Cuma, Eylül 30, 2005


Dinle...

Senden uzakta hep bir şeyler eksik
Gönlümde derman yok inan bi nefeslik
Ne bir avuntu nede biraz ümit
Ne yaptın bana, nedir bu sessizlik

İçimde bir şey acıyor sen gelince aklıma herşeyim
Yerine sevemem, yerine sevemem
Razıyım yapayanlız tükensin yıllarıM ama
Yerine sevemem, yerine sevemem
Olmuyor, denedim, yine de yerine sevemedim herşeyim


Sonra..?

Oku...


Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!

Hayyam


Ya sonra..?

İç...



Yazma Saati
9:11 ÖS

Salı, Eylül 27, 2005


Bu resmi adını hatırlamadığım bir sitede buldum,
yazlığımızda güneşin batışı. İşte ben bu yüzde ağlıyorum ''Ben tatil istiyooom'' diye. Rakı, sardalye, hamak, kitap ve deniz. Başka birşeye gerek yok..

Yazma Saati
1:45 ÖS

Pazartesi, Eylül 26, 2005


Geldi sonunda en sevdiğim mevsim.
O sert, esince seni üşüten, "Ulan gene ince giyindik be!" dedirten, kestane kokularını etrafa salan, naftalinin burnumu yakmasını sağlayan, burnumu akıtan, aksırtıp tıksırtan, beni hüzne boğan o mevsim.
Dolu dolu yaşamalı,
Dolmabahçede sevgili ile çay içmeli sarmaş dolaş,
elele Beyoğlunda yürümeli,
sinemaya gitmeli,
boğazı üşüyerek ama genede sarılarak, ayrılmayarak izlemeli,
vapura binip o kokuyu içinde hissetmeli,
ve güneşin batışını izlemeli.
En hüzünlü şekliyle...

Benim yaptığım gibi yapmamalı,
Bu iğrenç denizde kaybolmamalı.
Yoksa boğuluyor insan...


Yazma Saati
9:01 ÖS

Pazar, Eylül 25, 2005


Ooooooof sıkıldım işte sıkıldım....

Yazma Saati
12:27 ÖS

Çarşamba, Eylül 21, 2005


Sanırım Lise 1"e yada orta sona gidiyordum. Yazlığımız Küçükkuyu adında güzel, şirin yeni yeni gelişen bir yerde. O öğleden sonra amatör futbol oynayan ben okul bahçesinde maç yaptıktan sonra eve dönüyorum.
Saat 8 civarı.
Eve gitnem için bir zeytinlikten geçmem gerek. Hava tam alacakaranlık moduna girmiş . Ben bisikletle eve doğru ilerliyorum. Ev tam sahilde, zeytinlikten geçerken iki yol bir noktada birleşiyor ve tek yol olarak sahile iniyor.
İşte tam o kesişim noktasında...
Bir teyze...
Elinde bişeyler yapıyor...
Ama hava kararıyor, yaşlı olduğu çok belli, acaba ne yapıyor..?
Duruyorum ve bakmaya başlıyorum 10 sn, 20 sn ,30 sn ve teyze bana doğru yavaş yavaş kafasını kaldırıyor.
Bilinçaltım kıçını yırtıyor: Kaç kaç kaç kaç kaç kaç kaaaaaaç..!
Teyzenin göz bebekleri beyaz..!
Kaç kaç kaaaaaaaaç...
Hasssss.....
Kaç kaç kaaaç kaaaaaç kaaaaaaaç...
Eller ters, ayaklar ters.
Bakıyor, donmuşum...
Kaç lan kaç...
Basıyorum bisikletin pedallarına delicesine, o mesafede 18. vitese atacak kadar deli sürüyorum eve geliyorum ve hiç birşey anlatmıyorum kimseye.
Ve o gün öğreniyorum:
iki şeyden korkacaksın:
1 - Allahtan
2 - Kendinden
Çünkü ne gelirse ya senden ya Allahtan gelir gerisi sana dokunamaz..!
O gün korkmamayı korksam da korkumu boğmayı öğrendim...

Yazma Saati
8:56 ÖS

Pazar, Eylül 18, 2005




all are gone all but one
no contest nowhere to run
no more left only one
this is it
this is the countdown to extinction

2 gündür sürekli dinliyorum, nevrim döndü.
Çok sıkıldım hayattan bu ne ya..?

Yazma Saati
2:32 ÖS



ben böle blogun...

Yazma Saati
12:21 ÖÖ

Cumartesi, Eylül 17, 2005




Saat:19:30
Son dakikada fuar kitlenen ben eve dönüyorum. TEM istikametine doğru gidiyorum sola doğru hafif bir viraj ve....
Max 10 km hızla ilerleyen araçlar...
%#?X@...
Radyo Rock FM, 60-70"lilerden çalıyor.
O geçen arabaların farları, yol çizgileri, tepemden geçen yağmur bulutları, uzaklarda çakan o şimşek, yorgun beni alıp bilmediğim ama daha önce sıkça olmasada gittiğim o yere götürdü . Salakladım, öylece bakıyorum uzaklara.
Nasıl bi hayatım var dedim? Al işte burdasın ama elinde ne var? Değer mi çektiğin acılara, değer mi ağlamana, sızlanmana..? Kendini üzmeye başkalarını üzmeye?
Cık değmez. O zaman?
Ben bi sağ şeride geçim bakim belki orası akıyodur...

Yazma Saati
9:49 ÖÖ

Cuma, Eylül 16, 2005



Dün iş çıkışı,
Saat 18:10 şirketten bir arkadaş:

Olm maça bilet buldum 5 kişilik, gelen var mı?

Haydaaaaa, bi baktık arabada maça gidiyoruz. O berbat trafikten sıyrılık girdik stada hatta ben BJK taraftarı olmamama rağmen atkı bile aldım. Neyse maç başladı çekirdek çıtlayıp izledik maçı adamlar 2. kornerde attı golü maç 0-1 bitti. Ama yenilgideki tek suçlu biziz. Maçı 3 fenerli, bir cimbomlu ile izlersen tabe kazanamazsın. Uğursuzluğu şirketce götürdük stada yazık oldu kartala...
;)

Yazma Saati
8:43 ÖS

Çarşamba, Eylül 14, 2005


Merak etme La Panse, mızıkmayı severim ama bu sefer değil. :)))

Gelelim sorulara ve cevaplarına.

KAÇ KİTABIM VAR?

Tam olarak bilmiyorum. Yerleri sürekli değiştiği için belirli bir envanter çalışması yapmam zor. Babam sağolsun onun kitaplarıyla beraber bir orda, bir burdalar. Sanırım 300 tane civarı.

EN SON ALDIĞIM KİTAP?

Şeytanın Fısıldadıkları, Angora Yayınları, yazan Emre Yılmaz
Bu adam idolümdür. Ben kendimi yanlız sanırdım ama değilmişim. Bu adamı okudukça kendimi buluyorum kitap muhteşem. Ne zamandır almayı düşünüyordum bu zaman kısmetmiş. Kısa birkaç bölüm:

-"Kadının çapkınına ****pu derler. erkeğin ****pusuna ise çapkın."

-"Para sokağa atılacak kadar değersiz değildir elbette, ama çalışarak kazanılacak kadar da değerli değildir."

-"Hayat anlamsızdır diyerek intahar edenlere şaşırıyorum. oysa yaşamak için en iyi nedenimiz bu olmalı. Anlamlı bir evrenden intiharla bile sıvışamaz ki insan. Çünkü anlamı bilinen bir evrende insan ölümle de nereye gideceğini çok iyi bilir."

EN SON OKUDUĞUM KİTAP?

Köstebek, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, yazan Dr Necip Hablemitoğlu

En azından ben öyle hatırlıyorum. O kadar yoğun çalışıyorum ki, kendime ayıracak zamanım hiç olmuyor. Kesin başka bir kitap okumuşumdur ama hatırlamıyorum şimdi.

BENİM İÇİN ANLAMI OLAN İLK 5 KİTAP

1-Genç Bir İşadamına - Emre Yılmaz.

Hayatımın kitabı, yol göstericim. Düşündüğüm herşeyin gerçek olduğunu ve rüya yaşamadığımı, yanlız olmadığımı bana tekrar hatırlatan başucu kitabım. En az 10 kere okumuşumdur döner döner tekrar bakarım düşürüm. Şiddetle tavsiye ederim.

2-Balonla Beş Hafta - Jules Verne

İlk okuduğum kitap. O kadar sevmiştim ki, belkide bu kitaplarla okumaya başlamam yüzünden uçuk kaçığım. Jules Verne'in dehşet bir düşünce gücü olduğunu taa o zamanlar anlamıştım.

3-Ramses - Christian Jaque

5 kitabı sanırım 3 günde okudum. İnanılmaz bir kurgu ve hikayeydi. Hele Kadeş Savaşını anlatan o cilt muhteşem.

4- Mustafa Kemal Atatürk'ün Liderlik Sırları - Adnan Nur BAYKAL

Kendime inanılmaz dersler çıkardığım ve hayatımda konuşup, görmek isteyeceğim tek insan olan Atatürk'ün ne kadar büyük bir lider olduğunu tekrar hatırlatan bir başyapıt. Ancak bu kadar büyük bir lider bu mucizeyi gerçekleştirebilirdi.

5-Montaigne - Denemeler

Sanırım hiçbirşey söylememe gerek yok bu kitap hakkında. :)

Şimdiiii, sorum şu ki kimi sobelesem kimi ebelesem..?

hıımz sadece Zeynep'i sobelicem fazla kişi tanımıyorum ben. :)))

Hoş onuda tanımıyom ya neyse... :P


Yazma Saati
1:10 ÖS

Salı, Eylül 13, 2005



Bu aralar en uyuz olduğum reklam, bir halı reklamı. Padişah Halı diye bir firma reklamlarında İzzet Yıldızhan'ı oynatıyor. İnsanın sinirlerini zıp zıp zıplatan, cinnet geçirten, sinir bi reklam. Bakıyorum gördüğüm hep aynı. Halı piyasasında Marketing olayının temelinde türkücüler var. Adam çıkıyor ''Padişaaaaah Padişaaaah'' diye bağırarak hedef kitleye ulaşmaya çalışıyor. Padişah Halı-İzzet, Merinos-İbo. Anlamadığım konu şu. Neden İzzet Yıldızhan? Acaba seçimde, bir dönem ettiği şu laf etkili olabilir mi?

- "Tüm kadınlar göğüs kıllarıma hasta olur."

Ya kardeşim, adam Darvin'in evrim teorisini en büyük kanıtı. Kürkü var adamın resmen. Darvin hüngür hüngür ağlardı görse. Eller nasıl var ya gece bana dokunsa korkarım, ayılar bastı benim evi yetişin diye. Hayır vuramazsın da, cezası var. Kürk, halı, post... Sanırım pazarlama stratejisini anlamaya başladım. Demek ki kılda keramet var... :)
Resim ise ilk underwater denemelerimden. Detaylar çok önemli bu tarz resimlerde, ileride koyacağım resimlerden göreceksiniz zaten. Ya kimse resimlerim hakkında yorum yapmıyo kimse beğenmiyor mudur nedir ???

Yazma Saati
10:46 ÖÖ

Pazar, Eylül 11, 2005



"Neden hamakta sadece ayaklarını çektin?" diye bir yorum gelmiş. Bende cevap "çok çirkinim" yazmıştım. İşte kanıtı. ;)

İlk kez sobelendim mutluyum. Teşkür ederim efem.

Sinir sorulara gelince?

1- Sen ne zaman evleniyosun?

Genelde evlenen çiftlerin anne yada babası tarafından sorulur. Tam ortamı terk ediyorsun kapıda görüşüp vedalaşırsın ve karşı taraf patlatır soruyu. Sen ne zaman evleniyosun? Sana neeeee??

2- Sen ne burcusun?

Bu soru genel olarak biriyle hafif tartıştıktan sonra sorulur. Karşı taraf ezilir senin lafların altında ki genelde bu kişi bayan olur ve ağzını yayarak sorar:
-Senin burcun neee?
-Sana neeeee?
Benim zekamı taktir etme sen, git bunu burca bağla.. İnsanım ben insan.. ;).

3- Takasa araç alıyor musun???

Adam içeri girer, oturur masana, başlarsın. Arabayı belirlersin, fiyatta sıkı pazarlık sonucu anlaşırsın, krediyi konuşur okeylersin. İş tek adamın nakit vereceği kısma kalır ve o iğrenç soru.
-Takasa araç alıyor musun???
Araçda %80 hurda çıkar. Ağlamak istersin çünkü 1 saat boşa konuşmuşundur. Aklına tek düşünce gelir;

Öldürün lan beni...!


Sanırım sobeleme vakti..?
Gece Seni sobeledim Dharma seni veeeee veeeee Zeze...
Sobeeee

Not: F klavyeden nefret ediyorum nefrit!!! Aaaaaaaağh Nefreeeet...

Yazma Saati
12:54 ÖÖ

Cumartesi, Eylül 10, 2005


Sanırım 4 yıl önceydi. yazlıkta takıldığımız hasırlar altında denize sıfır güzel bi mekan vardı. Hemen her gece gidiyorduk, mekan sahibi zaten beni küçüklüğümden bildiği için sanki kendi mekanımızmış gibi çok rahat davranabiliyorduk. Neyse, gene böyle bir gün, karşı masada oturan bir hatunun bana baktığını gördüm. Gördüm çünkü huylarımdan biri, bana bin kişi içinden bakanı anında seçmemdir. Kızlar konusunda başarısızlığı ve çekingenliğiyle ünlü bir arkadaşım ''Olm hatun bakıyor lan, git olm konuş, hadi lan bakıyo lan...' gibisinden cümleler kurmaya başlamıştı bile. Dedim, ''Bi git ya bi git, işim olmaz''. Ben zaten notu vermişim, hatun kişi hem yaşça küçük hemde meyve suyu içiyor başarısız bir çalışma yani. 1-2 gün geçti, artık İstanbula dönüş hazırlıkları başladı. Son günler son geceler, aynı grup takılıyoruz. Hatunlar oturuyor gene, kesme pozisyonu, ya yok diyorum bırakın, bunlar veriyolar gazı vıııınn, olm gidin len canımı sıkmayın, vıııııın, hadi babacım yormayın vııııııııııın, derkeeeeeeen.....
3 Votka Limon ve 3 kadeh şarap içmiş ben bir anda kızın karşısındayım.
Hatunlar kalkmış hesap veriyorlar...

-Pardon bakar mısın?

- ..?

- 5 dakika kumsala gelir misin?

- Hayır hayııııır. (Eller sanki birşeyi itiyor gibi bana doğru senkronize hareketler yapıyorlar gözler büyümüş)

-Ya ne oldu bişey yapmicam ki?

-..? Hayır teşekkür ederim...

1 kat 2 kat ... diin 7 kat

Arkamı döndüm benim masa kopmuş. O ezik arkadaş

-''Noldu olm? Hade yaaaa vallah bakıyodu lan...''

- Allah belanı versin Gökhan !

Nokta.

Yazma Saati
11:05 ÖÖ

Cuma, Eylül 09, 2005



Sokakta oynamayı severdim. O zamanlar oyun konsolları, cep telefonu, uydu antenlari yerine telli arabalar, kız kaçıranlar, mantar tabancaları, uçan balonlar vardı. Bizim evin tam karşısında bir bakkal dükkanı. Adın hatırlamıyorum ama Mustafa Amca, ki onun hayal meyal de olsa yüzünü hatırlıyorum, işletirdi o küçük bakkal dükkanını. Kibritlerden yapılmış cami ve gemi maketleri vardı dükkanda. O kadar güzellerdi ki elimi süremezdim. Zaten istesemde erişemezdim çünkü kücücüktüm. Ülker'in bisküvi standları vardı. İçinden kiloyla alırdın bisküvileri. O konu hala burnımda. Tamek konserve kutuları vardı. Bir de Vatan konserve kutuları. Tipitip sakız alırdım, bir de Cicoz . Birşey lazım oldu mu sepeti sarkıtırdık. Mustafa Amca getirip koyardı içine istediklerimizi.
En büyük eğlencelerimizlerden biri telli arabalarımızdı. Telli arabamı süslerdim, boncuklarla yaldızlı bir sürü zımbırtıyla. Koştururdum sokaklarda. Gizli bir yarış vardı sanki zıpalar arasında; ''Benimki daha güzeeeel.'' Hiç misket oynayamadım, çünkü beceremiyodum. Atıyorum atıyorum vuramıyom ki, yutulurdum hep. Büyük misketlere Balyoz derdik, gözüme tutardım büyülu bir dünya çıkardı karşıma. Işığa bakar bakar değişik dünyalara giderdim. O yüzden Kaleydoskop hiç ilginç gelmemiştir bana. O günleri özledim, nasılda kaçardım annemden eve çağırmasın diye. saat 9'lara kadar oynardım.
Bugünlük son bir anı daha anlatacağım. Bir oyun oynardık, adı: KAYIŞ. ''Ara sokak'' dediğimiz bir sokak vardı, caddede oturduğmuz için orada oynardık genelde. Ara sokağa bir kemer saklardık. Ebe sonra çıkıp ''Tamam'' derdi. Bir apartmanın önü kale olurdu. Kaleden koşardık, sokağa dalıp arardık kemeri. Ebe de yönlendirirdi, soğuk sıcak diye. Kemere en çok yaklaşan en sıcak olan. ''Sıcak, soğuk, yanıyo, kaynıyor.'' Kemeri bulan başlardı vurmaya. Kaleye girersen sorun yok orda vuramıyor kimse sana ama giremezsen temiz kayışla dayak yiyosun. Ne kadar sert vurursan vur karşındaki gülerdi hep. Çünkü arkadaşındı o senin. Saatlerce oynardık, bitmese hiç derdik. Ama bitti, her güzel şey gibi...

Yazma Saati
10:36 ÖS

Perşembe, Eylül 08, 2005



Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı. Döndüm dolaştım, gene geri döndüm şirkete. Neyse herşeyde bir hayır vardır, ne yapalım hayat devam ediyor ve zaman hiçbirimizi beklemiyor. Bugünlerede çok şükür... Resmi çok basit şekilde yapmıştım ama o kadar hoşuma gitti ki hele yıldızları arka plana koyarken bir an içine düşeceğim sandım. Bazen düşünmüyor değilim, biraz yeteneğim var. Yani sanırım :)))


Yazma Saati
11:16 ÖÖ

Salı, Eylül 06, 2005


Nefret ediyorum...
Senden de bana bakan o aptal gözlerinden de, çabaladığım her andan da,
Beni küçümseyen o salak bakışlarından da, dünyaya geldiğim o günden de.
Nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Nefret ediyorum.
Nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Nefret ediyorum.
Çıkın lan artık hayatımdan...
Çıkın %@*#in hayatımdan. Daha verecek neyem kaldı ha neyim..?

Kahretsin denedim ama olmadı.

Yazma Saati
9:12 ÖS




İşte böyle ağlıyordum Korn bis yapıp izleyiciyi selamladığında.
Uzun zamandır bekliyordum. Ne de olsa Korn bu her zaman gelmez ki ülkeye??
Eğitim dönüşü hemen eve geldim üzerime takımı giyip lise arkadaşımın düğününe. Şıkır şıkır herkes. Ama ben o kadar yorgun ve durgunum ki, sabaha hazırlık yapıyorum, içtiğim kadehi bile bitiremedim. Ya bir de neden herkes bana "Sen ne zaman evleniyorsun?" diye ısrarla soruyor? Tamam evlencem gelmeyin üzerime yaaa... ;)
Sabah kalktım. Pestilim ama olsun festivale gitcem bugün yippie. Çanta yapıldı. Yağmurluk, ıslak mendil, yedek t-shirt, sakız, şapka.
Taksime gittim saat 2 suları. Anaaaaa pkk basmış durağı. İğrenç şiveleriyle:

"Abei bilet lağzım mı? 3 tane istiyolur. Akbil geçmeyo abie"

1 dk arayla biri gidiyor biri geliyor. Hay sizin çıktığınız mağraya... Neyse ayakta bindim 1 saat yolda geçti. Yolda ayılar nasıl bakıyolar kızlar var ya otobüste. Yanımızda 5-6 dk giden abazalar bile vardı. Sizinde.... Gidişim o kadar kötüydü ki. 3 saatte ancak gidebildim. 2 saat kapıda bekledim, 45 dk da kart için bekledim. Ancak Skin"de kendime geldim. Hatun rahatsız, çok sevdim tarzını hele seyircinin üverinde şarkı söyliyişi ama sesi daha güzel kayıtlarda.
Veee veee Korn sahnede. 20.000 kişi rahat vardı zıplayan. Dehşetti ki kendileride böyle bir seyirci görmediklerini belirttiler. Asıl show
Another brick in the wall çalarken oldu. Yağmur tam bis çağrısı sırasında bir bastırdı, aman kaçalım zaten gittiler derken. Blind başladı. Bi baktım herkes sahneye koşuyor. Tekrar saflar sıklaştı ve kendimden geçmişim. Nasıl bir duygu o anlatamam. Eve geldim yattım ama hatırlamıyorum Sabah boynum ve belim kopuyor. Amaaaan boşver bugün Apocalyptica var geçer.. Geçti....

Yazma Saati
7:41 ÖS

Cumartesi, Eylül 03, 2005



İşte evimdeyim, evi gibisi yok insanın. Temizliğimi yaptım, duşumu alrım şimdi festivale gidicem. Ama nasıl yağmur yağıyor anlatamam, arap kızı şaşı oldu camdan bakmaktan... :P Yedek T-Shirt, keten mont, selpak, ıslak mendil daha neye ihtiyacım var ki? Zaten Korn bugün çıkıyomuş yeter bana o.çok çalışarak geçirdim Şile eğitimini, işte üstteki resimde ispatı. :))))))))

Yazma Saati
1:37 ÖS

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements