar yapmışım ki, yani en aptal adam yapmaz. O aptal olduğu için kafası rahat zaten. Sen ben düşünüyoruz düşündükçe kör düğüm gibi sarılıyoruz açılamıyoruz. Sonra zaten bela gelecekti, daha katmerli olarak geliyor. Canımız yanıyor, kafamız bunalıyor o aklımız bir işe yaramıyor. Kadınlar zırlıyor erkekler alkolik oluyor. Ama o aptal düşünmüyor, olup bitiyor herşey o gülüyor üstelik canı yanmıyor. Yansa da anlamıyor, afyonlu gibi.

Nerde kaldı senin düşünme yetin, nerde kaldı benim zekam..? Acı çekmek en büyük öğretmen değil midir..? İlk okuldaydım, eğitim hayatım boyunca ilk ve tek dayağı daha doğrusu tokadı kesirlerde yedim. Kesirler bölünürken ters çevrilir çarpılır ya..?

Öğretmen sordu "Kesirler bölünürken ne yapılır ne yapılır..?"
Cevapladım;
- Ters çevrilip bölünür.
- Ne yapılır..?
- Ters çevrilip bölünür.
- Ne yapılır..?
- Ters çevrilip bölünür.
Şaaaaaaaaak (hiç beklemiyodum kaltak ne sert vurmuştu)
- Ne yapılır..?
- Ters çevrilip çarpılır.

Hayvan gibiyiz aslında acı çekeret öğreniyoruz aklımızla değil. Aşk hayatında da böyle göremiyosun, hayvan gibi duygularınla hareket ediyosun tekmeyi yiyince trink düştü jeton. Ama iş işten geçti. Askerde de öyle anlat anlat anlamaz, bir asılırsın suratına bir daha yapmaz. İnanmazdım özlerimle gördüm sopa çıkınca akıl başlıyor işlemeye. Hani çok kullanılıyor ya Şarz ediyor! (Şarj başka bu şarz) Peki güdülmek yerine aklımızı kullansak en azından kullanmaya çalışsak, canımız yanmaz. Sırf bu yüzden canımın yanacağını bildiğim için şöyle doya doya sevgi yaşayamıyorum. (Aşk demiyorum çünkü o kelime orospu oldu herkesin ağzında.) Biliyorum kendimi bırakacağım ve canım yanacak. Bıraktım ve canım yandı. İtrafımda bırakan ve hala canları yananlar, yanacak olanlar var. Aptal olmak her zaman kötü değil aptalları küçümsemeyin ben artık küçümsemiyorum. Yamyamlar gibi. Sen mi daha rahatsın yoksa kıçında ottan daldan g-stringle gezen yamyam mı..? Adamın derdi karnını doyurmak, güneşten kaçmak belki doğayla iç içe. Kredi kartı yok, cep teli yok, patron yok, hava kirliliği yok, stres yok. Bir kıçına batan taş var o kadar. O kadar da olsun be o kadar rahatlığa...

Yazma Saati
12:05 ÖÖ

Cumartesi, Ocak 28, 2006


Dün akşam saçlarımı kestirdim, bir arkadaşımla Profilo Alışveriş Merkezine gittik. Yemek yiyeceğiz, sohbet çay kahve felan. Neyse ben salata otlandım böyle rokalı mokalı pis bişi. Ota para veriyorum ya, o kadar koyuyor ki adama? Sonra dedik gidelim kahve içelim Starbucksda, tamam, biz başladık altkata inmeye. Dışarısı ne kadar soğuksa içeriside o kadar sıcak, ben paltomu çıkarttım sol elime katlı vaziyette aldım elimde de atkım var. Ama benim atkı 3 mt ve tüylü pofuk birşey olunca tüm elimi kapladı. İkinci hattımın takılı olduğu N Gage"i (ki kardeşimindir) sağ elime aldım cebime koyamıyorum düşer diye artı hiç yer yok. Sohbet ede ede iniyoruz. Neyse indik girdik mekana, biz siparişi verdik aldık içecekleri tam koltuklu bir yere yerleşiyorum...

Anaaa

N Gage yok!

Ulan nerde bu..?

Arkadaş "Oğlum iyi bak, sen telefon bırakan biri değilsin ceplerindedir." diyor ama nafile yok yok yok. Paltoya bakıyorum yok, cepllerime bakıyorum yok, koltuğu bakıyorum yok. Gittim kasaya sordum adamlarda telaşlandı arıyolar onlarda tezgahın civarını. Bir kız vardı görevli, "Arayın teli çalar buralardaysa" dedi. Ben o panikle 543 yerine 544 çevindim mi. Başka bir hatun açtımı teli. Ben konuşamıyorum, zaten ne diyeceğim Hagi gibi "Hırsız, hırsız, telimi çaldılar "diyemem ya..? Kapattım ama bende olmaması gereken bir panik, bir heyecan mal emanet zaten, kardeşim beynimi yer konuşmaktan al desen bulunupda alınmaz kolay kolay. Tam artık buraya kadar demiştim ki, dur cüzdanı çıkartayım arka cebimden derkeeeen Aha orda. Koca N- Gage cebimde, cüzdanın arkasına kaçmış. Benim pantalon da şu başı kıçı ters Engineered olanlardan.
Yani derler ya, allah kuluna önce eşeğini kaybettirir sonra buldurur sevindirirmiş. Tam ondan oldum. Ne zamandır bu kadar korkmamıştım iyi oldu gözüm açıldı. Hayır şimdi aklıma geldi, bir diyet bu kadar etki etmez ki canım, bak 2 kg pantalonu ne hal soktu kıçımda koca N-Gage taşıyorum da hissetmiyorum. Töbe aklıma başka şeyler geliyor.

Yazma Saati
10:56 ÖS

Cuma, Ocak 27, 2006


Arkadaş gece gece ayar oldum ama aldırmayacam, çünkü sizinde birşey paylaşmak istiyorum.

Diyete başlayalı 4 gün oldu ve ilk kilomu verdim. Tecrübelerimden bu olayın daha da hızlanması gerek 2.5 - 3 kg olabilir gelecek pazartesiye. :) Ve çok açma ama 3 hafta önce grdüğüm amcaoğlu " sen zayıflamışsın aga" dedi. La 1 kg bu kadar mı farkettirir?

Yazma Saati
1:09 ÖÖ

Çarşamba, Ocak 25, 2006


Bugün bilgisayarımda temizlik yaparken 1 haftada rapidshare"den teki 10 mb olarak 69 parçada indirdiğim (Rapidshareden saatte 3 tane indirebiliyorsun yani 3 parça 1 saat, ulan o limiti kaldırmak için kimbilir kaç kere ip resetledim) ve 2 parça olarak 350 mb indirdiğim totalde 1 gb üzerinde 2 programı şaaak diye 2 snde sildim. Şimdi gene indiriyorum...

Ne diyim ben sana a salak Emre kafana deve kuşları sıçsın...

Yazma Saati
10:28 ÖS

Salı, Ocak 24, 2006


"Pardon çıkalı ayılar çoğaldı"
bu lafı belki bilen çoktur ama ben yeni duydum. O kadar doğru ki anlatamam. Hele istanbul için. Adam oldu yürümesini bilmiyor. Öküz gelip çarpıyor pardon. Ulan deve pardon mu vardı geldiğin mağrada..? Afedersiniz , özür dilerim, kusura bakmayın. Bunlardan birini söylemek yerine "Pardon". Kültür bok ya amcada pardon. Türkçesi yok mazur görün. O zaman bende İngilizce bir veciz ile karşılık vermek istiyorum Fuck you motherfucking bastard. Bak ne güzel anlaştık şimdi. Ne şık oldu.

Tamlamaları seviyorum ben naapim..? :P
Ha birde halk arasında bazı laflar var, tam böyle oturur ya mevzulara..?
- Öğütsen şapı olur mu şeker? Cinsini **tiğim cinsine çeker
gibi. Dedem çok söylermiş bu lafı.
-Ölü **tü tövbe tutmaz der annem. Genelde bana kullanır bu kelimeyi. :)
Blog hazırlayacam bu sözlerle ilgili malzeme topluyorum. Yararı olmayacak, hatta zararı olacak ama birinin kötülük yapması lazım ki, diğerleri iyi olsun değil mi..? :)

Yazma Saati
9:02 ÖS

Pazar, Ocak 22, 2006


Aynaya baktım geçen, şaka falan ama güzel bir suratım var. Hele kirli sakalla çok çekici oluyor (ben değil hatun söylüyor). Sonunda kız arkadaşlarımın ve arkadaşımın dediğini kabul ettim, kendime has bir tipim var. Yanlız bu tiple beraber yaklaşık 14 kilo kadar fazlam var. Vücut yapısı olarak çok belli etmiyorum, (ulan kimi kandırıyosun nasıl bir vücut bu arkadaş 14 kiloyu belli etmiyorsun:) hesaba kitaba göre 69 kg olmam lazım, dr bayan 72 cevarı işini görür demişti. Kantara çıkınca, ki benim kilom ancak kantarla ölçülür işin bokunu çıkarıp 85 ton sayısını görünce hasssss lafını içimden, taaa derinden geçirdim. Kulağa suyu kaçırmış, duba olma yolunda adım adım ilerliyordum. Şu bu sebeplerden verdiğim kiloları geri aldım ok mama sonunda höööst lan dedim kendime.

- Oğlum kendine gel...

Listem hazır. Tecrübeli ve iradeli biri olarak 69 kg"a düşeceğim. Halimden çok memnunum aslında ama neden hammallık yapıyorum ki..? Herşeyde geçerli bu, diğer hammallıklarıda atıcam hayatımdan;) Çok yakında...

Düzene girmem gerekiyor çok günbirlik yaşıyorum. Beslenme piramitinde en altta olması gerekenler en altta, en üstte olması gerekenler en üstte. Karbonhidrat olmuşum haberim yok. Düzene girmeliyim... Evet girmeliyim...

Yazma Saati
10:39 ÖS

Cumartesi, Ocak 21, 2006


Boş zaman konusunda multimilyoner bir kişilik olarak abuk subuk işlerle çok uğraşır oldum. Aslında iyi geliyor bir tür terapi gibi hem dışarı çıkıp para harcamıyorum hem yeni birşeyler katıyorum kendime. Google Earth elimden düşmüyor 3 gündür, inceliyorum bakıyorum oraya buraya, aklıma Bağdat geldi dedim bakayım bir savaştan yeni çıktı şehir falen.
Midem bulandı. o kadar çok yıkıntı ver ki hep yıkıntıları kaldırma işi var. Kamyonlar felan kaç kişi öldü allah bilir.
Google Earth güncellenmiş, ya güncellenmeyen kısım, öncesi, sonrası fikri geldi fındık beynime. Oturdum araştırdım Google Maps güncellenmemiş. Salaklar, hemen girdim büyük yıkındıları yada isabet almış yerleri buldum karşılaştırdım Sonuç bu bakalım ne diyeceksiniz...
Ha bu arada Eoogle Earth bazı bölümleri sağlam sansürlemiş bir türlü zoom yapamıyorsun çok kasarsan makinen kitleniyor. En net olanlar bunlar ufak resim öncesini gösteriyor.


Mavi kubbeli binadaki hasara dikkat

Mavi kubbenin sol tarafında bir zamanlar birşeyler varmış.

Havuzlu binaların sol sırası rahmekte kavuşmuş.

Kulenin arka sırasını yok etmişler kaç ton bomba atıldı kimbilir.

Burada kim bilir ne vardı, o kadar şiddetli bombalanmış ki, sonuçları çok açık gösteriyor bunu.


Kesin bakanlık genelkurmay başkanlığı vs tarzı biryerdi. Sizlere ömür. Hem üzüldüm hem kızdım, insan yediği kaba sıçarsa böyle olur bizi arkadan vurmalarını unutmadık daha...


Yazma Saati
2:24 ÖS

Perşembe, Ocak 19, 2006



Gugıl erth ile gezinirken tesadüfen bir sitede bulduğum koordunatı girişim ve karşıma çıkan...
Aferim lan helal olsun ben olsam kızı hiç düşünmem verirdim bu adama. Tıkla gör resimde manyak ne halt etmiş... :)

Yazma Saati
12:13 ÖS

Çarşamba, Ocak 18, 2006


yolum düşer meyhaneler üstüne
içtikçe aklıma sevgilim gelir
silsem gözlerimi, kurusun diye
bahar seli gibi boşalır gelir

nerde sevdiklerim hani sevenler
ağlatıyor beni acı gerçekler
bitmiyor isyanlar, bitmiyor suçlar
inliyor başımı vurduğum taşlar
ihtiyar olmadan ağardı saçlar
karbeyaz saçımı yolasım gelir

görüp de bilmeyen deli sanıyor
bilmezler dermansız yaram kanıyor
ben mazimi, mazim beni arıyor
ölmeden mezara giresim gelir


Hayat tarzı mide bulandırıcı olabilir, ikili ilişkileri berbat olabilir, kıronunu allahı da olabilir. Ama bu şarkıyı bu kainatta İbodan başkası bu şekilde söyleyemez..! O kadar sert müzik dinlerim, o kadar soğuk kanlıyım derim, az ağlar çok gülerim ama hiçbirşey beni hiçbiri bu kadar etkilemez. Gerçeklerin tam açıklaması bu şarkıdır, etrafındaki insanların sureti bu şarkıdır, annendir, babandır, halandır, sevgilindir, sensindir bu şarkıyı söyleyen. Alkolik olacam şerefsizim... Ahhh ulan ahhhhh...

Yazma Saati
10:34 ÖS

Pazar, Ocak 15, 2006


M.Ali Erbili çok severim tam bir piç adam. Ancak programındaki adamların salaklıklarıyla insanların dalga geçmesini ve gülmesini anlayamıyorum. Bir insanın acziyetine neden güler insanlar? Aslında ağlanacak birşey bu. Takla attırıyolar adamlara ya stüdyoda ve gülüyorlar bundan daha salakça birşey olabilir mi..?

Hababam 3,5...
Hiç de hoşbirşey değil, tamam benimde ağzım bozuk biraz ama bunu halka açık yerlerde göstermiyorum mesala
daaan...
Cart curt neden 3.5 atıyor..?
Az sonra...
Ayıp ya tv kanallarından bu kadar yavan yayın olmaz ama rütük (ki ben on kütük demeyi daha çok severim) 2 meme gördümü amaaaaan din elden gediyor, halkın ahlakı bozuluyor çocukların gelişimi bozuluyor diyor. Ulan dallamalar hangi çocuk 2 meme gördü diye sexso manyak olur, ki bilmem kaç ay o çocuk meme emmiş. Saçma geçelim.

Topkek reklamlarına bayılıyorum, hele o koronun eğilerek Top Keeeek deyişi yok mu öldürüyor beni. Bir de Pınarın yeni bölümleri çok güzel Özkan çok güzel seslendirmiş

Hande Yener daha mı güzelleşiyor yoksa bana mı öyle eliyor. Giderek daha çok beğenmeye başlıyorum ben bu kadını. Müziğini geliştiriyor o ayrı ama tarzı çok hoşuma gidiyor.

Telekom ve MÜYAP mp3 meselesi yüzünden en sevdiğim forumu kapatmış (Bkn:ForumTR) ulan kaldırdı ya adamlar mp3leri daha ne diye kapatıyosunuz fındık beyinliler, leblebi karekterliler? Ulan zaten şu Telekomu hiç sevemedim ziktirsin gitsin başka ülkeye...

Özhan Canaydında bıraksın şu Galatasaray başkanlığını takımımdan soğur oldum, git başkan artık istifada bir hizmettir!!!

750mb bir programımın son sürümünü indirdim bozuk çıktı ki 2 parçayı toplam 18 saatte indirdim. Tin tin tin, kime küfredim, upload edene mii kendime mi bilmiyorum (bkn: Poser)

Yeniden resim yapmaya başladım 2 tane koyacağım siteye sanırım ilham perilerim geri döndü.Dün kardeşlerimden biri 3.2 motor Toureg ile geldi gezdik, aracı şöyle tarif edeyim çeyrek depo 100 ytl"ye doluyor ve bir depoyle 400-450 km gider gitmez. İşin komik yani 170.000 euroluk arabadayız ama cepte toplasan 50 mly yok ulen ne güldük yaaa... Kadın milletinide anlamıyorum 4 tekere ne kadar düşkünler ulan partnerin yanında zilli daha ne diye arabaya bakıyosun. Yok manyak arkadaş hepsi, ben birine baksam 3000 çümle kurar benimki. Zaten yakın markajdayım hep! ;)

Yeter bu kadar gidiyorum bütün aşkler yüreğimde.

Yazma Saati
11:15 ÖÖ

Çarşamba, Ocak 11, 2006


Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyorduk, kadınlar çok farklılaştı diye. Gerçekten bir annemin teyzelerimin jenerasyonuna bakıyorum bir kendi jenerasyonuma dağlar kadar fark var. Mesela eski kadınlar hiç seslerini çıkartmamış, dayak yemiş, aldatılmış, ezilmiş, 5 çocuk doğurtulmuş ve sesini çıkartmamış. Ne olursa olsun "olsun kocam gene de evimin direği" demiş.

Daha çok prensipleri varmış, arkanı rahatça dönebilirmişsin onlara çünkü güven verirlermiş insana. Adam türlü karıyla yatarmış ama gene evine dönermiş paşa paşa. Evi kadın götürürmüş çünkü evin asıl reisi kadınmış. Evi çekip çeviren ekonomisini ayakta tutan, aile anne etrafında dönüyormuş hep.

Bir de zamanıma bakıyorum, artık özgür kadınlar en başta ekonomik özgürlüğe sahipler. Ne 5 çocuk yapıyorlar, ne dayak yiyorlar, hemen karşılık veriyorlar altta kalmıyorlar. (Genel olarak konuşuyorum tabi hala birçok yerde var tabi bu olaylar) Zaten son yıllarda boşanmaların artmasıda bu yüzden. Ve top şimdi onlarda istediklerini yapıyorlar ve biz erkekler seyrediyoruz. Kendilerine güvenleri geldi artık dünyanın kendi ellerinde döndüğünü biliyorlar, uyandılar. Ama abarttılar olayı. Sürüp sürüştürüyorlar ama 2 yumurta kıramıyorlar. Evin ekonomisini kadına ver de gör bakalım kredi kartı ekstreleri nasıl yağıyor. 30 çift ayakkabı karın doyurur sanıyorlar.
Abidik gubidik kişilere olaylara özeniyorlar. Erkeklerde değişti ama kadınlar daha fazla.
Ve en kötüsü artık ilişkilerine sadık değiller. Uğraşmıyorlar cart bitirip kaçıyorlar. Sebebini bile açıklama nezaketi görmüyorlar ama olan kendilerine oluyor çünkü narin ve kırılgan olduklarını unutuyorlar. Zaman geçip olaylar dank edince de iş işten geçmiş oluyor.

Ya kardeşim artık kendinizi bir bulunda adam gibi ilişkiler yaşansın be, yüzeysellikten bıktık, kafamızda soru işareti kalmasın, güvensizlik kalmasın çünkü en kötü şey belirsizlik. Diyorum ya devir değişti, Çelik"te değişti ama her ikisi de çok fazla değişti, olmadı. Bazen statiklik iyidir....

Yazma Saati
8:03 ÖS

Pazartesi, Ocak 09, 2006




Öncelikle herkesin kurban bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Mübarek olsun. Ve bir de ricada bulunuyorum. Eğer bayramların amacı gereği yardımlaşmaksa, destek olmaksa, sevap kazanmaksa kesmeyin şu hayvanları allah aşkına. Kan akıtmakla ibadet olacağı fikrini asla benimsemedim asla benimsemeyeceğim.

Peki neden Kurban denilmiş. Çok basittir. Kuran"da gözüken bilimsel birçok olay gibi bu da bilimseldir ve protein olayıdır. İnsan vücudu aminoasitler ile protein üretir. Bu aminoasitlerin bir kısmını vücut kendi kendine üretebildiği gibi 13 tanesini dışarıdan alması gerekir. Bunların da hayvansal gıdalar ile yani et, süt, yumurta vb besin maddeleriyle alınabilir. Allah bu bayramla fakir fukaranın protein alarak daha sağlıklı yaşam sürmelerini istemiştir. En azından yılda birkez! Yani ben böyle yorumluyorum.

Eğer yardımsa bağışsa amaç, Pakistana yardım edin insanlar açıkta kara kışta, Mehmetçik Vakfına yardım edin şehitleri unutmayın, Darülacezeye yardım edin yaşlıları gidin görün ellerini öpün, Çocuk Esirgeme Kurumuna yardım edin Malatyadaki gibi olaylara engel olun, ama lütfen hayvanları öldürüp buzluklara hapsetmeyin, ihtiyacı olmayan konu komşuya dağıtmayın, aynı komşularla et takası yapmayın, Kardelenlere yardım edin okumalarına sebep olun. Sevabın girmekse amaç, yardımlaşmaksa her zaman fakire yardım gerekir. Ve yardımlaşmanın zamanı olmaz. O zaman daha fazla sevaba gireriz. Tekrar iyi bayramlar.

Yazma Saati
12:05 ÖÖ

Perşembe, Ocak 05, 2006


Sevgli seyirciler, açık ve net olarak söylemem gerekirse KIÇIM DONUYOR!!!
Yani uçaktan inerken bu kadar soğuk hiç beklemiyordum sanki dev bir buzdolabı var ve ben içine giriyorum. Sıcaklığın hiç eksi olduğu bir yerde bulunmamıştım. Burada hep eksi. Bana burada herkeslerin vurguladığı bir cümleyi sizlere kullanıyorum;

Yaşadığınız yerin kıymetini bilin.

Kısaca izlenimlerimi belirtmek istiyorum sizlere.
En başta herkes inanılmaz kibar ve yardımsever. Erzuruma indik ilk olarak bir tanıdığımız birinin oğla bizi karşılayıp bir mekana Cağ Kebabı yedirmeye götürdü. Ben etin tadını bilmiyormuşum meğer. O tadı unutmayacağım ama çalışanların hürmetini asla. Bölge çok geri birçok yönden ama insanlık çok çok ileri. Ya kapıdan çıkarken bile kasiyer ayağa mı kalkar, saygılar hürmetler inanılmaz. Otobüse bineceğiz, yazıhanede oturttular çaylar kahveler anlatamam misafirperverliği.

Saat 4de hava sanki 11-12 gibi kapalı karanlık. Zaten çok kasvetli havası hep puslu. otobüse bindik, zincir yok adam nasıl gidiyor yolda deli gibi koktuk bayağı ama kompetan olmuşlar yolda gide gele. Zaten ne Erzurum'da ne Erzincan'da zincir görmedim araçlarda. Yerler buz ama zincir yok acep kış lastiğimi diyorum yook..? Şaşırtıcı.

3 saat sonra geldik Erzincana taksiye bindik otele gidicez adam camın buğusunu buz kıracağıyla siliyor, yanı o kadar soğuk. Nefes buğusu donar mı yaaa..? Buğuyu tırnakla kazıyorsun buz birikiyor tırnağında.

Şehir ufak ama asker ve öğrenciye çarpıyo elini sallasan. Geldiğimiz gün Üniversite açılacakmış, dükkanlarda hep pankartlar seviniyolar. Eğitimden ziyada ekonomi için çünkü öğrenci demek para demek. Acı ama gerçek bu, para için isteniyor eğitim için değil. Sanırım Malatyaya geçemicez yola güvenemiyoruz zaten saatler kardeşimin izniyle çakışıyor.

Haaa o mu..? Çok iyi çavuş olmuş... :)))
Yarın yemin törreninden sonra 3 gün bizimle büyük ihtimal pazartesi döneriz eve zaten iş için çağırıyolar. :P Görüşmek üzere.

Yazma Saati
4:38 ÖS

Salı, Ocak 03, 2006



Sevgili insancıklar,
biraderim asker olduğu üzere bendeniz yemin töreni için sıcak İstanbulu bırakıp, kardeş hasreti uğruna kıçımın donmasını göze alıp Erzuruma, oradan Erzincana gidiyorum. Havanın durumuna göre civar illerde bayramı geçirmeyi ve bol bol fotoğraf çekmeyi düşünüyorum. Hatta babamın köyüne geçebilirsem muhtarla ava bile gitmeyi planlıyorum.

Çantam hazır, biletim bana bakıyor monitörün yanında. Sanırım herşeyi aldım gerekli olan. Birşeyler isteyen olursa mail atsın, mümkün mertebe temin etmeye çalışırım. Bakarsınız beğenirim oraları geri gelmem. Kimsede yokluğumu farketmez buralarda :) Allaha emanet, eyvallah...

Yazma Saati
6:45 ÖS

Pazar, Ocak 01, 2006


Uzun zamandır geçirdiğim en güzel pazardı.

İstanbul alkol komasından yeni yeni çıkmaya başlamış,
güneş tepede ve ısıtıyor,
Hakan Pastanesinde kahvaltı,
Ortaköye yapılan yürüyüş,
tavla maçı (2 ters bir düz 5-1)
çay, nescafe,
sırtımıza örtüğümüz Nescafe battaniyeleri,
geri dönüş,
yollar boş 20 dk da evde oluş...

Daha iyisi olamazdı, aferim lan iyi başladın hadi görim seni...


Yazma Saati
5:59 ÖS




Son zamanlarda izledeğim en sıcak, en komik, en adam gibi film. Ne salak saçma espriler var, ne maymunluk, harika dört dörtlük bir film olmuş. Hele ilk başlangıcı harika ben koptum. Bizim salak medya Cem Yılmaz üzerinde o kadar çok durdu ki, sanki adam başrol oynuyor filmde. Ama 5 dkyı geçmez oynadığı sahne.

Oyunculuk, çekim, müzikler muhteşem. Bu film yurt dışına çıkmalı, harika helikopter çekimleriyle İstanbulu anlatıyor, tanıtıyor yani görmesem ben bile inanacağım tertemiz bir şehir olduğuna. Müzikler Brooklyn Funk Essantials"ın Laço Tayfa ile beraber yaptığı In The Buzzbag isimli albümünden. Bu tarz bir filme başka bir müzik gidemezdi zaten tekrar hatırladım o müzikleri çok da güzel oldu.

Gülmek için değil film seyretmek için gidin, inanılmaz zevk alırsınız. Hayatımda ilk defa bir filme 2. kez gideceğim. Ama bu sefer annemle. :)

Yazma Saati
5:26 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements