Çarşamba, Ağustos 31, 2005


İsmimle ilgili Ekşi Sözlükte arama yaptım. Bunları yazmışlar:

- Genelde sahibi olanların çok farklı bir karizmaya sahip oldukları, en güzel ve en güzel anlamlı erkek isimlerinden biri..

- Yakısıklı,karizmatik erkeklere verilen genel isim

Hoşuma gitti sevindim...

4 gün yokum, 2 gün eğitim Şile, hafta sonu Rock & Coke. Gelen olursa görüşürüz. Ne güzel, denk geldi, tatil gibi hehehe... Karizmatik ha..?

Yazma Saati
4:42 ÖS



Anam anam anam. Öüyom, ne vardı o kadar içecek? Sabah kalktım, 8 saaat uyumuşum ama gözümü açamıyom. kardeşim kadar yakın bir arkadaşın doğumgünü vardı tekne kiralayıp boğaza açıldık. Ama film kopmuş indikten sonra. Ooooof yanıyoooom, midem, başım, ağzıma kötü tadlar geliyor. İçmeyin içki tüm kötülüklerin anası... İçmeyin....

Yazma Saati
10:04 ÖÖ

Salı, Ağustos 30, 2005



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Ankara, 20 Ekim 1927

Bayramınız kutlu olsun...

Yazma Saati
9:24 ÖÖ



Ya arkadaşım beni resmi tatilde çalıştırıp, ne yapmaya çalışıyorsun sen? Millet bu saatte fosur fosur uyuyor, ben showroomda müşteri bekliyorum. Böyle dangalaklık olur mu, sonra bana asabi diyolar. Metroda tek takım giyen adam benim yaaaa... Öküz ayısı......

Yazma Saati
9:12 ÖÖ

Pazartesi, Ağustos 29, 2005


İşte benim canım ailem.


Sevgili babamız. 4 kardeşin en küçüğü. 30 yıl üst düzey yöneticilik yapmış. Şimdilerde toprakla börtü böcekle uğraşıyor yazlık mekanımızda. Melek gibidir. Kötülük aklından geçmez. Bu yüzden az kazıklanmamıştır. 2 büyük ameliyat atlatmıştır. ) canlıdır yani. Birde hayatımda gördüğüm en kibar insan. Hasta Galatasaraylı kendisi.








Annemiz. 7 kardeşin en büyüğü. İstanbul hanımefendisi. Deli dolu, inanılmaz iyi niyetli. Kafası atınca gözü görmez kimseyi. Espri makinesidir, hiçbirşeyden korkusu yok. Hep kız doğmamı istemiş, ama malesef olmamış. Futboldan nefret eder. Zeytinyağlı dolmasına dünyaları değişmem. Özledim şimdi telefon edecem. Canuuum muck...





Evin sanatçı kişiliği ve en küçüğü. MSÜ Grafik bölüm piskopatı. Photoshop'u konuşturur. Asabiyet yumağı ama temiz bir kardeş. Sağı solu belli olmaz. Yetenekli zıpa vesselam, her iş gelir elinden. Ama çok yaramazdır. Keçi inadı, yanında halt etmiş. Severim kendisini, tarzı vardır. Ailedeki tek Beşiktaşlı. Manowar delisi küçüğüm.




Evin ilk çocuğu. Annesi hep Manyak Çocuuum diye sever. Kedi gibi, sokulur dizlerine yatar anacığının. İsyankar ve korkusuzdur. Kimseden korkmaz dalar kafadan. Evin seferisi. Son 5-6 yılı sürekli şehir şehir gezerek geçti. O yüzden rahat batar darlanır bazen. Kaçıp gitmek ister. Çenesi düşüğün tekidir. İyi çocuktur, en azından öyle söylerler.


Yazma Saati
9:52 ÖÖ

Pazar, Ağustos 28, 2005



Pazar, ve ben gene çalışıyorum. Eskiden ailecek kahvaltı yapardık, taze kızarmış ekmek , vişne marmeladı, kayısı yumurta, kokulu çay, yeşil zeytin. Annem babama sofrada gazete okuyor diye kızardı. Kardeşime ''yemeğini ye'' derdi o ise ''doydum'' diye cevaplardı. Televizyonda TRT-1 açık olurde Western film izlerdik. TRT-2 de ise klasik müzik. Şimdi ise o iğrenç poğaça - çay ikilisi hayatıma zehrini akıtıyor. Kapitalizm denen sistemin ufak ve önemsiz çarklarından biriyim. Dönüyorum ama hayrım yok, ne kendime, ne aileme ne de insanlığa. Karşımızda bakkal Mustafa Amca vardı. Kibritten camiler, gemiler yapardı. Nasıl da özenerek bakardım. Raflarda çay paketleri, Omo kutuları, Tipitip sakızları ve plastik toplar. Keşke eskiye dönebilsem. Ve yine Pazar günü Mustafa Amcadan ekmek gazete alsam. Ve keşke hayatımı bazı zamanlarda Save edebilsem...
P.S: Bu arada resimlerin hepsi bana ait, bir yerden tırtıkladığımı falan düşünmeyin yani. O kadar emek vermişim yapmak için bunları...

Yazma Saati
12:51 ÖS

Cuma, Ağustos 26, 2005



On yüz bin tane baloncuk yuttum. kikikikiiikikiki...

Eve geldim, salak kuaför benim yerime başka randevu almiş. Aptal herif nolcak, keyfimi kaçırdı bende yemek yaptım, güya bugün hem dövmemi seçecek hemde meyhaneye gitcektim. Galiba Gece'nin gözü kaldı. :) Geldim evime, yaptım mamamı, açtım biramı, Placebo dinleyip düşünüyorum. Ne olacak sonum diye düşünüyorum düşünüyorum, sonuç şu: Benden bi *** olmaz walla ;) Dün Tarot baktım, ya hep mi gerçek çıkar?? Ne zaman baksam tutuyo, ne tılsımlı kartlar... Aslında inanmam ama karşılaşıp aynısı çıkınca aptallıyorum, Şimdi This Picture çalıyor.. Duygulanıyorum. Geçen 5 yılıma. Kaybettiklerime. Düşlerime. O hiç doğmayacak ufaklığa, pembe panjurlu evime, elini tuttuğumda hissettiğim sıcaklığa, hayallerime, beklentilerime, güvenime... Ve anlıyorum: Benden bi *** olmaz... :~~(

You know we miss her
We miss her picture

Yazma Saati
9:25 ÖS

Perşembe, Ağustos 25, 2005


Meşhur Türk Yalanları

Seni leylekler getirdi yavrum...
Bunun garantisi biziz abi...
Ben hiç yalan söylemem...
Kalsaydınız bişeyler yerdik...
Vallaha sarıda geçtim memur bey...
Kazanmak önemli diil mühim olan yarışmaya katılmaktı...
Akşama erken gelicem...
Bu, aldığım en güzel hediye...
Bi oturuşta iki büyük deviririm...
Ağzıma sigara sürmedim...
Ben almiyim rejimdeyim...
İşim bitsin, ben seni arayım...
İhraç fazlasi bunlar...
O elinizdeki tek kaldı, başka yok...
Dünya ahiret bacımsın...
Şu an 65 milyon bizi izliyor...
Sen bi de beni gençliğimde görecektin...
Ben de tam seni arayacaktım...
Bişey olmaz...
Bizi davet ettiler ama gitmedik...
Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri...
Üzülme sevgilim evlenince anneni yanýmýza alırız...
Evi boşaltın! Almanya'dan oglum geliyor...
Kilolarýmla barışığımm ben böyle mutluyum!...
Formu doldurun, biz sizi ararız...
Arkasindan degil, burda olsa yüzüne de söylerim...
Her bedene uyar bu...
Gol atmayı sevmiyorum. Asist yapmak daha çok hosuma gidiyor...
Senin eline kimse su dökemez...
Ögretmenin vurdugu yerde gül biter...
Belki biraz sıktı, ama hiç merak etmeyin kullandıkça açılır...
Aksam elektrikler kesildi, dersimi yapamadım...
Bi kereden bişey olmaz...
Son biletler bunlar...
Hiç acıtmayacak....
Kuru ekmek bana yeter yeter ki huzurum yerinde olsun...
Devletimiz güçlüdür...
Failleri en kısa zamanda yakalanacak...
Abi orda trafik vardır TEM'den gidelim....
Hayatımda hiç yalan söylemedim...
Çok trafik vardı...
Senin için herşeyi yaparim paranin ne önemi var?...
Görmeyeli ne kadar zayiflamissin ...
Sen benim kim oldugumu biliyo musun?...
Yoo hic görmedim...
Acımadı ki?...
Hoca ters köşe sordu...
Çok geç kalmam...
Telefonum çekmedi...
Aradım ama cebin kapalıydı...
Neyin var: Yok bişi...
Top bizi sevmedi...

Ben bunları bulabildim başka ne vardı?

Yazma Saati
10:34 ÖÖ

Çarşamba, Ağustos 24, 2005


İşte dünyadaki tüm problemlerin matematiksel çözümü. Yanlışsa, yanlış diyim karrrdeşşiiiim...

Yazma Saati
6:44 ÖS

Salı, Ağustos 23, 2005



Bakın bakın benim yeni avatarımaaaaa!!!
Ne kadar şirin değil mi? Aynı ben...
Zaten kendime benzeticem diye bayağı uğraştım yaparken.
Ya çok şeker ya!!!

Yazma Saati
11:16 ÖS




Bu senin için Dharma. Acaba senden başka bu kafa şişişen blogu okuyan var mı? :P


Yazma Saati
11:05 ÖÖ

Pazartesi, Ağustos 22, 2005


Sabahtan beri dilimde. Haftanın dinlenilecekler listesinde ilk sıraya aldım. Sözlere dikkat...

Artist: Megadeth
Album: Risk
Song: Time: The Beginning

Father time, I'm running late
I'm winding down, I'm growing tired
Seconds drift into the night
The clock just ticks till my time expires
You were once my friend
Now I know I can't tie your hands
The days I saved I couldn't spend
They fell like sand through the hourglass
No time to lose, no time to choose
Time taking time, it's taken mine
Scenes of my life seem so unkind
Time chasing time creeps up behind
I can't run forever, and time waits for no one
Not even me
An enemy I can't defend
My final place a deadly end
Life's just a speck in space
Dreams of an eternal resting place
I can't get any younger
Time has brutal hunger

Yazma Saati
11:12 ÖÖ




Ben tatili özlediiim. Yazlığımı, deniz kokusunu, dalga sesini, sabah kuş sesiyle uyanmayı, deniz suyunun tenimi şirin şirin yakmasını, gece terasta yıldızlara bakarak bira içmeyi, taze zeytinyağına ekmeğimi banmayı, ve o muhteşem kekik kokusunu. Zaman akıyor ve ben hiçbirşey yapamıyorum. Ummaktan başka...

Yazma Saati
9:46 ÖÖ

Çarşamba, Ağustos 17, 2005



Mars'ın üzerinde bi trafik, bi trafik...

Yazma Saati
10:23 ÖÖ

Cumartesi, Ağustos 13, 2005





Aşk diye bir şey yoktur .

Hiçbir zaman olmamıştır da.

Aslında aşk denilen yada zannedilen şey kaybetme korkusu yada hatun kısmının dediği üzere ‘’Kapılma ‘’ denilen hadisedir. Bu bela uyuşturucu gibidir, bir kere kana girdimi çıkmaz. Panzehiri yoktur.

''Ya bırakırsa? Ya başkasına bakarsa? Ya çekip giderse? Ne yaparım???’’

Böyle gider, bitmez, sardıkça sarar, sardıkça dolanır, dolandıkça acı vermeye başlar. Ve acıda bağımlık ve akabinde zevk verir. Hiç düşünmezsin ki karşındaki seni o kadar seviyor mu? Saygı duyuyor mu?

Acı + Bağımlılık = Zevk

Acı çekmekten duyulan zevk. Ne garip..!

Bu acı ve bağımlılık alır seni senden götürür. Acı ve verdiği zevk. İşte bu yüzdendir ki, o kadar çok aşk şarkısı yazılmıştır. Acının verdiği zevk ve bu zevkin doruklarında duygu dalgalarında yazılan binlerce güzel milyonlarca kötü şarkı.

Evlilik aşkı öldürür...

Bu düşüncenin temeli budur. Kaybetme korkun yok çünkü evlenmişsin bir kere tapuyu almışsın umurunda mı?

Evlilik Cüzdanı > Korku

O korku gittiği için takmazsın eşini. Umurunda olmaz. Hani derler ya ''Evlenmeden önce böyle değildi bu adam hiç tanımamışım.'' Tanıma değil ablacım bu, korkunun bitmesi. Adamın korkusu kalmadı ki? Ne diye taksın seni. Acı ama gerçek . Hoş, son zamanlarda kadının ekonomik özgürlüğü ile beraber bu biraz sekteye uğramaya başladı.

Eğer sen hala yanındaki insanı hala ilk günkü gibi seviyorsan,

gözlerine her baktığında içinde birşeyler kıpırdiyorsa,

adını her söylediğinde kalbin küt küt ediyorsa,

buna aşk değil sevgi derler, hemde en saf en güzel olanından. İşte asıl ölümsüz olan budur, aşk denen afyon değil. Boşuna dememiş Eflatun: ''Aşk en tehlikeli ruh hastalığıdır.'' diye.


Yazma Saati
10:38 ÖÖ

Cuma, Ağustos 12, 2005


İşte Google'ın uydu servisi aracılığıyla, Şırnak'ta dağlık alanda yazılı "Ne Mutlu Türküm Diyene" yazısı. İte köpeğe kapak olsun... Resmin büyük buyutu için linke tıklayın.
Tıkla

Yazma Saati
9:22 ÖÖ

Perşembe, Ağustos 11, 2005



1954 yılı İstanbul'undan bir manzara. ''Beşiktaş'tan Üsküdar'a yürüyerek geçmiştik'' demişti annem ama inanmamıştım. Eğer yaşamak istediğim bir zaman varsa o da 1950'li yıllarda İstanbuldur.

Yazma Saati
6:51 ÖS



Blog işine iyice ısınmaya başladım. Öğreniyorum yavaş yavaş. Yeni blog bu bir süre bunu kullunacağım çok hoşuma gitti, umarım beğenilir. Hayırlı uğurlu olsun....

Yazma Saati
1:16 ÖÖ

Salı, Ağustos 09, 2005



3 gün oldu ve hala etkisinden çıkamadım. Ne konserdi o öyle Allahım, hayatımda hiçbir zaman hipnotize olarak 2 saat o şekilde kalmadım. Öyle bir etki ki bu, adamlar ne dediyse yaptık. Ağlayanlar olmuş, tahminim 10.000 kişi vardı festivalde, Yedikule Zindanları öyle bir enerji görmemiştir. Gerek müzikal, gerek sahne şovu olarak 10 + bir etkinlikti. Hayatımda en önemli olay arasında kesin ilk 5'e girmiştir. Resim ise İstanbul HSBC ve Sinangog saldırılarının yapıldığı hafta tamamlandı ve onlara ithaf edildi. Ruhları şad olsun...

Yazma Saati
11:03 ÖÖ

Cuma, Ağustos 05, 2005


Voltron, yada bizdeki söylenişiyle Voltran
; küçüklüğümün en baba çizgi filmi. İlkokula gidiyordum bu çizgi filmle ilk karşılaşmamda. Eve koşarak giderdim, sanki hipnotize olmuş gibi izlerdim. Hele o kılıcı çekmez mi elleri arasından... O an nasıl sevinirdim kesecek ya öteki robotu ortadan ikiye!
Voltron 70 ülkede yayınlanan ve 1980li yılların en sevilen cizgi filmlerinden. Bir çizgi romandan televizyona aktarılan efsane 1984-1986 yılları arasında yayında kalmış halen de dünyada merchandising olarak yaşıyor.




Bu babayiğitler Voltron'ı oluştururlardı.
Soldan sağa: Sven, siyahlı; Keith, kırmızılı; Lance, mavili; Pidge, yeşilli; and Hunk, turunculu.. Aslan parçalarındaki asalate bak hey yavrum heeey.




Unutmadan birde Prenses Allura var. Arius gezegeninin sahabını kızı. Aslan Kalesi'nin gülü. Pembe giyiyor kendisi. Eee kraliyet tabi kalite olacak.













Aslanları daha yakından tanıyalım.



Siyah Aslan
Keith kullanırdı. Voltronun gövde ve başını oluşturur ısrarla da bunu vurgulardı. ''Bende başını oluşturacağıım!!!'' Castle of Lions'ın uzerinde dururdu. En karizma aslandır.

Mavi Aslan
Allura kullanırdı aslında bu aslan Lance'in ama o bir savaş sırasında yaralandığı için Allura kullanıyordu. Voltron'un sağ bacağı. Castle of Lions civarında olan gölün dibinden gelirdi.

Yeşil Aslan
Pidge kullanırdı. Voltron'ın sol kolu . Veledin kullandığı aslan ormanın derinliklerinden kopar da gelirdi yaldır yaldır. fareleri vardı dolanır dururlardı ortalıkta.

Sarı Aslan
Hunk kullanırdı. Voltron'ın sol bacağı. Çölün ortasında bir mağradan gelirdi mevzuu olduğunda. Şişman ama cesur bir arkadaş.

Kırmızı Aslan
Lance kullanırdı. Voltron'ın sağ kolu. Volkanın göbeğinden gelirdi lavlar arasından. En karizma çıkan aslandır zannımca.



Birde bittiğim olay şudur. Aslanlar kontak anahtarı yerine kartlı sisteme geçmişler. marşa kartla basıyorlardı nasıl hoşuma giderdi.








İşte şer odakları Zarkon ve şımarık oğlu Lotor. Döveceksin bunları ıslatıp ıslatıp, şerrefsizler sürüsü. Ama hep bilirdim Voltron çekecek kılıcı kesecek bunların robotunu hep iyiler kazanacak. Nerden bilecektim gerçekte olayların tam tersi olduğunu?? Ahhh ah çocuk olmayı özledim...





Yazma Saati
11:41 ÖÖ




Cumaaaaa... En sevdiğim gün işte bugün. Eve gidip izinli olduğum haftanın sonunda uyku zevkini tadabileceğim. Yastığım ve ben daha ne isterim? Zaten konser de var. Güzel geçecek bu hafta sonu inşallah. Yanlız evi toz götürüyor nasıl temizlenir nasıl olur bilmiyorum. Zaten benim en az cevap verebildiğim soru ''Hijyen nediiir?'' oldu bu işe girdiğimden beri. Resim ise Star Wars projelerimden biri. Daha güzel olabilir zaman bulabilirsem rötuş yapacağım biraz yeşillik koyayım sağa sola... :))

Yazma Saati
9:33 ÖÖ

Çarşamba, Ağustos 03, 2005


Konsere az kaldı. Hala inanamıyorum geldiklerine yaaaa...
Hayatta bir kere olabilecek olaylardan biri bu. Yedikule zindanları ve Manowar. Acaba Osmanlı zamanında ''Burada 300 yıl sonra konser verilecek hatta verenlerde sizden nefret ediyor'' deselerdi ne olurdu acaba? ''Tiz vurun kellesini...'' Globalleşme dedikleri bu olsa gerek.

Yazma Saati
9:52 ÖÖ

Salı, Ağustos 02, 2005



İlk yaptığım resimlerden. Bu resimle gerçekten yeteneklerimin olduğunu farkettim. Bayağı korkutucu ama güzel gene de be!

Yazma Saati
11:47 ÖÖ



Haftaya hayırlı olacağını düşündüğüm bir olayla başladım ama meşhur uğursuzluğum gitmedi üzerimden. Dün izin koparıp işle ilgili bir olayım vardı onu hallettim (Tebdili mekanda ferahlık olayı...) Sonra dedim ki ''Oğlım git kredi kartlarını yatır!'' Para çekicem bankamatikten anaaa, geri zekalı hep 10 - 5 ytll'ik verdi parayı. Bi tomar para soktuk cebe zaten altımda kapri var bol. Pıtı pıtı gittim Akbank'a aaa şube yerinde yok. Nerde kapandı...
Töbe töbe.. Finansbanka gittim o ana baba günü. İçeri bile giremiyosun. Bari dedim TV bozuk onu yaptırım serviste sarışın bir hatun var benim evin yakınında. Getirsene buraya diyo TV'yi. Saksı 72 ekran televizyonu nasıııl getirim sana? Deliridim gene ne kader yaşarmışım be...

Yazma Saati
8:54 ÖÖ

Blog Sahabı

79 yılında bir hata sonucu dünyaya gelen insan yavrusuyum. Çok konuşurum çok konuşurum ve çok konuşurum. Asabiyim, kompleksliyim, vodkayım, Redbullum, inatım, uyuzum, sevişgenim. Bodrumda betona düştükten sonra gerçeklerimi görmeye başladım. Bu durumdan rahatsız mıyım, sanmıyorum. Haa en önemlisi bekarım.
Yarışmaya İstanbuldan katılıyorum ve hiçbirinize başarılar dilemiyorum... Hadi iletişelim: atonicaya@gmail.com



Dünya Güzelleri

Rukk
Burcu
Nakhar
MADA
İndis
Mom
Burcuk
Püsküü
Mathy
isbn9760806
Su

Arşiv






































Son söz...



Sordum Soruyu

polls Internetten tanisilip, kurulan iliskiden...
Cacik olmaz..!
Bir ihtimal olabilir..?
Biraz heyecanlı biseylerçıkabilir...
Cok guzel bir iliski olabilir...
Ne sacma soru bu..?
Hepsinden biraz

play slots


Sosyal İçerik








Meraklıyım Ben

   


Çoook teşkür...

;Designed by mehgee
;Image from deviantart ; vampireDoLL
;Hosted by blogger and Photobucket
;Edited with Adobe Elements