Salı, Kasım 29, 2005


Belki biliniyordur ama paylaşmak istedim.

9
kadının,
1 bebeği
1 ayda doğurabileceğini söyleyen kişiye
PROJE MÜDÜRÜ denir.



1 bebeğin,
18 ayda ancak doğacağını söyleyen kişiye
ÜRETİM MÜDÜRÜ denir.



1 kadının,
1 ayda,
9 bebek doğrulabileceğini söyleyen kişiye
PLANLAMA MÜDÜRÜ denir.



1 bebeğin üretim şeklinin ille de yanlış olduğunu söyleyen kişiye
KALİTE KONTROL MÜDÜRÜ denir.



Dünyada hiç kadın ve erkek kalmasa o bebeğin kendini doğurabileceğini söyleyen kişiye
PAZARLAMA MÜDÜRÜ denir.



1 kadından,
1 bebeği,
1 ayda doğurmasını bekleyen kişiye
GENEL MÜDÜR denir.



Bebek falan istemediğini söyleyen kişiye ise
MÜŞTERİ denir.

Yazma Saati
1:40 ÖS

Pazartesi, Kasım 28, 2005


Rammstein - Rosenrot

28-10-2005 Tarinde çıkan albüm klasik Rammstein çizgisinde. Ancak tarz biraz yumuşamış, elektronik öğeler daha fazla. Genede dinlenilesi güzel bir albüm. Hele Zerstören isimli sarkının başındaki ""Yar yaaaaarimm"" diye başlayan uzun hava çok hoşuma gitti doğrusu. Alman adamlar kardeşimk illaki Türk unsuru olacak içinde.


Korn - See You On The Other Side

2005-12-05 tarihinde çıkacak albüm, çıkmasa daha iyi olur aslında tam bir hayal kırıklığı. Twisted Transistor"dan belliydı patlayacağı ama ben bu kadar kötü olacağını beklemiyordum. Düşüşe geçecekti ama olmaz bu kadar da ya. Hayal kırıklığı.


Audioslave - Live In Cuba


Süper bir Canlı Albüm, Audioslave konuşturmuş gene kalitesini. Küba"da konser veren ilk Amerikan grubu olarak tarihe geçtiler. DVD olan bu albümde aynı zamanda eski RATM şarkıları da yer alıyor, Bulls On The Parade ve Sleep Now In The Fire hoş yorumlamış, bir Soundgarden parçası olan Black Hole Sun biraz slow kaçmış ama gene de güzel bir tat. Kesinlikle arşivde bulunası bir albüm.

- Bitti -


Yazma Saati
5:33 ÖS



Paylaşmayacaktım ama dayanamadım...
:)))
Pazar sabahı geç kalktım uykuya doymaya çalışan biri olarak. Kahvaltı kaldırılmamış sofradan annecim (ki ana kahraman buruda o) ayıptır söylemesi sucuk sosis kızartmış sahanda. Aç olan ben hemen çatalı kapıp ilk lokmamı aldım sosisten...

- Anne bunda neden deterjan tadı var...?
- Bilmem bana da öyle geldi tekrar bak bakim
- Anne resmen deterjan hem de bulaşık deterjanı...
- Allah allaaah ne oldu ki buna ya...?
- Anne git bak sahanı mı iyi durulamadın ne oldu, bunlara mı birşey bulaştı gebermeyelim pazar pazar.

3 dk geçer

- Allah kahretsiiiiin
- Ne var ne oldu..?

Annem odaya elinde 2 şişeyle girer, biri Mısır Özü yağı diğeri Bulaşık Deterjanı. Tek ortak noktaları aynı renkte olmaları...

- Sosisler kuruyordu azıcık yağ ekleyeyim dedim ama...
- Tamam sus... Açma ağzını... Sakın sakın...

Pazar pazar içimizi temizledi annecim ruhum tertemiz oldu. Şimdi kızacak bana olsun ben gene de seviyom onu, sonra konuşunca ortaya başka bir durum çıktı, rahmetli dedem de salataya dökmüş eskiden. Demek ki bizde ırsi. Ve ben anneme çekmişim... :)))

Yazma Saati
5:05 ÖS

Cuma, Kasım 25, 2005


Hiç kimseyi memnun edememenin en büyük örneği satıştır arkadaşlar. Ne alıcı memnundur, ne satıcı, ne de piyasa. Satıcı pahalıya satmak ister, alıcı ucuza almak. Olan satıcıya olur, ceremesini sen çekerin kimseyi memnun edemezsin. Yaranamazsın, ihale sonunda sana kalır, depresyona girersin, uykuların kaçar sonrada istifa edersin. 2-3 haftalık normale dönme işleminden sonra arka cebine gider elin, bakarsın para mafiş tekrar başlarsın.

Aslında döngü basittir, ne kadar fazla karlı satarsan patron sana o kadar fazla verir , parayı aldıkça içindeki şeytan uyanır, satışı yapan o şeytandır zaten sen değil. Ruhunu ne kadar çabuk satarsan şeytana o kadar çabuk büyük satıcı olursun. Yalan denen dürüstlük en büyük silahındır. Sıkı sarıl ona, kibarlık denen zehirle birleştirebilirsen korksunlar senden çünkü kibarlıkla dünyüda yapamayacağın kötülük yoktur.

- Pardon sizden bir ricam olacak....

Eğer vicdanını attığın yalana inandırabilirsen sen büyük yalancısın dostum, önünde hiçbirşey duramaz artık. Vicdan hep işin en zevkli anında ordan parazit yapar. Almışsın müşteriyi oynuyorsun, istediğin yere geliyor yani tam tabiriyle "Alıcı kucağa gelmiş" oyna evladım zevkini çıkar. O üstünlük duygusunu bir tek yatakta hissedebilirsin. Her zaman yatamayacağına göre. Ezmeye devam... Al sağdan, vur sola, kaldır yukarı, at aşşağıya. İş hayatında vicdana gerek yok.

Örnek:
Alıcı kesin araç alacak, ABS olsun mu olmasın mı..?

1: Olsun çünkü sert frenajda tekerlekler kitlenmez manevra yapabilirsiniz.
2: Olmasın çünkü 1: Pahalı 2: Fren mesafesini uzatır efendim (teorik olarak doğrdur)

Problem: Elinde ABS"li araç yok, en erken 2 ay sonra geliyor alıcı kesin alacak.

Eğer vicdanın varsa 1. şıkkı seçer yollarsın adamı ama geberttiysen vicdanını verirsin 2. şıkla beraber aracı, manitayla aldığın pirimi çatır çatır yersin kimsede sana "Neden sattın" demez, vicdanından başka. Hala konuşuyor değil mi köpek.

3 şey lazım sana.

Dürüst olduğuna inandır.
Attığın yalana kendin bile inan.
Kibar ol.

Yoksa olduğun yerde kalırsın... Vicdansızlar gelip geçerken yanından...

Yazma Saati
6:46 ÖS

Çarşamba, Kasım 23, 2005


22.11.2004 tarihinde başladığım Marketing Force Satış Temsilciliği görevimden 23.11.2005 tarihi itibariyle istifa etmiş bulunmaktayım. Gereğinin yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla

xxxx xxxx xxxxx

Yazma Saati
10:39 ÖS

Pazartesi, Kasım 21, 2005


Haber Mynetten;
okulda öğretmen öğrenciyi taciz ediyor ve Mynet insanları koruyor. Hem hocayı hem öğrenciyi. Önce parçayı okuyalım dünya güzelleri bakalım anlayacak mısınız..?

İddiaya göre, dün Sabancı Lisesi'nde meydana gelen olayda, fizik öğretmenliği yapan R.Ö. (Raşit Özçelik), D.G. (15) isimli öğrenciye tacizde bulundu. Öğrencinin, babasına haber vermesi üzerine okula gelen baba İ.G. (İsrafil Gül), bir süre öğretmenle tartıştı. Tartışmanın ardından okula gelen jandarma ekipleri konuyla ilgili tahkikat başlattı.
Yaaaaaaav yav, madem adlarını açıklayacaktınız niye kapattınız yaaaav. Allahım aklıma fikrime mukayet ol benim, hadi kızı korudunuz anladık adam babadan ne istedin..? Hoca babaya mı sarkmış bir de..? Töbiiii töbiiiii..... 10 verdim...

Yazma Saati
10:05 ÖS





Havalar soğuk, ilk kar düştü. Kış bütün gücüyle çöküyor üzerimize. Eskiden sobada kestane yaparak direnirdik o güce. Çıtır çıtır olurdu kabuğu. Ağzımda o sıcak ve şekerli tat. Ağzın yanar ama gene de yemeye devam edersin, işin zevkli kısmıdır çünkü. O hafif yanık kokusu kaplar evi. Sonra alırsın eline bakarsın dışarı, kar lapa lapa yağar ama sana birşey olmaz kestane o tadıyla korur seni. Sonra sobanın üzerine gidersin. Tükürürsün üzerine, tükürüğünün kaynayıp buhar olmasını görürsün ve o kokuyu alırsın. Iyk kötü ama gene de tükürürsün, gene 3 saniyelik olayı izlersin, hayallere dalarsın kafan orda değildir, aa bitti bir daha. Tuuuu. En sonunda tükürüğünde biter annenin sabrıda. Terliğin ucu gözükür, ve gidersin cama bakarsın kar yağar ama sana birşey yapamaz. Düşünürsün;
Ben üşümüyorum ki, benim kestanem var...

Yazma Saati
9:07 ÖS

Cumartesi, Kasım 19, 2005



Yer: Bakırköy sahili Galleria önü
Zaman : Bu akşam saat 18:00 suları

Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, dedik bir taksiye binelim eve gidelim. Gideceğimiz yer taksici deyimiyle kısa mesafe. 2 tane taksi boş duruyor. Açtım kapıyı

- Müsait misin?
- Aksaray Beşiktaş yönüne gidiyorum.

Arkadakine gittik

- Boş musun?
- Taksime çalışıyorum.

Ananın eline çalış şerefsiz..!
İşin olmasa, korna çalarsın, sellektör yaparsın, kafanı 2 metre öne uzatır muz isteyen gülhane maymunu gibi bakarsın. Peki en işe yarayacağın zamanda ne boka yararsın..? Zaten içine ediyorsunuz trafiğin, saygı yok, bencillik had safhada! Ota boka korna çalarsın, arkadaşlarına bile saygın yok müşteri el kaldırır, müşteriyi biraz geçsen arkandaki alır, araban leş gibidir, olurda yılda bir kez yıkarsan onda da paspasları ıslak koyarsın içerisi leş kokar, yeşil ışık yanar 3 salise sonra kornaya basarsın ki ışıklara zaten uymazsın, sadece sen ekmek yer sanırsın trafikte gerisi bi boka yaramaz sana göre, öndeki aracın kıçına değerek araç kullanırsın kaza olunca "Niye durdun" dersin, önünü göremezsin ama genede o sileceği çalıştırmazsın, dönüşte sıra beklemezsin en öne geçer burnunu sokarsın, dönerken elini kullanırsın sinyali değil, ambulansın arkasına takılırsın marifet sanırsın, bozuk paran hiç yoktur zaten senin, deodorant ne bilmezsin bile, oturup arabada lahmacun yersin bir de müşteri seçersin. Sen hiç zorluk çekme, sadace sen zorlanıyorsun yoruluyorsun aslanım benim be, mesafe uzun olsun, trafik açık olsun, istersen aleme akalım beraber yorulmuşsundur koçum. Hepiniz böyle değil tabi arada bir insan olanlarınızda oluyor, onlara lafım yok olamaz ama çoğunuz böyle kardeşim...
O kadar işte...

Yazma Saati
7:46 ÖS

Cuma, Kasım 18, 2005


Dün telefondaki mesaj kutumu temizlerken bir mesaja rastladım. Eski sevgililerimden birinden
''Teşekkürler arkadaşım, bende senin bayramını kutlarım''
şeklinde bir tebrik almışım. Ya ben anlamıyorum şu hatun milletindeki ''Bitti ama arkadaş kalalım'' olayını. Kalmayalım niye kalıyoruz..? Ben seni arkadaş olarak görmedim ki, görmüyorum ki..? Zaten arkadaş olarak görsem sana asılıp, sevgili moduna getirmem ki işi..? Arkadaşım olarak kalırsın, gül gibi geçinip gideriz. Aynı olayı 4 yıllık çok çok ciddi düşündüğüm kız arkadaşımla da yaşamıştım.
- Arkadaş olarak görüşelim. Dostun say beni.
Yok yaaa..? Sen al manitanı el ele yanımda otur, öpüş koklaş karşımda hadi bakalım arkadaşım ol sonra! Olmaz arkadaş, döverim ben o adamı, arkadaşlık da kalmaz ortada, başımı da belaya sokarsın. Hatta böyle durumda başka şey derler de boşver şimdi.
Bir de koruma içgüdüsüyle söylenenler var,
- Arkadaşımsın bak, bazı şeylerin yolunu yapma, sarkma , bitti artık.
Ya tamam bir olur iki olur her konuşup mesajlaştığımda şu Arkadaş lafına neden bu kadar vurgu yapılıyor anlamıyorum.
- Naber
- İyiyim arkadaşım sen..?
- Kanserim
- Ah ne güzel
- Yaaa

Yazma Saati
9:15 ÖÖ

Çarşamba, Kasım 16, 2005


En sevdiğim filmlerden bir kuple. Belirli bir sıra yok, kafama geldiği gibi yazdım. Ortak noktaları min 10 kez izleip bıkmamamdır. Duygusal filmlerden fazla haz etmediğim için, daha çok aksiyon ve bilim kurguları seviyorum. Bakalım aramızda ortak nokta var mı..?
Dehşete kapıldığım, Jean Reno'ya saygıyı son noktaya taşıyan filmdir. Tek kelimeyle mükemmel.

İzlediğim en güzel savaş filmi, klişe değil, amerikan yalamalığı yok, tek kelimeyle korkunç. Şiddetle tavsiye ederim. Oliver Stone klasiği.

Tony Montana şehre gelir, mafya olur, su testisi su yolunda kırılır. 10+

Serideki tüm filmlere taparım. ''Giger ne büyük adamsın sen'' dedirtmiştir.


Altıma ettiren, hayatımdaki tam konsantrasyon ile izleyip ciddi ciddi korktuğum, ormandan beni bir süreliğine soğutan film. İkinci kez o gerilimle seyredilmiyor yanlız.


Senaryo, kurgu, oyunculuk tek kelimeyle harika. Tecavüz sahnesi umurumda değil, film bütün olarak ters ve güzel. Bu film bana Monica Bellucci'nin hayalimdeki kadın modeli olduğunu öğretmiştir.

Brandon Lee'nin son ve en güzel filmi. Dönüşüm muhteşem olacak tadında, ''kargadan başka kuş tanımam'' fikrini zihnime yerleştiren film.


Konusu sıradışı, oyunculuk, efektler güzel ama en önemlisi sürükleyici. Mısır'a olan sempatimi feci artırmıştır. Hele köylülere gofret verilen sahneye hala gülerim. (Mani vaeey..? Mani veeeeey!)


Yazma Saati
11:55 ÖÖ

Pazartesi, Kasım 14, 2005


Tam aradığım parfümü bulmuş, onunla bütünleşmişken aldığım acı haber beni yıktı geçti. Artık ithal edilmiyormuş...
Tam klişe olmamış, replikası yapılmamış, orjinal ve cidden çekici bir parfüm bulduk diyordum, bugün öğrendim ki patlamışım. Artık ml ile sıkıcaz o zaman. Eğer bulabilen olursa tavsiye ederim müthiş bir erkek kokusu...
Getiiiiii uuuuuuuy gettiiiiiii yiğidim gettiiiiiii...

Yazma Saati
11:47 ÖS

Pazar, Kasım 13, 2005



Çok güzel bir reklam kampanyasıyla sofralarımıza gelen süt, peki nedir bu probiyotik süt..?
İçinde canlı kültür bulunduran besinlere probiyotik besin deniyor. Yani besin maddesiyle vücuda bakteri alıyorsunuz. Bu alınan bakterilerde bağırsak florasına yerleşiyor, non-spesifik bağışıklık sistemini güçlendiriyor, bunu da sindirim kanalina diger zararli bakterilerden önce yerleserek onların zararlı etkilerini engelleyerek yapıyor. Antioksidan üretip zararlı etkileri azaltıyor. Bir bakterinin probiyotik etkisinden bahsedilebilmesi için, bağırsağa kadar canlı olarak ulaşabilmesi gerekiyor. Probiyotik etkili laktobasiller bağırsağa ulaştıklarında içzara yerleşip koloniler oluşturuyor ve bir anlamda bağırsakların içzarını kaplıyorlar. Böylece, hastalık etkeni zararlı bakteriler bağırsağa yerleşme imkanını bulamıyor. Probiyotik bakteriler özellikle, süt şekeri olan laktozun parçalanmasını sağlayıcı etki nedeniyle, süt ürünlerini sindirmekte zorluk çeken kişilerde olumlu etkiler gösterebiliyor.
Reklam kampanyası çok hoş, espirili, akılda kalıyor ve en önemlisi basitleştirilmiş. Halkın anlayabileceği dilden konuşuluyor. Gerçekten ürünün işe yarayıp yaramadığını bilmiyorum ama reklam kampanyası başarılı. Sıcak, şirin ve çok sempatik. Seslendirenler tanıdık olunca akılda kalması daha da kolaylaşmış. Ancak reklam çok yanlız kalmış, internet sitesinde en ufak bir bilgi yok ürün hakkında, (Bkz: Pınar ) , Taksim- Levent metro hattındaki posterlerdeki yazılar o kadar küçük ki, yazıları okumak için yerinizden kalkıp postere gitmek gerekiyor. Amaç oturduğun yerden aklına sokmak. Umarım marketlerde ürün vardır, Derby Traş bıcakları gibi olmasın da, reklam var ürün yok... Ne anladım ben bu işten..?
''Dükkanı kapatıp Bodruma yerleşicem haa...''

Yazma Saati
3:58 ÖS

Cumartesi, Kasım 12, 2005




Savaş Ay'la Show Biz diye akıllara zarar bir program var ATV"de . Dün zapping yaparken gözüme ilişti, mümkün mertebe kaçıyorum ama genede çıkıyor karşıma. Neyse dünya güzelleri, birde baktım adamın üzerinde kaptan kıyafeti. Ama ne kaptanı olduğunu bilmiyorum sırmalı, yaldızlı bir kıyafet. Şimdi uçtuğu kesin de konabilir mi şüphem var. Ya baskı balata sıyrıldı, yada bu kaptanlık işini abarttı. Birde iki tane hatun konuğu vardı, kardeşim bile görünce "Ooooo Savaş Abi pornoya bağlamış!" tepkisini verdi. Hatun kişiler şıkır şıkır giyinmiş, baldır bacak sırıtıyolar. Eskiden bir programında bir evsizi çıkarmıştı ekrana hatırlayanlar mutlaka olacaktır çünkü ben hiç unutmadım. Adam dengesiz hareketlerde bulunuyordu, alkollüydü zannedersem. Deli yada sarhoş, gökyüzündeki mehtabı görünce ağlamıştı. İçimde işledi, ne zaman aklıma gelse içim sızlar. Pazarlama işi, satış işi nerelere geldi, nerede ağlayan evsiz, nerede baldır bacak. Satış için herşey mübah. Herşey rating, reklam geliri değil ki be kardeşim... Yada herşey..!

Yazma Saati
9:40 ÖS

Cuma, Kasım 11, 2005


TV'de bir Fıratpen reklamı var , genelde CNN'de have durumundan önce çıkıyor, orada bir cümle var;
''70'lik ama 60'lık fiyatına''
60'lık fiyatı yerine aldığımız daha doğrusu alacağımız 70"lik cisim ne ola..? Fikri olan..? Vallaha ben ne zaman bunu duysam, aklıma hep Rakı geliyor. Bir 70'lik, haydari, kavun , beyaz peynir felan. Şöyle arkada Türk Sanat Musikisi bende pencereden elimde rakı kadehi, ötekinde bir dilim kavun dışarı bakıyorum...
Kötü olmuş ya, anlamıyorum nasıl onay alıyor bu işler. Oturdum bu 70 sayısı nedir diye kurcaladım, 70"lik lafı Profil genişliğini temsil ediyormuş 70 mm, hayırlı olsun bari.

Yazma Saati
11:03 ÖÖ

Perşembe, Kasım 10, 2005



Emanetini hakkıyla koruyamadık, utanıyorum...

Yazma Saati
9:05 ÖÖ

Salı, Kasım 08, 2005



Ama haksızlık bu öyle değil miiiii..?

Hatırlayan oldu mu..?

Yazma Saati
11:48 ÖS

Pazartesi, Kasım 07, 2005




Blogları gezerken karşılaştım. O kadar hoşuma gitti ki paylaşmak istedim. Çok ilginç, bir o kadar da sıcak bir proje. Tabi hemen Barış Erkol"a yardım etmek geldi içimden ve dolabımı yollayıverdim. :)

"Buzdolap projesinin yaşam biçimleri araştırması olmasının yanısıra, her evde sadece ve kesin bir adet olan buzdolabının estetiğinin görselleştirilmesi projesidir. Bir seri üretim ürünü olan buzdolabı, kişinin evine girdikten bir süre sonra nesnellikten çıkar, kişinin karakterine bürünerek öznel hale gelir. Buzdolap projesinin bir diğer amacı da, bu nesnellikten öznelliğe geçişi fotoğrafın estetik dili ile anlatmaktır."

diyor Barış Bey ve projeye resim yollanarak destek istiyor. Kasım Trendsetter"a konu bile olmuş site. Kendisi bir o kadar kibar ve beyefendi. Çok hoş ve enteresan, bir bakın tavsiye ederim artık buzdolabıma bir garip bakıyorum... :)

Buzdolap


Yazma Saati
10:25 ÖS



Ahanda hayatımdaki 20 rastgele şey ;

1- Rahatsız bir tipim, anım anıma uymaz her an herşeyi yapabilecek potansiyelim var. Kafama eseni yapıyorum ama yaştan sanırım artık sonuçlarına dikkat ediyorum.
2- Mutfağı severim, elim yatkın yemek yapmaya ama yaparken üzerinden yiyip doymasam daha mutlu olacağım. Yemek yaptıktan sonra bazen 2 gün ortalığı toplamadığım oluyor.
3- Yaşadıklarımı kolay kolay unutamıyorum. Mesela dişimi fırçalıyorum diyelim. Saat: 07:00 Aklıma ''Askerdeyken bu saatte ne yapıyordum?'' gibi bir düşünce gelebiliyor.
4- ''İte dalaşacağına çalıyı dolaş!! der babam, ama ite dalaşacaksam çalıyı dolaşır gene dalaşırım. Deliyle deli olurum yani bazen. Didişmeyi severim
5- Yaratıcılık iyidir. Bir keresinde bir sarhoş dilenmek yerine dikiz aynamı öpüp başına koymuştu. 5 mly verdim. Adam yaratıcı kardeşim :)
6- Kargadan başka kuş tanımam.
7- Canım yansada belli etmem. Çünkü acılarımın başkalarına fayda getirmeyeceğini çok küçük yaşlarda öğrendim.
8- Güzel otomobil kullanırım. Makas, el freni her yol vardır. 4 tekerlekli ve freni olan her türlü arabayı kullanırım. Golf GTI ile 245 km görmüşlüğüm de var. Tır ile yada 0304 ile uzun yol hayalim .
9- Okumasaydım ya otoparkcı yada uzun yol şöförü olurdum.
10- Çok duygusalım, bazen reklamlarda bile gözüm doluyor.
11- Hayallerim var ve peşinde koşmaktan yorulmuyorum. Pembe panjurlu ev, köpiş bide ufak ufak Emreler... En büyük hayalim cafe açıp 20 ytlden tiramisu satmak. :)
12- Uzun zamandır ihmal etsemde 3d ile uğraşmayı severim. Bazen rüyalarımı orada canlandırdığım bile oluyor.
13- Eve geldiğimde ilk yaptığım buzdolabına kafamı sokup bakmak. Sadece bakıyorum ama birşey almıyorum içinden.
14- İşte çok zaman geçiriyorum ve yoruluyorum. Hayatımın 4/3 ü şirkette geçiyor.
15- Bazen paranoya yapıyorum. Acaba kettle'ı kapadım mı? Musluk açık mı? Fişi çekdim mi?
16- Yaptığım işleri iyi yapmaya çalışıyorum ama hevesim bir kere gitti mi bir daha geri gelmiyor. Azıcık maymun iştahlılık var.
17- Sürahiyi kafama dikerim bazen, sanırım küçüklükten kalma alışkanlık..
18- Çizgi Filmleri severim. Özellikle Tsubasa hayranlığım var. ;)
19- Müziksiz bir hayat düşünemiyorum. 300'e yakın müzik cdsi var evde. Mümkün mertebe aktivitelere katılıyorum. yada katılmaya çalışıyorum.
20- ''Sözler değil gözler önemlidir'' derim başkada birşey söylemem.
Özür dilerim Dharma geç oldu. Başka arzunuz..? :P

Yazma Saati
11:07 ÖÖ

Pazar, Kasım 06, 2005



Sabah kalktım, camdan dışarı bakayım dedim, anaaaaa..! Benim ufaklıklar panjura tünemişler. Hepsu pofuk pofuk, içiçe girmişler öylece oturuyolar camda. Bunların birçoğu ya annemin saksılarında yada kapalı duran panjurların arasında doğdukları için kendi evleri gibi rahatlar camın önünde. Cama çıkarsın kaçmazlar, dibine kadar gelirler gukguru gururur yapıp dururlar. Çok şekerler canım. Dur ben şunlara azıcık bulgur vereyim acıkmışlardır. Bkz: Kumru Hayvanı

Yazma Saati
1:25 ÖS

Cuma, Kasım 04, 2005




Küçüklüğümdeki bayramları özlüyorum. Yani tamam 26 yaş sınırında biri olarak çok yaşlı değilim ama özlüyorum. Bayramın bir anlamı vardı, güzelliği vardı.
Cici cici giyinirdik, mahalledeki yaşlıların eli öpülürdü. Hacı Teyzi bize oyuncak yada para verirdi, ilk önce ona giderdik. Alt kattaki hacı teyzeler mendil verirdi, ben alır eve götürürdüm hemen. Sonra torpil atardık, kız kaçıran atardık, hatta bir keresinde salak bir arkadaşın ayağına saplanmıştı. Çocukluk işte kakır kakır gülmüştük.
Elbiseye pür dikkat, anneden sopa yemeyelim yeni cicileri kirletirsek. Gün sonunda alınan hasılatı hesaplardık ve parayı hemen gömerdik bir yere, lazım olur sonra nasılsa. Ayakkabı almamızı bile özlüyorum babamla. Şimdi ise soğuk, ruhsuz. Daha da donuk, daha da ölü geçecek malesef, bayramda değişti hepimiz gibi özünü kaybetti. Neyse hadi şeker yiyelim...

Yazma Saati
10:39 ÖÖ

Çarşamba, Kasım 02, 2005


Mümesillik günlerimden kalma bir akşam, sevdiğim bir arkadaşla takılıyoruz evde. İçiyoruz, 2 erkek karides yapmışız hem keyifle sohbet ediyoruz hem yemek yiyoruz. O sırada CNN Türk'te bir şarkı, kulak kabartıyorum programda bir grup tanıtıyorlar müzik çok hoşuma gidiyor, adını alıyorum ve unutmayayım diye tel'in not kısmına yazıyorum.
Benim merak edip araştırıyorum grup The Streets adında Mike Skinner isminde tek kişilik bir grup. Hip hop- UK Garage birleşimi bir müzği var. Bu adamın dehşet ötesi bir aksanı bulunuyor. Aldığım eğitimden olduğunu sandığım İngilizlerin telaffuz şekline olan sempatim, daha bir depreşti. Kendisi İngilterenin Eminem'i olarak tanınıyormuş oralarda.
Original Pirate Material

Original Pirate Material 2002 de çıkmış. Bu ilk albümün yapımını Mike Skinner denilen bu çocuk evdeki bilgisayarında gerçekleştirmiş. Çok basit bir müzik, akılda kalıyor hemen ve sözler çok vurucu. Neden bilmiyorum ama dürüstlük sezdim ben. Yada bana öyle geldi.



İkinci albüm ise A Grand Don't Come For Free

Bu albümde aynı çizgide yanlız albümün en yavaş parçası Dry Your Eyes Mate insana kafayı yedirecek cinsten. Adam öyle bir söz yazıyor ki, herkesin başına gelebilir anlattıkları. Yada gelmiş de olabilir. Tasvirleri çok güzel, resmen gerçekleri yüzüne vuruyor insanın. Lay lay lom şarkılarından bunalanlara tavsiye ederim, isteyen olursa hırsızlığımı açığa vurur albümleri koyarım alır dinlersiniz. :)


İşte Dry Your Eyes Mate 'in sözlerinden bir kısım okuyun hak vereceksiniz.


dry your eyes mate
i know it’s hard to take but her mind has been made up
there’s plenty more fish in the sea
dry your eyes mate
i know you want to make her see how much this pain hurts
but you’ve got to walk away now
it’s over

= Bitti =


Yazma Saati
11:48 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements